Aşkın Üç Efsanesi

A

Leyla İle Mecnun:

     Leyla ve Kays (Mecnun’un asıl adıdır) ilkokul yıllarında birbirlerine âşık olmuşlardır. Kısa zamanda her yere yayılan bu aşkı duyan annesi Leyla’yı okuldan alır ve Kays’la görüşmesini yasaklar. Ayrılık ıstırabıyla mahvolan Kays, halk arasında “Mecnun” diye anılmaya başlar. Bu sevda yüzünden çöllere düşen Mecnun’a birçok kişi Leyla’yı unutmasını söyler; ancak onun için kâinat artık Leyla’dan ibarettir ve hiçbir şekilde bu aşktan vazgeçmez. Hatta babası onu bu dertten kurtulmak üzere Allah’a yalvarması için Kâbe’ye götürür ama o tam tersine derdinin artması için dua eder. Hem Leyla’nın, hem Mecnun’un halleri gittikçe perişanlaşmaktadır. Başkasıyla nikâhlandırılan Leyla, kocasından kendisini uzak tutmak için bir hikâye uydurur ve bir süre sonra adam ölür. Bu sırada Mecnun çöldedir ve aşkın bin bir türlü cefasıyla yoğrulmaktadır. Dünyayla bütün bağlantısı kesilir ve sadece ruhuyla yaşar hale gelir. Leyla’nın vücudu da dahil olmak üzere bütün maddi varlıklarla ilişkisi bitmiştir. Bir gün Leyla çölde onu bulur ama Mecnun Leyla’yı tanımaz ve “Leyla benim içimdedir, sen kimsin?” diye sorar. Onun eriştiği mertebeyi anlayan Leyla gider ve bir süre sonra ölür. Onun ardından da Mecnun hayata veda eder. Böylelikle iki sevgilinin ruhları gerçek kavuşmayı yaşar…

Ferhat İle Şirin:

     Ferhat, nakkaşlık yapan, Şirin’e sevdalı yiğit bir delikanlıdır. Saraylar süsler; fırçasından dökülen zarafetin Şirin’e olan duygularının ifadesi olduğu söylenir. Amasya Sultanı Mehmene Banu’ya, kız kardeşi Şirin için, dünürcü gönderir. Sultan, Şirin’i Ferhat’a vermek istemediği için ondan olmayacak bir iş ister: “Şehre suyu getir, Şirin’i vereyim” der. Der demesine de, su Şahinkayası denen uzak mı uzak bir yerdedir. Ferhat’ın gönlündeki Şirin aşkı bu zorluğu dinler mi? Alır külüngü eline, vurur kayalara. Kayalar yarılır, yol verir suya. Zaman geçtikçe açılan kayalardan gelen suyun sesi işitilir sanki şehirde. Mehmene Banu, bakar ki kız kardeşi elden gidecek, sinsice planlar kurarak bir cadı buldurur. Ferhat’a yollar. Su kanallarını takip edip, külüngün sesini dinleyerek Ferhat’a ulaşır. Ferhat’ın dağları delen külüngünün sesi, cadıyı korkutur korkutmasına da, acı acı güler sonra da. “Ne vurursan kayalara böyle hırsla, Şirin’in öldü. Bak sana helvasını getirdim” der. Ferhat bu sözlerle beyninden vurulmuşa döner. “Şirin yomsa dünyada yaşamak bana haramdır” der. Elindeki külüngü fırlatır havaya, külüng gelir başının üzerine bütün ağırlığıyla oturur. Ferhat’ın dünyası yıkılmıştır ve “Şirin” diye haykırışları kayalarda yankılanır. Ferhat’ın öldüğünü duyan Şirin, kayalıklara koşar ve bakar ki Ferhat cansız yatıyor. Derken o da kendini kayalıklardan atar. Su, bütün coşkusuyla akar ama iki seven genç dünyada yoktur artık. İkisini yan yana gömerler. Her mevsim iki mezarda da birer gül biter ama iki mezar arasında bir de karaçalı çıkar. İki sevgiliyi, iki gülü ayırmak için…

Kerem İle Aslı:

     İsfahan Padişahı’nın oğlu Kerem, keşiş kızı Aslı’ya gönül verir. Ancak din ayrılığı yüzünden onunla evlenmesi mümkün olmaz. İlden ile göçen keşişle kızı Aslı’nın ardından uzun yolculuklar yapan delikanlı Halep Paşası’nın emri üzerine Aslı’yla evlendirilir. Ancak düğün gecesi keşişin kızına giydirdiği gömleğin düğmeleri bir türlü çözülmeyince Kerem “Ah” edip yanarak ölür. Onun külleri arasında kalmış kıvılcımla Aslı da saçlarından tutuşup can verir. Hikâye boyunca Kerem, arkadaşı Sofu’yla birlikte uzun yollar aşar. Anadolu’nun birçok yerini gezer, hanlarda, kahvelerde şiirler söyler, yollara, dağlara, akarsulara, hayvanlara, Aslı’ya benzettiği güzellere derdini anlatır.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz