Kırlangıç ve Küçük Kuşlar

K

     Bir kırlangıç dünyayı geze dolaşa çok şeyler öğrenmiş. Büyük küçük fırtınaları önceden tahmin eder, gemicilere haber verirmiş. Bir gün, bir yerde kırlangıç bakmış ki tarlasına kenevir tohumu ekiyor bir adam. Çağırmış yanına küçük kuşları;
     “Bakın,” demiş. “Sizin kuyunuzu kazıyor şu adam. Bana göre hava hoş, çeker giderim buralardan, ama korkarım sizin haliniz duman. Şu elin savurduğu tohumlar var ya, başınıza örülen birer çoraptır. Her attığı tohum, bininizin öfkesi gibi benden size söylemesi! Günü gelip keneviri ip yaparlar, seyreyleyin o zaman size kurulacak dolapları. Ya ölüm, ya zindan gayrı sizlere; kiminize kafes, kiminize tencere! Onun için gelin dinleyin beni, yiyin şu tohumların hepsini!”
     Yaz günü kırlangıcı kim dinler, küçük kuşlar diledikleri yemi yemişler. Tarladaki kenevirler gün geçtikçe büyümeye başlamış yeşil yeşil. Kırlangıç bir kez daha uyarmaya çalışmış küçük kuşları;
     “Koparın koparın,” demiş. “Koparın bu köklerden çıkan tohumcukları. Onlar büyüdüler mi kendinizi yok bilin!”
     Kuşlar çok kızmışlar bizim kırlangıca, “Amma şom ağızlısın!” demişler yüzüne baka baka. “Hem o filizleri yolmak için kaç bin kuş lazım sen bilir misin?”
     Bu arada kenevir büyüdükçe büyümüş, kırlangıç kuşları bir kez daha uyarmış:
“Bakın,” demiş, “İşler kötü, tohumlar yurdumuzda aldı yürüdü. Bugüne dek bana inanmadınız ama sonuna geldiniz yolun. İnsanoğlu tohumlarını tarlada büyütürken, boş vaktinde kuş avlamaya başlayacak eminim ben. Ya hiç çıkmayın yuvanızdan ya da göç edin başka bir yere. Uzaklara gidemeyiz derseniz, duvar deliklerine saklanıverin!”
     Kuşcağızlar yorulmuşlar kırlangıcı dinlemekten, başlamışlar cıvıl cıvıl ötmeye. Kırlangıç haber verirken onu dinlemeyenler, dolmuşlar kafeslere.
     Hep böyle kendi bildiğimizi okuruz, bela başımıza gelmedikçe de inanmayız…

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Sevgi