Şule Türker (Sabah Gazetesi)

Ş

BİR İSTİHBARATÇININ ANILARI
Uzun yıllar Millî İstihbarat Teşkilatı’nda (MİT) çalışan Yılmaz Tekin, anılarını üç kitapta topluyor.

     Yılmaz Tekin, MİT’e başvurusu ile başlayan aylardaki anılarını, ilk kitabı “Bir Gizli Servis Mensubunun Anıları-Çuvaldız-1”i Ümit Yayıncılık’tan çıkardı. Serinin ikinci kitabı 15 Aralık, üçüncü kitabı da Şubat 2000’de çıkacak. Tekin, “kurumun prensiplerini çiğnememek ve hoşgörü duvarını aşmamak için” fotoğrafının yayınlanmasını istemiyor.
     Önsözüne, “Geçmiş zaman içerisinde şimdiki yeni kuşağın hiç bilmediği, birçoklarımızın hatırlamadığı veya hatırlamak istemediği olayların yaşandığı bir çağda, çok büyük badireler atlatan ve bugün de atlatmaya devam eden, ancak iç ve dış güçlerin onca çabalarına rağmen hâlâ yıkılmayan ve dimdik duran ülkemizin, bizzat yaşanmış gerçeklerini göstermeye çalıştım. Çuvaldızı ise serbest bıraktım; hak eden kendine batırsın diye!” yazdığı kitabının oldukça ilginç ve mizahi bölümleri bulunuyor. İşte kitabın ilginç bölümlerinden kısaca alıntılar…
     İmam İşini Bilir:
     Yaklaşan seçimler nedeniyle ilçeye, MSP Genel Başkanı ve heyet gelmişti. Camiye abdest almadan girilince amirime, “Neden abdest almadan girdiler?”  diye sorduğumda amirim, “İmam sana uymazsa sen imama uy,” dedi. Yakındaki Kasabada camiye tekrar girilince de, “Az önce camiden çıkılmadı mı?” diye yeni bir soru yönelttim. Amirimden, “Birinde farzına, diğerinde sünnetine niyet etmiştir. Hoca bu, işini bilir!” cevabını aldım.
     Ava Giden Avlanır:
     Tatbikat gereği bizim müdürü takip edecektik. Şehrin ortasından geçen anayola çıktı. Yüksek duvarlarla çevrili bir bahçenin otoparkına girdi. Park yerine yaklaştıkça, buranın genelev olduğunu fark ettik. Her birimiz etrafa dağıldık, patronu aramaya başladık. Bizim durumumuz içeridekileri telaşlandırmıştı. Biraz sonra içeride kimse kalmadı. Çıkışta müdürün arabasının olmadığını gördük. Hiç içeri girmemiş, arabanın içine yatmış, bizi atlatmıştı. Ertesi gün Albay çağırdı: “Sizi takip kursu için çağırıyoruz, siz ise nerelere gidiyorsunuz!” diye bir güzel fırçaladı.
     Takviye Personel:
     Anarşi ve terörün yoğun olduğu dönemde hepimiz nöbet tutuyor ve çok yoruluyorduk. Durumu başkanlığa bildirerek takviye personel istedik. Gelen cevapta, talebimizin olumlu karşılandığı ve teslim günü bildiriliyordu. Ben yeni arkadaşları teslim almaya gittim. Uğradığım Personel ve İdarî İşler Müdürü, “Bahçedeler; biri Karabaş, diğeri de Toraman,” demez mi?
     Yazar Tekin, ciddi müessesenin başından geçen ciddi olayları mizahi şekilde ele aldığını söylüyor…

     (Şule Türker – Sabah Gazetesi – 5 Kasım 1999)

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz