Faruk Bildirici (Hürriyet Gazetesi)

F

MİT’TEN MİZAHİ ANILAR
Emekli MİT’çi gülümseten anılarını kaleme alıp yayımlayınca MİT de MİT olmaktan çıktı.

     Bir gelenek daha yıkılıyor! İstihbarat elemanlarının emekli olduktan sonra köşelerine çekilip, anılarını kendilerinde saklama geleneği artık sona eriyor.
     Emekliye ayrılan MİT görevlisi Yılmaz Tekin, sır perdesini aralamaya karar verdi ve bir ilk’e imza attı! Gülümseten anılarını bir kitapta topladı: “Bir Gizli Servis Mensubunun Anıları”
     Tekin’in kitabı, alışılmış ajan kitaplarından değil. MİT’in gizli bilgilerini, orada yapılan çalışmaları anlatmak yerine işin mizahi yanını öne alan güler yüzlü bir kitap. İstihbarat elemanlarının da insan olduğunun altını çizen, gülümsetirken düşündürmeyi hedef alan bir kitap!
     İlk satırlardan itibaren anlaşılıyor ki, Tekin, MİT’e girdiği ilk günden itibaren etrafında olup bitenleri mizahi bir gözle izlemeye başlamış; gördüklerini belleğine yerleştirmiş! Aradan uzun yıllar geçtikten sonra kaç kişi işe girerken yapılan sınavı, doktor muayenesini hatırlar? Tekin, mülakat sınavındaki coğrafya sorularını ve de daha önemlisi MİT doktorunun muayenesini unutmamış, o gün yaşadıklarını satır satır aktarmış kitabına.
     “… Üzerinde doktor giysisi vardı. Maviye çalan küçük gözleriyle hepimizi tek tek süzdü ve sonra; ‘Hadi soyunun bakalım. Pantolonlar ve donlar aşağıya!’ dedi.
     Bir çırpıda önce pantolonları, daha sonra, biraz çekinerek de olsa, donlarımızı aşağıya indirivermiştik! İşte, tam bu kritik anda, içeriden bir ses duyuldu. Bürosunun telefonu çalıyordu! Doktor, telefona cevap vermek için hemen yan odaya geçti. Biz öylece kalıvermiştik! Herhalde görülmeye değer bir manzara sergiliyorduk. Tam makaraları koyvereceğimiz sırada, içeriden doktorun sesi duyuldu:
     ‘Arkanızı dönün ve eğilin… Şimdi geliyorum!’
     Hoppala… Neler Oluyordu? Bütün tebessümler bıçak gibi kesilmişti. Bizi sağlık muayenesinden başka hiç aklımıza gelmeyen bir şeyler mi bekliyordu acaba? Yoksa bu, gizli servisin, yine gizli giriş şartlarından biri miydi? Doktor da hiç öyle birine benzemiyordu ama! Aramızdan hiç kimse eğilmeye cesaret edemiyor, bu önceliği, büyük bir nezaket duygusuyla (!) bir diğerine bırakıyordu…
     ‘Dikilmeyin, eğilin dedim size!’
     Odaya geri dönen doktorun sesi, bu kez daha bir sert çıkmış, biz de hep birlikte, birdirbir oynayan çocuklar gibi bir dizi halinde yere doğru eğilmiştik.
     Doktor büyük bir ciddiyetle arkamızda dolaşıyor ve 10 tam puan vereceği talihli popoyu seçmeye çalışıyordu! Saniyeler geçmek bilmiyor, sanki midemiz, kaderin bu cilvesini de hazmedecekmiş gibi, hazırlıklarını tamamlamış bir şekilde bekliyordu!
     ‘Kalkın giyinin!’
     Neden sonra, içinde bulunduğumuz durumdan kurtulup aceleyle pantolonlarımızı yukarıya çektiğimizde, olayın etkisinden sıyrılarak daha makul düşünmeye başlamıştık. Atlattığımız bu büyük tehlikenin (!) aslında çift cinsiyetlilik ve homoseksüellik belirtilerini aramak amacıyla yapılan olağan bir muayene olduğunu anlamıştık.”
     Tekin’in kitabı, benzer öykülerle akıp gidiyor. Rus diplomatlarını izleyen acemi istihbaratçıların pazardan kabak, patates dolu fileyle MİT’e dönüşü, çantalara yerleştirilen minyatür fotoğraf makinalarıyla hedeflerin yüzleri yerine ayakkabılarının fotoğraflarını çekebilmeleri, takip sırasında asansörde sıkışıp kalmaları, yanlışlıkla geneleve girmeleri…
     Kitapta aktarılan bütün bu öykülerin en önemli yanı, hiçbir isim ve tarihi içermemesi, kurumun gizli çalışmalarını deşifre etmemesi. Tekin, önsözde, bu noktanın altını çiziyor:
     “Amacım, bir tarih yazmak, önemli birtakım olayların analizlerini yapmak, bir misyonun avukatlığını üstlenmek veya insanları etkilemek değildi. Mümkün olduğu kadar, hiçbir kurumu ve şahsı karşıma veya yanıma almadan, yer, isim ve sır vermeden, dokümante etmeden, konuları yaşanmış bir tarih süreci içerisinde işlemeye ve okuyucuya, bizim gibi insanların da o kadar ciddi işlerinin arasında birtakım güzel anılarının olabileceğini anlatmaya çalıştım.
     Çuvaldızı ise serbest bıraktım. Hak eden kendine batırsın diye!”
     Bu nedenle kitabın alt başlığına “ÇUVALDIZ-1 Meslekte İlk Yıllar” koymuş. Anlaşılan bu kitap bir başlangıç! MİT, ilk kez böylesi bir pencereden gözler önüne serilecek. Fakat Tekin, henüz kamuoyunun önüne fotoğraflarıyla çıkmaya hazır değil. Şimdilik de olsa yüzünün gölgede kalmasından yana… 

(Faruk Bildirici – Hürriyet Gazetesi – 6 Kasım 1999)

 

Yazar hakkında

Yazan: Yılmaz