Hasan Pulur (Milliyet Gzt.)

H

KÖPEK KATİLİNE CEZA

     Bu öyküyü, başta sevgili Bekir Coşkun ile gerçek hayvan severlerin okumalarını isterdik; “Hayvanları koruyoruz!” diye sağa sola saldıranların değil!..
     Öykümüz Güneydoğu Anadolu’da yol bakım, kontrol görevine çıkan Karayolları’nın portakal renkli F-100 kamyonetinde başlar, trafik amiri ile kontrol şefi, onarılması gereken yerleri saptarlarken, doğa şartlarının insana etkisini konuşmaktadırlar.
     Trafik amiri “zor tabiat” şartlarının o coğrafyada yaşayan insanı da etkilediğini, “zor insan” yarattığını söyler.
     Arkadaşı da onu onaylar, ama bir düşüncesi vardır, bunu görmek ve yaşamak için olaylarla karşılaşılması gerekir, teori hiçbir zaman pratiğin yerini tutamaz.
     Böyle konuşa konuşa Türkiye’yi Irak’a bağlayan karayolunun ilginç bir bölümüne gelirler.
     Nedir, yolun ilginçliği?
     Yolun her iki tarafında da, sürü halinde köpek ölüleri vardır, kimi yolun ortasında ezilmiş, kimi kenarda kaskatı kesilmiş, kokmuş…
     Yürek parçalayıcı bir görüntü…
     Karayolları görevlileri, daha önce “Buranın köpeklerinin hepsi aptal mı ki, böyle eziliyorlar!” diye düşünmüşler. Ve köpekler mi aptal, insanlar mı katil biraz sonra anladılar.
     Yolun karşı kenarında sessiz sedasız yürüyen, kirli sarı renkli, iri yapılı bir köpek vardı. O sırada karşıdan kocaman, boş bir kamyon geliyordu, kamyon köpeğe yaklaştığı sırada, şoför aniden direksiyonu kırdı, zavallı hayvan ön ve arka tekerleklerin altında parçalanıp gitti; her şey bir iki saniyede oldubitti.
     Bunu yapan, masum bir köpeği ezip parçalayan, insan olamazdı. Karayolları aracı geri döndü, kamyonu durdurdu, şoför sanki hiçbir şey olmamış gibiydi.
     Karayolcular olayı jandarmaya intikal ettirdiler, şoförü yasal olarak suçlamak mümkün değildi. “Köpek, yolunda giden kamyonun önüne birden bire atlamıştı!” Kendisini böyle savunan şoföre, hâkim ne ceza verebilirdi ki?
     Ancak adaletin vereceği cezadan daha ağır cezalar da bulunabilirdi, bulundu da…
     Şoförün yalvarıp yakarmasına, yaltaklanmasına, yalan yere yeminler etmesine rağmen, kesilen ceza infaz edildi, üstelik gönül rızasıyla…
     Öykünün yazarı Yılmaz Tekin cezayı ve infazı şöyle anlatıyor:
     “Uygun bir yere çektirilen kamyon, şoförünü tam kırk sekiz saat bekledi. Adam, iki gün boyunca yolda sağlı sollu uzanan bütün köpek ölülerini tek tek toplayarak bölgeyi temizledi, kazdırılan bir çukura gömdü. Üstlerini kaba toprakla örttü ve sonra gitti… Ona ders alıp almadığını kimse sormadı.”
     Sevgili Bekir Coşkun ve gerçek hayvan severler, cezayı nasıl buldunuz? Sanırız, gösteriş olsun diye, camlara, çerçevelere saldıran “panter’ler”in saçmalıklarına hiç benzemiyor.
     Öykünün yazarı Yılmaz Tekin’i acaba hatırladınız mı? Hani “Bir Gizli Servis Mensubunun Anıları”nı yazmış, kitap mahkeme kararıyla toplatılmış, hakkında dava açılmıştı.
     İşte bu onun ikinci kitabından sadece bir öykü…

(Hasan Pulur – Milliyet Gazetesi)

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz