Jules Gabrıel Verne’in Yaşam Öyküsü

J

J U L E S   G A B R I E L   V E R N E
(Nantes, 8 Şubat 1828 – Amiens, 24 Mart 1905)
 

     Jules Gabriel Verne, 8 Şubat 1828 tarihinde, Fransa’nın Nantes kentinde köklü bir burjuva ailesinin çocuğu olarak dünyaya geldi. Dava vekilliği yapan babası, oğlunun da kendisi gibi bir avukat olmasını istiyordu. Ancak, yeryüzünün yeni yeni keşiflerle sarsıldığı bu yıllarda, küçük Jules’ün tüm arzusu, başka ülkelere giderek yeni yerler görmek ve değişik insanlarla tanışmaktı.
     Babasının zorlayıcı baskıları ve otoriter tavrı nedeniyle on bir yaşında evden kaçtı ve Batı Hint Adaları’na giden üç direkli bir yelkenliye miço olarak gizlice girmeye kalktı. Daha ilk limanda yakalanarak ailesine teslim edildi.
     Baba baskısından kurtulabilmek için ister istemez hukuk öğrenimi görmeye başladı ve 1850 yılında doktora tezini tamamlayarak Paris’e yerleşti. Burada çok sayıda küçük tiyatro ve opera eserini kaleme alarak yazın yaşamına adım attı. Edebiyat salonlarına gitmeyi âdet edinmişti. Çağın ünlü yazarı Alexandre Dumas Pére ile böyle bir ortamda tanıştı. Dumas, ona bir tiyatroda iş buldu.
     Jules, edebiyatın yanı sıra bilimsel toplantılara katılmaktan da zevk alıyordu. “Arago” kardeşlerle sürekli birlikte bulundu ve fennî ilimlerde kendine yeterli düzeyde temel yaptı. 1850 yılında yazdığı “Dargınlıklar” adlı oyunun büyük başarı kazanması, hukuk yerine yazarlığa yönelmesine yol açtı.
     Tüm bu gelişmeler karşısında bir hukuk adamı olması konusunda ümitsizliğe düşen babası, son çalışmasını Nantes’da satarak, onun için borsada bir devlet memurluğu satın aldı. Bu sırada tarihler 1857 yılını gösteriyordu.
     Jules G. Verne’in kardeşi Paul gemici olmuştu. Aynı yıl, iki çocuk annesi genç bir dulla, Honorine Morel’le evlendi. 1861 yılında tek oğlu Michel dünyaya geldi.
     Borsadaki resmî görevine gitmeden önce, sabah erkenden kalkıyor ve yazılarını yazıyordu. Başta Edgar A. Poe olmak üzere dönemin bütün ünlü yazarlarını okudu. İskoçya’ya ve İskandinav ülkelerine seyahat etti.
     1862 yılında, daha sonra hem arkadaşı, hem de akıl hocası olacak Jules Hetzel’le karşılaştı. Hetzel, onun önceki yıllarda kaleme aldığı “Balonda Beş Hafta” adlı romanını 1863 yılında yayımladı ve çok büyük başarı elde etti. Aynı yıl, Nadar ile birlikte, Paris-Meaux arasında balonla seyahat etti.
     Artık okuyucular, edebiyata olduğu kadar zengin düş gücüyle bilime de hizmet eden bir romancıyla ve o döneme göre gerçeğin ötesine geçen bir düşünceyle karşı karşıya olduklarını anlamışlardı.
     Kuşkusuz o tarihlerde hiç kimse, Jules G. Verne ile birlikte bilim-kurgu türünün doğduğunu ve onun sezgilerinden birçoğunun, ileriki yıllarda doğru çıkacağını bilemezdi. Kendini tamamen yazarlığa verdiği için, 1866 yılında borsadaki görevinden istifa ederek Manş Denizi kıyılarındaki Crotoy kentine yerleşti. Hem yorgunluk atmak, hem de malzeme toplamak için, sonradan yat haline dönüştürülen büyükçe bir balıkçı teknesi satın aldı ve onunla kısa seyahatler yaptı.
     Jules G. Verne’in 1867’de yazdığı “Kaptan Grant’ın Çocukları”, 1873 tarihli “Seksen Günde Dünya Turu” ve 1878’de kaleme aldığı “Michel Strogoff” gibi eserleri tiyatroya da uyarlandı. Yılda bir ya da iki roman yazıyordu. Bir süre sonra teknesini değiştirdi ve Amiens kentinde bir otel satın alarak buraya yerleşti. Kent belediyesine, sözde hukukçu olarak radikal sosyalistlerin listesinden danışman olarak seçildi. Bu dönemde önemli kişilerle sıkça birlikte oldu. “Aya Seyahat”, “Denizler Altında Yirmi Bin Fersah” gibi bilim kurgu romanlarını –ki, bunlar bilimin maceraya dönüşmesi ile oluşmuştu– coğrafik keşif ya da tarihi karakterli romanlar izledi.
     Aile hayatında ise bir türlü aradığı huzuru bulamamıştı. Dünyanın dört bir köşesinden milyonlarca okuru olan yazar, ne yazık ki tek çocuğu ile bir türlü anlaşamıyordu. Dengesiz ve sinirli bir yapıya sahip olan Michel, zaman zaman babasını çileden çıkarıyordu.
     Onu önce Nantes’a, daha sonra da Batı Hint Adaları’na yolladı. Michel, belki de o yıllarda babasını etkisi altına alan genç yeğen Aristide Briand’ı kıskanıyordu. Onun, babasına kendisinden daha iyi davrandığını düşünüyor olacaktı. Bu düşünceler altında, 1886 yılında geçirdiği yoğun bir sinir krizi sırasında onu bacaklarından vurdu.
     Yeğeninin bir süre sonra ölmesi, onun peşinden edebî kariyerini yönlendiren güvenilir arkadaşı ve editörü Hetzel’in vefat etmesi, kendisini oldukça sarstı.
     Jules G. Verne, yine de önemli kişiliğini sürdürüyordu. Amiens’te bir belediye sirki inşa ettirdi. Seyahat zevkini ise kaybetmişti. Son teknesini, on iki mürettebatıyla birlikte, çok pahalıya mal olduğu için sattı.
     Romanlarını yazarken hiçbir yardımı kabul etmez, ilk satırından son satırına kadar kendisi ilgilenir, kitabında yer vereceği bilgilerin doğru bilgiler olmasına çok özen gösterirdi. Onun bu titizliğini çekemeyenler, böylesine önemli eserler üretebilmesi için ücretli yazar kullandığını iddia ettiler. Yazmadığı zamanlar, dünyanın her tarafındaki binlerce hayranından gelen mektuplara yanıt verirdi. Son yıllarda, bilhassa Adolphe D’Ennery ile birlikte, romanlarını tiyatroya uyarlamaya çalıştı.
     Jules G. Verne’in sayısı iki yüzü bulan eserlerini;
     a) Kısa Hikâyeleri,
     b) Olağanüstü Keşif ve Seyahat Romanları,
     c) Tiyatro ve Opera Oyunları,
     d) Söylev, Şarkı ve Şiirleri,
     e) Coğrafî, Tarihî ve İlmî Eserleri, şeklinde gruplandırmak mümkündür.
     Sağlığında yazarına birçok ödül kazandırmış bu eserler, değişik zamanlarda beyaz perdeye aktarılmış, dünyanın en ünlü tiyatrolarında yıllarca sahnelenmiş ve kitap olarak farklı dillerde binlerce baskı yapmıştır.
     Jules G. Verne, hemen her eserinde yeni bir buluşun temelini atmış, çağının birçok ilim adamına bu konularda esin kaynağı olmuş, ipuçları vermiştir. Bir zamanlar hayal sayılan fikirler ve çalışmalar, neredeyse bugün gerçekleşmiş durumdadır.
     Haklı nedenlerle kendisine “Bilim Falcısı” unvanı verilen bu müstesna yazar, ülkemizde de kısa sürede tanınmış ve klasikleşmiş belli başlı romanları Türkçeye çevrilerek değişik yayınevleri tarafından sevenlerine ulaştırılmaya çalışılmıştır. Yine de geride bırakılan çok sayıda eserinden, Türk okurunun haberdar olduğunu söylemek mümkün değildir.
     Jules G. Verne, 24 Mart 1905 tarihinde, geçirdiği bir diyabet krizi sonucunda Amiens’de ölmüştür. Mezarı buradadır. Doğduğu kent olan Nantes’a, sonradan büyük bir heykeli dikilmiştir.
     Onun bitirmeye fırsat bulamadığı romanlarının büyük bir kısmını, daha sonra barıştığı oğlu Michel tamamlamıştır. Adına kurulmuş yüzlerce vakıf, kulüp, dernek, vs. bugün bu büyük yazarın ismini ilelebet yaşatmak için çaba göstermektedirler.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz