Ağlayan Domuz
Ağlayan Domuz

Ağlayan Domuz

     Domuzun biri çayırdaki koyunların arasına karışmış. Sessizce onlarla birlikte otluyormuş. Derken çoban yakalayıvermiş onu. Bacağından sürüyüp götürmeye başlamış. Domuzda bir feryat, bir figan!
     Koyunlar çileden çıkmış sonunda:
     “Niçin öyle etinden et koparılıyormuş gibi bağırıyorsun? Bizi de tutup tutup götürüyorlar, hiç sesimiz çıkıyor mu?”
     Durmadan ağlayan domuz;
     “Doğru ama koyun kardeşler, sizi kırkmak için götürüyorlar,” demiş. “Beni ise kıtır kıtır kesmek için. Ben bağırmayayım da kim bağırsın bu durumda?”
     Malımı yitirdim diye ağlayıp sızlamanın yararı yoktur; gün gelince geri kazanılabilir çünkü. Ama canından olacak kişi geri dönüşün olmadığını bilir, bu yüzden feryat figan eder.