ADD Bozyazı Şubesi’nin Açılış Konuşması

A

ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ BOZYAZI ŞUBESİ’NİN AÇILIŞ KONUŞMASI

       Sayın konuklar,
       Bugün 10 Kasım 1997… Bugüne kadar hep kederli geçirdiğimiz 10 Kasım’ı, bu sefer coşkulu ve huzurlu bir şekilde kutlamanın mutluluğunu yaşıyoruz.
       Mutluyuz… Çünkü seneler geçse de, büyük Atatürk tarafından tespit edilmiş olan temellerin ne kadar sağlam atıldığını görüyor, uygar ve demokratik Türkiye’nin çağdaş dünyada bulunduğu yerin öneminin neler olduğunu hissediyoruz. Aynı zamanda, tüm dünyada ilerici devlet adamları listelerinde daima birincilik sırasını koruyan ve ilelebet koruyacak olan Atatürk’ün bu özelliklerini nasıl bugünlere getirdi isek, bizden sonraki kuşaklara da iletmenin sorumluluğunu taşıyoruz…
       Coşkuluyuz… Çünkü belki bugüne kadar ferden ortaya koyamadığımız bir birlikteliği, aynı çatı altında bir araya gelerek kutluyoruz. Şurada toplanmış olan grubumuzun, aynı duygulardan esinlenerek bir araya gelmesinin daha büyük hareketlerin çekirdeğini de teşkil edeceğine inanıyoruz. Sadece düşünen değil, aynı zamanda üreten ve ürettiğini toplumla paylaşan ve bu duygularını laik, demokratik ve çağdaş bir Türkiye için sıcak, sımsıcak tutan bir zincirin halkası olacağımız için de seviniyoruz…
       Huzurluyuz… Çünkü bekçiliğini yaptığımız temel prensipleri, sonu hüsran da olsa, zaman zaman değiştirmek yolunda teşebbüslerde bulunan siyasi İslâmcıların, Müslümanlıkla bağdaşmayan hareketlerinin asla ve asla ülkemizde yerleşecek ortam bulamadığını görerek huzur duyuyoruz. Sizler, bizler ve aynı değerlerde büyüteceğimiz çocuklarımız var oldukça, istismardan ve takiyyeden başka bir şey olmayan, uygarlığa kapalı, karanlık düşünce ve emellere sahip bu bir avuç zavallılar grubu asla muvaffak olamayacaklardır…
       Ülkemizin içerisinde bulunduğu siyasi ve ekonomik şartlar ve bunlara direkt veya endirekt olarak tesir eden diğer hususlar, ne yazık ki olumlu bir tablo çizilmesine müsait değildir. Pek tabii, geçmişte olduğu gibi, gelecekte de birçok problemlerimiz olacaktır. Bunların üstesinden gelmek, Atatürk’ü düşünmekle değil, Atatürkçü düşünceyi toplum hayatına geçirmekle mümkün olabilecektir…
       Şu anda, milyonlarca kişinin kalbi Ankara’da, Anıtkabir’de, yüce Ata’nın huzurunda atmakta, ağızlarından ve yüreklerinden tek bir söz, tek bir yemin çıkmaktadır; “Atam, emanetlerinin ilelebet bekçisi olacağız!”
       Hepinize teşekkür eder, saygılar sunarım.
(10 Kasım 1997)

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz