M. Yaşar Durukan (Zaman Gazetesi)

M

EFSANE siMİTçi YILMAZ TEKİN
İyi bir eğitim aldıysanız, yabancı diliniz varsa ve kendinize güveniyorsanız kariyer planınızı yeniden gözden geçirin. Birçok genç cazip imkânlar nedeniyle holdinglerde yönetici olmak yerine MİT’te ajan olmalı bence. Teşkilât, çeşitli mesleklerden teknolojiye uyumlu, dinamik, yetenekli, sosyal gençleri tercih ediyor. Eskiden bir kimya, bir fizik mühendisinin ne işi var burada? Diye sorulurken, bugün MİT’te uzay bilimcisi bile var.

     Yıllarca MİT’te çalıştıktan sonra anılarını kitaplaştıran Yılmaz Tekin, 26 yaşında kendi arzusuyla teşkilâta girmek isteyenlerden. Tekin, macera filmlerine taş çıkartacak kapalı kapılar ardındaki hayatının başlangıcını şöyle anlatıyor: “Babam içeri girer girmez, bana doğru dönmüş ve elinde tuttuğu paketi uzatarak, ‘Al bakalım haylaz!’ demişti. Babamın yarı kızgın bir tavırla çantasından çıkarıp bana uzattığı paketi aldım. Ne olduğunu, gerçekten çok merak ediyordu. Elim titreyerek paketi açtım ve beni çok meraklandıran hediyemi(!) çıkardım. Hediyem, sarı renkli büyük bir zarfın içinden çıkan ve üzerinde kalın harflerle ‘Millî İstihbarat Teşkilâtı İş İsteme Formu’ yazan küçük bir kitapçıktı!.. Onu ne zamandır beklediğimi ve babamın da getirmemek için nasıl çaba gösterdiğini birden hatırlayıverdim. Babam muhabere albaydı, istihbaratçı değildi. Ancak teşkilâtta çalışan üst düzey sınıf arkadaşları vardı. O dönem çekilen sıkıntıları bildiği için teşkilâta girmemi istemiyordu. Sonunda dayanamadı, razı oldu. O dönem yedek subaylığımı emir subayı olarak yaptığım Askerî Yargıtay Başkanı da olumlu görüş bildirince, daha askerliğimi bitirmeden sınavlara çağrıldım…” Sonrası, Çaylak filmindeki gibi yedi sülalesine kadar uzanan soruşturma, mülakat, uzmanlık kursları…
     Ya evliyseniz! Tekin o sıralar nişanlıymış ve açık açık söylemiş ajan olacağını. İlk günden kendini deşifre etmiş bile(!). Ne yapacağını şaşıran kızcağız, “Senin görevin ne olacak? Her akşam eve gelecek misin?” diye iki soru sorabilmiş. “Sana söz veriyorum, her akşam eve geleceğim,” demiş ama nerde… Üzüntülerini içinde yaşayan bir kadın olan eşi, bir ajanın işine yaraşır bir şekilde gözyaşlarını akıtmadan ağlamış yıllarca. “Aile yaşantınızın etrafına bir demirperde çekmeniz gerekir,” diyen Tekin, bir istihbaratçı ailesi olmanın sıkıntılarını uzun uzun anlatıyor: “Doğu ve Güneydoğu bölgesinde, hele küçük il ve büyük ilçelerde görev yapmak zordur. Dört duvardan dışarı çıkamazsınız, çıksanız bile sık sık çıkamazsınız, uzun süreli çıkamazsınız, canınız istediği zaman çıkamazsınız, herkesin gittiği yerlere gidemezsiniz… Tabii ki, Hakkâri’de çalışanla Çanakkale’de çalışan bir olamaz. Tüm bunlar birleştiğinde, ne kadar karşı koymaya çalışsanız da, aile içi sorunlara neden olabiliyor. Sinirleri zayıf ya da bazı takıntı veya beklentileri olanlar için küçük yerler tercih edilemez. Eğer bekâr değilseniz eşinize, çocuklarınıza elinizden gelenden daha fazlasını vermelisiniz. Tam aksin, onların desteği de olmasa siz tükenirsiniz…”
     Görevleri gereği sıkıntılarını üçüncü kişilere bile aktaramayan istihbaratçılar toplumdan izole olmuş bir hayat sürüyor. Tekin, “İstihbaratçıların, dost olarak tarif edeceksek, fazla dostları olmaz. Bu kural aileleri için de geçerlidir. Aileniz, kendi meslektaş eşlerinin dışında 5-10 kişiden fazlasıyla görüşemez. En önemlisi, herkesi misafir olarak evine kabul edemez. Seçilmiş birkaç kişi bu kuralın dışında kalır ve nereye, hangi il’e giderseniz gidin bu değişmez,” diyor.
     Peki, MİT’te kariyer nasıl yapılır? Tekin, hâlâ ‘Aile Şirketi’ çalışmalarının devam ettirildiğini söylüyor.
     “İstihbarat mesleği dibi görünmeyen karanlık bir kuyudan bir şeyler çıkarmaya benzer. İyi bir istihbaratçı iseniz, saldığınız kova hiçbir zaman boş çıkmaz,” diyen Tekin, gençlere sürekli çalışmaları tavsiyesinde bulunuyor. Merkezde kalmak yerine cepheye gitmelerini öneriyor: “Cephede çarpışmayan merkezde çalışamaz, bocalar… Ankara’nın paşa çocukları, yetersiz ve deneyimsiz halleriyle canımızı çok sıktılar. Bu nedenle ben, en azından belirli bir rotasyon uygulamasıyla herkesin taşrada görev yapmasını ve cephenin kaynayan kazanından bir nebze olsun sebeplenmelerini isterim.”

(M. Yaşar Durukan – Zaman Gazetesi – 25 Şubat 2007)

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz