Sabah Gazetesi (30 Kasım 1999)

S

KİTABI TOPLATILINCA KIZDI: ESKİ MİT’çi TEKİN’den MİT’e VERYANSIN
“Bir Gizli Servis Mensubunun Anıları” kitabı toplatılan eski MİT’çi TEKİN, toplatma gerekçesinin devlet sırrı değil, mizah olduğunu söyledi.

     Bir aydır piyasada olan “Bir Gizli Servis Mensubunun Anıları/Çuvaldız-1” kitabının toplatılma kararı eski bir Millî İstihbarat Teşkilâtı (MİT) mensubu olan yazarını çileden çıkardı. Gerçek adını gizleyerek Yılmaz Tekin takma ismiyle yazan eski MİT’çi, toplatma gerekçesi olarak gösterilen “Devlet sırrını ifşa ettiği” iddiasını reddederek “İki mizah kırıntısı devlet sırrı kabul ediliyorsa diyecek bir şey yok!” dedi. TEKİN’in göreve başladığı günlerden itibaren kurum içinde yaşadığı bazı matrak olayları esprili bir dille anlattığı bir üçlemenin ilki olan kitap Ümit Yayıncılık tarafından basılmış, bir ay önce piyasaya verilmişti. Kitapta anlatılanlardan huzursuz olan MİT Müsteşarlığı Adalet Bakanlığı’na başvuruda bulunmuş, açılan dava sonunda da hem kitabın toplatılmasına hem de yazar ile yayıncı hakkında devlet sırlarını ifşa ettikleri gerekçesiyle dava açılmasına karar verilmişti.
     Yazar TEKİN, tek bir devlet sırrını ifşa etmediğini savunarak şöyle konuştu: “Kitabımda devlet sırrı diye açıklanıyorsa, benim diyecek hiçbir şeyim yok. Kitabım teşkilât mensuplarının da insan olduklarının altını çizen, sadece gülümseten bir kitap. Ben teşkilâtın prensiplerine bağlı kalmayı tercih ettim. İki mizah damlasına devlet sırrı deniliyorsa, söyleyecek bir şey yok!” Olay kitapla ilgili hem MİT’teki arkadaş çevresinden hem de okuyuculardan olumlu tepkiler geldiğini, Mehmet Eymür’ün ardından kurumla ilgili kitap çıkaran ilk kişi olduğunu söyleyen TEKİN, “Ama benim kitabım farklı. O’nunki bir Analiz’di. Ben, ciddi bir müessesenin başından geçenleri mizah tarzında derledim,” dedi.
     Türkiye’de devlet sırrının belli bir tanımı bulunmuyor. Millî Güvenlik Kurulu toplantılarında konuşulanlar ile TBMM’de yapılan gizli oturumlar Anayasa ve yasalarla sır kapsamına alınmış durumda. Resmî kurumlarda belgelerin üzerine basılan “Gizli” damgalarının gizlilik boyutları ise kamu kurumlarındaki yöneticilerin inisiyatifine kalıyor. 2937 sayılı Millî İstihbarat Hizmetleri Kanunu, MİT mensuplarının kurumdan ayrılsalar dahi, faaliyet alanları ile ilgili açıklama yapmalarını yasaklıyor. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin birçok faaliyeti ve yazışmaları da gizlilik önemi taşıyor. Türk Ceza Kanunu devlet sırrı niteliğindeki bilgileri açıklayanlara 8 yıla kadar ceza öngörüyor. Ancak bu konuda açılan davalar genellikle beraatle sonuçlanıyor.

     Kitapta Neler Var?
     Çok Önemli Peynir Meselesi de Ne? İlk görevimde görüştüğüm şube yetkilisi “Ülkemizin içinde yer aldığı jeopolitik konum ve komşu komünist devletlerin izledikleri anarşist mücadeleci politika, her açıdan Türkiye’yi derinden etkilemeye başladı. Ancak bunu sonra konuşuruz. Benim şimdi peynir meselesini halletmem lazım” dedi. Tanışmak istediğim diğer sorumlular da “Benim şimdi peynir meselesi ile uğraşmam gerekiyor, anlarsın ya!” deyip ayrıldılar. Peynir meselesi kafama takıldı. Koridorda amirin peşine takıldım. Kantine girdi, ben de arkasından. Neredeyse bütün personel oradaydı. Kantin görevlisi amire, “Başkanım, sizinkileri arabaya koydum,” dedi. Çok geçmeden kantinde bir tek ben kalmıştım. Boş gözlerle etrafıma bakarken, kantinci, “Sana kalmadı. Ama merak etme, bir dahaki sefere adını yazdırırsan sana da getiririz. Devlet Üretme Çiftliği’nin peyniri, Türkiye’de bir tanedir…” deyince, önemli peynir meselesinin ne olduğunu anladım.
     Acemi MİT’çilerin Genelev Baskını: Tatbikat gereği bizim amiri gizlice takip edecektik. Bazen bizi atlatıyordu, ama sonunda hep izini buluyorduk. Bir ara ana caddelerden birine fırladı ve oradan da şehrin ortasından geçen anayola çıktı. Biz de peşinden… Sonunda arabası ile etrafı yüksek duvarlarla çevrili büyük bir bahçenin otoparkına girdi. Müdürüm şehrin genelevine girmişti. Biz de içeri girdik. Etrafa dağılıp, patronu aramaya başladık. Bir süre sonra genelevde kimse kalmadı. Patronu da bulamadık, mecburen çıktık. Meğerse o hiç içeri girmemiş, arabanın içine yatarak bizi atlatmıştı. Ertesi gün bizi çağırdı: “Bravo size, sizleri takip kursu için çağırıyoruz, sizler neler yapıyorsunuz. Üstüne üstlük yerel basına da manşet olmuşsunuz, rezalet!” diyerek, gazeteleri önümüze ittirdi. Sağ görüşlü bir gazete, “MİT’çiler dün gece şehrin günah yuvasında âlem yaptı” derken, sol görüşlü bir diğer gazetenin manşeti, “MİT, şimdi de genelevdeki emekçiler üzerinde baskısını artırıyor!” olmuştu.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz