Melekler Prensi

M

     Bir varmış, bir yokmuş…
     Güzel bir ilkbahar sabahı, haberciler melekler hükümdarının sarayından çıkar ve ülkedeki tüm hayvanlara küçük prensin doğumunu bildirirler.
     Melekler bu güzel haberi dinlerler ve hepsi birden;
     “Prens şimdi küçücük, ama büyüyecek ve bir gün hükümdarımız olacak!” derler. Hemen güzel renkli bayraklarını çıkarırlar ve her yere asarlar.
     Ülkenin her köşesinde melekler, kelebekler, arılar vs. küçük prensi görmeye gelirler. Hanım sultan gelenlere;
     “Gürültü yapmayın, küçük uyanmasın,” der.
     Melekler beşiği hayran hayran seyrederler ve “Oh! Oh! Ne güzel çocuk!” derler.
     Hanım sultan, büyütmesi için bebeği bir sütnineye verir. Sütnine, pembe yanaklı cici bir melektir. Küçük prensi çok sever. Biberonunu verir, sık sık yıkar onu. Ağladığı zaman da ninni söyler.
     Küçük prens bir yaban gülünün ortasına konulmuştur. Güzel havalarda, rüzgâr gül çiçeğini salladıkça, sanki salıncaktaymış gibi mışıl mışıl uyur.
     Güneşli bir gün, sütninesi kocaman bir mantar aramaya gider. “Bu mantar, tıpkı bir şemsiye gibi ona gölge yapacak,” der.
     Sütnine gittikten sonra, küçük bir kuş gelip yaban gülünün hemen yakınına konar. Ama küçük prensi göremez. Bu sırada bir yaban arısı vızıldayarak uçar. Küçük prens uyanır. Güzel mavi gözleriyle çevreyi seyre dalar, sevinç içinde tepinmeye başlar.
     Ama bir yaban gülü hiçbir zaman sağlam bir beşik değildir. Küçük prens tepinip dururken yavaşça yere düşer. Düştüğü yer çimenliktir, bir yeri incinmez. Küçük kuş patırtıyı duyunca çevresine dikkatle bakar ve ancak o zaman yerdeki bebeği görür.
     Kendi kendine;
     “Çalılıkta bu bebeğin işi ne? Kimi Kimsesi olmasa gerek. Onu burada yalnız bırakmam doğru olmaz,” der. Gagasıyla bebeği kundağından tutar, uçar ve alıp götürür. Çevredeki hayvanlar onun ardından;
     “Ne yapıyorsun? Bırak onu; o bizim küçük prensimiz!” diye bağırırlar. Ama kuş çoktan uzaklaşmıştır, onların bağırışını işitmez.
     Sütnine aradığı mantarı bulup döner. Ayaklarının ucuna basa basa bebeğin yattığı yere yaklaşır. Yaban gülünün içi bomboştur… Bütün gülleri, otların arasını ve her yeri arar, bebeği bulamaz.
     Kuş, bebeği yuvasına götürür. Kuluçkaya yatmış olan kuşun eşi, küçük meleği görünce şaşırır. Bebeği tanır ve bir sıçrayışta yerinden kalkarak;
     “Bu yaptığın ne senin?” diye çıkışır. Küçük kuş ona cevap verir:
     “Kötü bir şey yapmadım ben! Otlar içine düşmüş bir bebek buldum. Kimsesizdi. Haline acıdım ve tutup getirdim.”
     “Yaptığını beğeniyor musun şimdi?” der anne kuş. “Bu çocuğu tanımamışsın, biraz daha dikkatlice bak!”
     Küçük kuş daha yakından bakar ve bebeğin başına konulmuş tacı görünce geri geri çekilir. Nasıl olmuş da bu tacı görememiştir. “Küçük prens bu!” diyerek acı bir çığlık koparır.
     Yuvada yatan kuş ona;
     “Bebeği götürüp hemen aldığın yere koyacaksın,” diye tembih eder.
     Küçük kuş, hiç vakit kaybetmeden bebeği alır ve iki gözü iki çeşme ağlayan sütninesinin yanına götürür.
     Sütnine küçük prensine kavuşur, onu doyasıya kucaklar. Şimdi çok mutludur.
     “Söz veriyorum sana küçük prensim, artık bir daha seni hiç yalnız bırakmayacağım!” der.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Sevgi