Kurtla Kuzu
Kurtla Kuzu

Kurtla Kuzu

     Masal masal içinde, bilir misin ne gerçekler var bu masalın içinde. Kim daha güçlüyse hep odur haklı; inanmayan iyi dinlesin bu masalı.
     Kuzunun biri su içiyormuş, tertemiz pırıl pırıl bir dereden. Aç bir kurt yaklaşmış yanına, belli ki yemek istemiş canı.
     “Vay!” diye gürlemiş sinirle. “Sen kim oluyorsun da benim suyumu bulandırıyorsun, şimdi gösteririm sana!”
     “Aman efendim,” demiş kuzu. “Kızmayın bana ne olur. Hem bir bakın hele ben neredeyim, siz nerde? Bulunduğum yerden suyunuzu nasıl bulandırabilirim? Hem bakın, siz benden yukarıdasınız, bulandırsanız suyu siz bulandırırsınız!”
     Kurt doğruları biliyormuş da, bu doğrular işine gelmiyormuş. Üstüne yürümüş kuzucuğun;
“Onu bunu bilmem,” demiş canavar. “Bulandırıyorsun işte o kadar! Hem dahası bile var. Sen bana geçen yıl küfretmiştin ya, nasıl unuturum ben onu?
     Kuzucuk itiraz etmiş;
     “Efendim ben geçen yıl yoktum ki! Daha bu yıl doğdum inanın.”
     Kurt bozulmuş ya belli etmemiş. “Sen değilsen kardeşindir ukala!” demiş.
     “Kardeşim yok ki küfretsin,” demiş kuzu.
     Kurt ısrar etmiş;
     “Seninkilerden biridir mutlaka. Benden iyi mi bileceksin? İşiniz gücünüz benimle uğraşmak, çobanlarınız ve köpekleriniz anlattılar bana. Sana ve senin gibilere haddini bildirme zamanı artık geldi!”
     Kurt kapmış kuzuyu koşmuş ormana. Kuzucuğu bir daha gören olmamış…