Amerika’nın En Güzel Şehri: SAN DIEGO

A

     San Diego’nun birçok ünlü yerini, Traffic filminde La Jolla’yı, bir sinema klasiği olmuş Top Gun filminde Miramar Askerî Havaalanı’nı belki gördünüz. Ama aslında La Jolla ve Miramar, San Diego şehrini oluşturan 99 semtten sadece ikisi. San Diego şehri polis araçlarının üzerinde de yazan ve şehrin sloganı haline gelmiş olan The finest city in America/Amerika’nın en güzel şehri olarak bilinir. Turist olarak gelen birçok insanın San Diego’ya âşık olup yaşadıkları yerlere geri döndükleri de bir gerçektir.
     1542’de İspanyolların ilk defa keşfettiği San Diego ismini, 1602 yılında İspanyolların üç ana keşif gemisinden birinin adı olan San Diego gemisinden almıştır. 1769 yılında resmî olarak kurulan San Diego şehri ticaret ve liman şehri olarak Kaliforniya eyaletini Meksika’ya bağlayan bir köprü durumuna gelmiştir. Dört mevsim boyunca harika iklimi, hiç bitmeyen güneşli günleri, masmavi Pasifik Okyanusu, bir saat uzaklıktaki kayak merkezleri, rahat bir yaşam biçimi ve Meksika’ya olan sınırından dolayı ilginç bir etnik ve kültürel karışıma sahip olması, San Diego’nun akla gelen birkaç özelliğidir. Rahat ve çekici ortamıyla, San Diego bölgesi birçok Amerikalının emeklilik hayallerini süsler. San Diego, Amerika’nın yedinci, Kaliforniya eyaletinin de ikinci en büyük şehri olmasına rağmen diğer büyük Amerikan şehirlerinin aksine karmaşadan uzak ve genel olarak sakin bir yaşam ortamı sunar.
     Şehrin belli başlı turistik mekânlarından biri eski yaşam alanı olan Old Town’dur. 1542’de İspanyolların San Diego’yu keşfetmelerinden ve 1769’da San Diego şehrinin kurulmasından sonraki 200 yıl boyunca şehir merkezi rolünü üstlenen bu bölge şimdi tarih içinde “Mariachi” şarkıcılarının nidaları ile süslenen otantik bir ortamda leziz Meksika yemekleri ile keyif yapmak isteyen ziyaretçilerin mekânı olmuştur. Turistik alışveriş için de uygun bir yer olan Old Town, San Diego ziyaretçilerinin listesinde ilk sıralarda yer alır. Buranın en büyük özelliği Amerika ile özdeşleşmiş olan Apple Pie’ın çok iyi yapılmasıdır. Genellikle bizim izlediğimiz western filmlerini andıran bir ortama sahiptir. Şehrin diğer bir simgesi haline gelmiş ve Traffic filminde de görüntülerin yer aldığı Balbao Park, hafta sonları San Diegoluların vazgeçilmez gezinti mekânlarından biridir. Dünyaca ünlü San Diego Hayvanat Bahçesi’ni de içinde bulunduran botanik bahçeleri, bisiklet ve gezinti parkları, kültürel ve sanatsal etkinlikler için ayrılmış açık ve kapalı tiyatro mekânları, müzeleriyle mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir yerdir.
     San Diego’nun çoğu kişi tarafından bilinmeyen birkaç özelliği ise; Batı kıyısındaki en büyük Deniz Piyade Üssü’ne (Marine) sahip olması ve aynı zamanda da Deniz Kuvvetleri’nin (Navy) büyük çoğunluğunun olduğu askerî bir şehir olmasıdır. Ayrıca, Samoa Adaları’ndan sonra dünya üzerindeki en büyük Samoali nüfusunun bulunduğu bölgedir. Daha önceden değindiğimiz üzere bir sinema klasiği olan Top Gun filminin büyük bir bölümü de bu bölgede çevrilmiştir. San Diego’yu Meksika’ya bağlayan San Ysidro Border dünyanın en işlek sınır kapısıdır.
       Dünyanın en büyük ve en ünlü hayvanat bahçesi olan San Diego Zoo da şehrin simgelerindendir. Ayrıca, deniz hayvanlarının barındığı Sea World’de birçok deniz hayvanı sizlere şov yapmak için hazır beklemektedir. Özellikle katil balinaların yapmış olduğu şov Sea World ile özdeşleşmiş durumdadır. Sea World’e geldiğinizde yapay nehirde rafting yapmayı sakın unutmayın. San Diego Zoo ve Sea World’den sonra hâlâ hayvanlardan bıkmadıysanız San Diego’nun size sunduğu bir diğer park da Wild Animal Park’ta safari turları ve özel akrobasi şovlarıyla hayvanlara doyabilirsiniz.
     Yine birçok insanın bilmediği veya ziyaret listesinde olmayan Mount Soledad aslında San Diego’yu kuşbakışı bir şekilde gören, manzara severler için benzersiz bir mekândır. San Diego Körfezi’nden daha içte kalan Mission Bay, şehirdeki diğer bir ana park, piknik ve spor merkezidir. San Diego Türk Organizasyonu’nun da birçok faaliyeti burada yapılmaktadır. Sağlıklı yaşama çok büyük önem veren ve spora düşkünlüğü ile tanınan San Diego’yu Amerikan Futbolu Ligi’nde Chargers, beyzbol liginde ise Padres takımları temsil eder. Güzel iklimi ve sunduğu geniş olanaklarıyla özellikle spor düşkünleri için bir cennettir. Birçok ileri teknoloji ve biyomedikal firmaya da ev sahipliği yapan San Diego, teknoloji çevrelerinde Silicon Valley’den esinlenerek, Qualcomm gibi büyük telekomünikasyon şirketlerinin merkezi olduğundan Telecom Valley olarak da bilinir.
     Ama San Diego’nun incisi, körfezidir… Bir yanda yüz binlerce tonluk uçak gemileri, yanı başında rüzgâr sörfü yapan insanları ve körfeze imzasını atan karşı kıyıdaki Coronado Adası’nı şehir merkezine bağlayan Coronado Köprüsü ile San Diego tam bir kıyı kentidir. Aynı zamanda Kaliforniya eyaletinin en büyük limanlarından birini barındırır. San Diego’ya yüzmek için giderseniz sadece temmuz ve ağustos aylarında gitmenizi öneririm. Çünkü okyanus suyu diğer aylarda bayağı soğuk olur. Ama amacınız sörf yapmaksa bu aylar dışında kıyafet giyerek sörfün tadını doyasıya çıkarabilirsiniz. Plajların en önemli özelliği herkesin kullanımına açık olması ve cankurtaran hizmetinin hiç eksik edilmemesidir. Son olarak okyanusun kendine has bir vahşi güzelliği var ki, insanın o manzara karşısında etkilenmemesi olanaksız diyebiliriz…

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz