Mezarlıklarımızda Kafatası Avcıları Kol Geziyor-gazete haberi
Mezarlıklarımızda Kafatası Avcıları Kol Geziyor-gazete haberi

Mezarlıklarımızda Kafatası Avcıları Kol Geziyor-gazete haberi

       Ölmüşlere saygıyı unutmuş bulunanlar konuyu ticari bir meta haline getirmişler…
       Mezarlardan alınan kafatasları ve diğer kemikler, Tıp Fakültesi öğrencilerine para karşılığı satılıyor…
       Türkiye Gazetesi’nin 9 Ocak 1986 tarihli nüshasında yer alan ve İstanbul-Bakırköy’deki sanayi sitesi inşaatı nedeniyle boşaltılmasına karar verilen Mahmutbey Köyü mezarlığındaki “Kaybolan Başlar” konusunun araştırılması neticesi, olay değişik bir yön kazandı.
       Ankara ve İstanbul gibi büyük şehirlerimizde mevcut bulunan Tıp Fakültesi öğrencileri, gerek bizzat, gerekse malı temin eden aracı kişiler kanalıyla kafatası, omur ve diğer iskelet kemiklerini satın alıyorlar.
       Konu hakkında görüşme yaptığımız bir grup öğrenci şunları söyledi:
       “2’nci sınıfta okuyoruz. Anatomi dersinde laboratuvarda faydalı olur amacıyla kemik satın alıyoruz. 8 ilâ 10 bin lira para istiyorlar. Bazılarımız, daha üst sınıflarda okuyanlardan daha ucuz temin edebildi. Çoğumuzun sahip olmadığı Sobotta atlasından veya ders levhalarından öğrenmek kabil olmuyor. Okulda, genellikle 12-15 kişilik gruplara verilen numune kemikler ise yeterli olmuyor. Elden ele geçirip seyretmekle yetiniyoruz…”
       “Kemikleri nasıl temin ediyorsunuz?” sorusuna da cevap veren öğrencilerden M.K. devamla;
       “Kafatasının gerekli olduğuna kanaat getirince, bir arkadaşımla birlikte şehir mezarlığına gittik. Orada bizi karşılayan kişiye, Tıp Fakültesi öğrencisi olduğu-muzu ve kafatası alacağımızı söyledik. Beraberce kümbet şeklinde bir yere girdik. Burada, çuvalların altında köşeye yığılmış bir sürü kemik vardı. Biz sadece kafatası alacağımızı belirttiğimiz için seçmeye başladık. Bazısının alt çene kemikleri düşmüş ve kaybolmuş olduğundan, başka çene kemiklerinden uyanlardan birer takım yapmak istedik. Bu arada, bizi oraya getiren kişi, sağlam olanını seçmek gayesiyle kafataslarını birer birer duvara vuruyordu. Elastikiyetinden ötürü bir top gibi sıçrayan ve tınnn diye ses çıkaran iki tanesini ayırıp bize verdi. ‘Bunlar yeni kafatasları, ilaçlayın, dikkat edin kurtlanmasınlar,’ diye de tavsiyelerde bulundu.” demiştir.
       Şimdi soruyoruz; mezarında huzur içerisinde yatan ölülerimizi, dinimizin akidelerine, bırakın bunu mevcut kanunlara karşı çıkarak vicdani hiçbir temele dayanmadan soyan ve kazanacakları parayla mezarlarında rahat uyuyacaklarını zanneden gafillere kim dur diyecek? Mezarlıklar Müdürlüğü yetkilileri ne gibi önlemler alacak, ölülerimize kim sahip çıkacak?
       SAĞLAMLIĞININ ÖLÇÜSÜNÜ DUVARA VURARAK ANLAMAYA ÇALIŞAN KİŞİLERDEN KİM HESAP SORACAK?
(Ocak 1986)