Eşek ve Çekirge

E

     Uzun zamanlar önce, tarlaların birinde bir eşek varmış, ot yer yaşarmış. Arada bir anırır, tarladakilerin kulaklarını çınlatırmış. Ama değmeyin neşesine; öyle neşeli, öyle kendinden eminmiş ki…
     Fakat bir gün hayatından memnun olmadığına karar vermiş. Anırdığı zaman tarladaki herkes kulaklarını kapatıyor, o sussun diye önüne ot koyuyorlarmış. Zavallı eşek, ne yapmalı da bu sesi düzene sokmalı diye düşünüp duruyormuş…
     O sırada bir çekirge atlamış önünden; öyle de güzel sesi varmış ki, bayılmış bizim eşek. O ötmüş, bizimki anırmış. Bakmış olmuyor, çekirgeye doğru eğilmiş;
     “Çekirge kardeş affedersin,“ demiş.
     Çekirge bakmış ona:
     “Söyle bakalım?” diye sormuş.
     “Ben de sizin gibi ötmek isterim, acaba ne yapmalıyım?”
     Çekirge şaşırmış;
     “Ne bileyim, ben doğduğumdan beri hep böyle öterim!” demiş.
     “Peki, ne yiyip içersiniz?“ diye sormuş eşek. “Belki sizin yediklerinizi, içtiklerinizi alırsam, sesim size benzer dimi?”
     Çekirge bir hoplamış, iki zıplamış;
     ”Biz çiçeklerin üstündeki çiğlerden yeriz sadece,” demiş. “Yani çiçeklerin üstündeki sulardan içer, karnımızı doyururuz.”
     O günden sonra sadece çiçeklerin üzerindeki sulardan içmiş bizim eşek. Kısa bir zaman sonra da açlıktan ölmüş tabiî. Herkes kendine verilen özelliklere göre yaşamalı, onu bunu taklit ederken kendine zarar vermemeli.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Sevgi