4. Ağır Ceza Mahkemesindeki Savunmam

4

     Sayın Hâkim,
     Dava konusu olan “Bir Gizli Servis Mensubunun Anıları–Çuvaldız-1 (Meslekte İlk Yıllar)” isimli kitabımı yazmaya karar verdiğimde amacım, yaşanmış bunca olayın arasından birkaç mizah damlasını ayırıp okuyucuya ulaştırmaktı. Yine amacım, bir dönemin tarihini yazmak, önemli olayların analizlerini yapmak, bir misyonun avukatlığını üstlenmek ve bu yollarla insanları etkilemek değildi. Hiçbir kurumu, şahsı veya ideolojiyi karşıma veya yanıma almadan, yer, isim, sır vermeden, dokümante etmeden, bizim gibi toplumda kara gözlüklü, kara düşünceli olarak bilinen insanların da başlarından güzel anıların geçebileceğini anlatmak ve yıllardır gözyaşı ve acı ile bunalmış insanlarımızın biraz olsun gülümsemelerini sağlamak istedim. Zaten bu hususlar, muhtelif yayın organlarınca aynı paralelde değerlendirilip kamuoyuna ulaştırılmıştır.
     Sayın Hâkim,
     Bir basın organında “Yerli James Bond MİT’e Karşı” diye başlık atılmıştı. Asla böyle bir şey olamaz. Bizler, kendi teşkilatımıza karşı çıkmak için eğitilmedik ve sonucu ne olursa olsun böyle bir işe tevessül etmeyiz. Ancak, şimdi sanık sıfatıyla karşınızda bulunuyorsak, sadece kendimizi savunmaya çalışırız… O kadar! Takdir yüce mahkemenizindir.

  1. Öncelikle “Bir MİT mensubu anılarını anlatan kitap yazamaz,” denilmekte. Bu genel kural olarak kabul edilse bile, zaman zaman delindiği bir gerçektir. Kitapçı vitrinleri bu gibi kitaplarla doludur. Benim tespit edebildiğim 20 kadar kitap var ve işte onlardan 4 örnek:
  2. a) Analiz: Mehmet Eymür (K/Terör D. Bşk.)= A’dan Z’ye her şeyi belgelerle anlatan bir kitap.
  3. b) Kontrgerilla: Cihat Akyol (İstihbarat Bşk.)= Gerillayı ve ona karşı savaşmayı öğreten eğitim kitabı.
  4. c) Bir Gizli Servisin Tarihi: Tuncay Özkan (Gazeteci)= Bu kitabı yazarken MİT’ten izin almadığını ve tam 68 kişi ile görüştüğünü yazıyor.
  5. d) Bay Pipo-Bir MİT Görevlisinin Sıra dışı Yaşamı: Soner Yalçın-Doğan Yurdakul (Gazeteciler)= Kitabın arkasına “İşte MİT’in gayrı resmî tarihi” diye yazmışlar.
  6. e) Mahir Kaynak (Eski MİT personeli): Bir sürü kitap, sayısız TV programı, gazetelerde makale yazarı ve kendini MİT Uzmanı diye tanıtan biri.

     Sayın Hâkim
     Bunların hiçbiri benim kitabımda yok. Bakın Hürriyet Gazetesi yazarı Faruk Bildirici ne diyor? “En önemli yanı, hiçbir isim, yer, tarih içermemesi, kurumun gizli çalışmalarını deşifre etmemesi…” Kitabın toplatılma gerekçesi olarak “devlet sırrı ifşa ediyor” diye başlık atan bir gazeteye bizzat Sayın Müsteşar Şenkal Atasagun müdahale etmek durumunda kaldı ve resmî bir açıklama gönderdi ve bu açıklama hemen ertesi gün yayınlandı. Sayın Müsteşar; “… Sayın Tekin’in kitabına bir devlet sırrı ifşa ediyor şeklinde bir yaklaşımdan ziyade, bir gizli servis içinde ciddi komplikasyonlara sebep olabileceği ve yanlı basın organlarında istismara yol açabileceği ve teşkilatımıza haber desteği veren kişileri tedirgin edebileceği için karşı olmak zorundayız!” demiştir. Zaten bunun iki kötü örneğinin olduğunu, Mehmet Eymür’ün ve Sabahattin Savaşman’ın kitaplarının sorumluluğunu o dönemin yöneticilerine sormak gerektiğini söylemiştir.
     Sayın Hâkim,
     Kurumlar ve kanunlar şahıslarla kaim değildir ve herkese eşit olarak uygulanmalıdır. Bu kitaplar halen satılmaktadır. Neden şimdi onlar hakkında bir işlem yapılmamaktadır? Yoksa kitap yazmanın dokunulmazlığı mı vardır? Bu dokunulmazlık, daire başkanı olmakla ya da Silahlı Kuvvetler mensubu olmakla mı değerlendirilmektedir?
     Sayın Hâkim,
     Bizzat Sayın Müsteşar evime telefon etti ve çok nazik sözler sarf etti. Duygu, düşünce ve endişelerimi paylaştığını söyledi. İki kez Müsteşar Yardımcısı, Baş Hukuk Müşaviri ve Personel Daire Başkanı ile toplantı yaptık. Bana, kitabı çok başarılı bulduklarını söylediler ve yeteneğimi kutladılar. Anlattıklarınız hemen hemen aynı yaşlarda olan bizlerin de başından geçmiştir. Size ve kitabınıza asla karşı değiliz. Ancak şu…şu…nedenlerden dolayı karşı durmak zorundayız ve işlem yapacağız dediler.
     Sayın Hâkim,
     Elimde 26 Ocak 1997 tarihli “MİT Dosyası” adlı 8 sayfalık bir ek var; Hürriyet Gazetesi’ne ait. Burada yazılı olanların değil binde biri, milyonda biri bile kitabımda yer almıyor. 2000’li yılların başlangıcında şeffaflaşma nutukları atanlar, internette siteler teşkil edip tüm dünyaya kapılarını açanlar, içinde hiçbir suç unsuru bulundurmayan ve dikkatinizi çekerim 1970’li yılların zor günlerinden birkaç mizah damlasını aktarmaya çalışan tertemiz bir kitaptan ne isterler anlamış değilim. Teşkilata girerken ve çıkarken atmış olduğumuz imzalardan bahsediliyor. Doğrudur! Görevin özelliği dolayısıyla bağlayıcı maddi bir gerekçesi vardır. Ama bunun dışında, manevi bir baskı unsurundan başka bir şey olamaz. Yukarıda sözünü ettiğim kitapları yazanlar imza atmamışlar mıydı? Devrin siyasilerine, başbakana, cumhurbaşkanına yüzlerce mektup yazan Hiram Abas, bu işleri hepimizden iyi bilen bir kişiydi. Eymür, MİT Raporu’nu yazdıktan ve ortalığı allak bullak ettikten sonra ayrıldı. Kitabını yazdı, sonra yeniden teşkilata geri döndü. Bunlar ve bunun gibiler suç işlemiş olmuyorlar mıydı? Üç günde bir, bir TV kanalında “MİT uzmanı” olarak değerlendirme yapan Mahir Kaynak, her çıkışında suç işlemiyor mu? Benim elimde de dört tane uzmanlık belgem var! Ama ben bunların hiçbirini kitabıma yansıtmadım. Günlük hayatın içerisinden bir iki mizah damlası o kadar! İçinde tek bir devlet sırrı veya görevsel, operasyonel konuyu bulamazsınız. İşe giren, evlenen, çocuğu olan, pazardan alışveriş yapan normal bir insanın tam 26 yıl öncesinden başlayan geçmişinden mizahi alıntılar. Ayrıca, kitabı ne kimseye yazdırdım, ne de takma isim kullandım. Bu da amacımın samimi bir göstergesidir.
     Sayın Hâkim,
     Söylediğim hususlar çerçevesinde, manen ve maddeten suçsuz olduğuma inanıyorum. Hiçbir art niyet taşımadan, hiçbir suç unsurunu istihsal etmeden yazmış olduğum bu kitaptan dolayı müsterihim. Kitabımın aklanmasını ve beraatımı yüksek mahkemenizden talep ediyorum.
     Teşekkür eder, saygılarımı sunarım.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz