Masallar Hakkında

M

     Çoğu geceler, büyüklerimizin dizinde, tatlı uykumuzu bile feda ederek saatlerce dinlediğimiz masallar, halkın ortak bilincinden doğmuş, ağızdan ağza, kuşaktan kuşağa süregelen, yer ve zamanı bilinmeyen, normal ya da olağanüstü şahıs veya peri, cin, dev, ejderha gibi yaratıklara ait olağandışı ve tamamıyla hayal ürünü birtakım olayların hikâye edildiği sözlü Halk Edebiyatı ürünleridir.
     Masallar çok eski geçmişe sahiptirler. İlk insan topluluklarında ortaya çıktığı varsayılır. Her zaman ve her yerde halkla birlikte varlıklarını sürdürürler, insanlığın, yaşam ve doğa karşısındaki ortak duygu ve düşüncelerini işlerler. Bugün bir ülkenin herhangi bir yöresinde tespit edilen bir masala, o ülkenin çeşitli bölgelerinde, ufak tefek değişikliklerle rastlamak mümkündür. Hatta küçük anlatım farkları, ifade ediliş biçimleri ve bazı motif benzerlikleriyle pek çok masalın, değişik milletlerin sözlü edebiyatlarında yer almış olduğu görülebilir.
     Masallar, ortaya çıktıkları zaman bir kişinin malı iken, yaygınlaştıkça, yöreden yöreye, ülkeden ülkeye geçtikçe ilk söyleyeni unutulur, toplumun malı olur. Kendisini meydana getiren kişinin masal üzerindeki varlığı silindikçe toplumun ortak değerlerini bünyesine katar.
     Masalların içinde eski kültürlerin, dinlerin, törenlerin başlangıcını bulmak mümkündür. Masallar, bu yüzden kolektif karakter taşırlar.
     Masallarda çoğunlukla iyilik-kötülük, doğruluk-haksızlık, adalet-zulüm, alçakgönüllülük-kibir gibi zıt durumların temsilcisi olan kişilerin mücadelelerinden ya da insanların, ulaşılması güç hedef ve gayelere varma isteğinden doğan hayaller, umutlar işlenir. Bunlar belli bir topluma mal olabilecek özellikler olmayıp, herhangi bir toplum tarafından kolaylıkla benimsenebilecek kalıplardır.
     Bu görüşten hareket ederek masallara, ele aldıkları konular açısından yaklaşılınca “millî masal olmaz” hükmüne varılabilir. Ancak masalın temelini oluşturan konuyu, genişletip olgunlaştıran yöresel unsurlar olduğuna ve bu unsurlar da çoğunlukla millî karakter taşıdıklarına göre, her masal, onu söyleyen çevrenin ve milletin özelliklerini de taşır ve mutlaka millî bir özellik içerir demek yanlış olmayacaktır.
     Masallar, “masalcı” denilen kişiler tarafından bir topluluğa karşı da anlatılır. Masalları kuşaktan kuşağa aktaran ve onlara ait oldukları çevrelerin özelliklerini katan bu kişilerdir. Masalcılar sadece masal kahramanlarına can vermek, onları dile getirmek ve konuşturmakla kalmazlar, masala kendi millî dillerinin ve zevklerinin olanaklarını, kendi toplumlarının kültür zenginliklerini, yaygın değerlerini de eklerler ve böylelikle masalları yöreselleştirirler.
     Masallara söyleniş güzelliğini veren masalcılardır. Her masalcının kendine göre bir anlatım tarzı vardır. Bu tarz, bir kişiden doğar ve anlatıla anlatıla zaman içinde olgunlaşır. Böylece, söyleniş şekillerine göre de masallar millî ve yöresel özellikler kazanır. Bu süreç içinde aynı masalın varyantları meydana gelir.
     Masalların dili, anlatıldığı çevreye ve anlatanın karakter ve kabiliyetine göre değişir. Köy ve kasaba masalları ile şehir masalları arasında tarz ve özellik farkı vardır. Masallarda, genellikle anlatım sırasında betimlemelere yer verilmez. Daha çok geniş zaman ya da geçmiş zaman kipleri kullanılır.
     Ana dili, farkında olmadan insana, daha ilk çocukluk yaşlarında sevdiren ilk eserler masallardır. Masallar her ne kadar annelerin, babaların ağzında dile gelseler de, ninelerin, dedelerin dilinde tatlanırlar.
     Masallarda çoğunlukla tek bir olay anlatılır. Bu olayda ele alınan hayal-gerçek, soyut-somut, maddi-manevi birtakım konu, problem ve motifler, insanları eğlendirirken, aynı zamanda örnek olma özelliği de taşırlar.
     Masallarda, olayları meydana getiren ya da çevrelerinde birtakım olayların meydana geldiği kahramanlar belli bir yer ve zamanda yaşamış olan bir topluluğun belli bireyleri değillerdir. Masal kahramanları “padişahın biri”, “tüccarın biri”, oduncunun biri” gibi ifadelerle belirsiz hale getirilerek verilir. Bazen kişilerin belirli adları varsa da, bunlar ya anlatımı kolaylaştırmak için ya da kişinin özel bir durumunu belirtmek için söylenilen adlardır. Keloğlan buna tipik bir örnek teşkil eder.
     Masallarda insanın yerini tilki, horoz, aslan gibi hayvanların aldığı da olur. Bazen masal kahramanları arasında ejderha, cin, peri, dev gibi gerçek hayatta görülmeyen varlıklar da yer alır.
     Türk masallarında her tabakadan, her meslekten kişiler vardır: Padişah, şehzade, vezir, tüccar, köylü, kocakarı, cadı, cariye, halayık, hırsız, dilenci, şeyh, derviş vb. Bunlar, taşıdıkları özellikler bakımından bizim toplumumuzun insanlarıdır. Onlarda insanımızın birçok özelliğini bulmak mümkündür. Bu kahramanlar davranışları ile diğer milletlerin masal kahramanlarından ayrılırlar. Bu insanlar arasında akıllı-aptal, dürüst-sahtekâr, adil-zalim insan tiplerine rastlanır. Masallar, bu kahramanlar aracılığıyla, örnek alınacak ya da kötülüklerinden sakınılacak insanları dinleyici karşısına çıkarır. Hemen bütün masallarda, olumlu yönler güzelde ve iyide, kusurlar ise çirkinde ve kötüdedir. Masal sonunda daima olumlu tipler kazanır.
     Masallardaki insanları; kadın kahramanlar ve erkek kahramanlar olmak üzere ikiye ayırabiliriz.
     Masallarda kadınlar erkeklere göre daha fazla yer alırlar. Buna neden, herhalde masalların daha çok kadın çevrelerinde doğup gelişmeleridir.
     Masallarda yer alan birinci derecede kadın kahramanlar, çoğunlukla iyi yürekli, çalışkan, dürüst, uysal ve güzel kadın tiplerini canlandırır. Bu tipler çoğu zaman mutluluğa ve feraha erinceye kadar eziyet çeker. Kimi zaman kendi sevdiğinden, kimi zaman da üvey anadan, kıskanç üvey ablalardan, kötü huylu komşu kadınlardan gelen olumsuz söz ve davranışlardan etkilenir. Bu kadınların en önemli özelliği sabırlı oluşlarıdır. Sabır taşı çatlar. O çatlamaz!
     Masallarımızda kendisine tuzak kuranlara, hasımlarının silahları ile cevap veren, başarıya ulaşmak için erkek kılığına giren, sabrını daha da zorlamadan hakkını almak için kötülere ve kötülüklere karşı başkaldıran kadınlara da rastlanır.
     Masallarımızda kadın kahramanlar hep olumlu tipler değildir elbette. Cadı karılar, üvey analar, zalim ve kötü niyetli kaynanalar, kıskanç kız kardeşler olumsuz tipleri temsil ederler.
     Cadı karılar daima kötülük yapmak üzere masallarda yer alırlar. Tek silahları büyüdür. Kötülüklerini mutlaka bir çıkar uğruna yaparlar.
     Masallarda yer alan erkek kahramanları da belli tipler etrafında toplamak mümkündür. Bu tipler, örnek alınacaklar (iyiler) ve kaçınılması gerekenler (kötüler) olmak üzere iki grupta toplanır.
     Masallarda padişah (kral) da önemli yer tutar. Çok zengindir. Altın ya da gümüşten saraylarda, kıymetli taşlarla süslü tahtlarda oturur. Bazılarının hiç çocuğu yoktur. Bazılarının da kimi zaman tek, kimi zaman üç kızı vardır. Üç oğlu olan padişahlara da çok rastlanır. Genç olanlar, aynada hayalini gördükleri peri kızına âşık olurlar. Yaşlı olanlar, kızlarıyla evlenmek isteyen şehzade (prens) ya da delikanlılardan, yapılması mümkün olmayacak ve küçük bir zaman aralığına sığdırılacak görevleri isterler. Bu süre içinde istenileni yapamayan delikanlıyı öldürtür. Ancak, kötülük yapan padişahlar da, diğer kötüler gibi daima cezalarını bulurlar.
     Masallarda, insan kahramanların dışında dev, cin, peri, orman cücesi gibi hayal ürünü yaratıkların yer almalarını yadsımamak gerekir. Aslan, tilki, at, güvercin gibi hayvanlar, çeşitli çiçek ve ağaçlar, dağ, taş, mağara, kuyu gibi unsurlar da diğer masal kahramanlarıdır; masalların akışı içinde önemli roller üstlenmişlerdir.
     Bu kahramanlardan “Dev” masallarda en çok rastlanan doğaüstü yaratıktır. Dış yapısı bakımından çoğu zaman insana benzer. İri vücudu ile tozu dumana katarak masala girer. Onun için yer ve zaman önemli değildir. Bir yıllık mesafeyi bir anda alabilir. İnsan etini sever, büyük yapılarda, etrafı kalın ve yüksek duvarlarla çevrili esrarlı şatolarda oturur. Hiç kimsenin sahip olamayacağı, padişahlar dahil hemen herkesin elde etmek istediği sihirli meyvelerin, gizli hazinelerin anahtarlarının, kılıçların, çalgıların, başa geçirilince görülmez hale gelinen külahların, güzellikleri dünyaya ün salmış kızların sahibi ya da bekçisidir. Neticede, tesadüfen ya da hile ile insanoğlu (masal kahramanı) tarafından öldürülür.
     Masallarda devlerden sonra önemli yer alan olağanüstü yaratık “Arap”tır. Bunlar masal kahramanlarına iyilik yapan varlıklar arasında yer alırlar. Zorda ya da darda olana yardıma koşarlar. İyi insanları tehlikelere karşı korurlar. Çoğunlukla, iki kılın birbirine sürtülmesi veya bir yüzüğün ovulması ile birdenbire ortaya çıkarlar. Bunların “bir dudağı yerde, bir dudağı gökte”dir. Dara düşen masal kahramanı rahata erdikten sonra, geldikleri gibi birden kaybolurlar.
     Masalların kendilerine göre bir mantığı ve düzeni vardır. Hayvanlar konuşur, şekil değiştirir, insan olur; insanlar hayvana dönüşür. Aklın alamayacağı kadar büyür ya da küçülürler. Yedi kat yerin altına veya yedi kat gökyüzüne çıkarlar. Masallarda imkânsızlık yoktur. Düşünülebilen ya da düşünülemeyen, aklın sınırlarına sığmayan her şey masallarda imkân dahilindedir.
     Sözlü edebiyat ürünleri olan masalların zevkine dinleme ile varılır. Buna rağmen masallar, zaman zaman unutulmamaları, kaybolmamaları için derlenmiş ve yazıya dökülmüşlerdir. Böylece masallar hem yazılı ve hem de sözlü edebiyat ürünü olarak varlıklarını, giderek artan bir hızla sürdürmüşlerdir.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Sevgi