Genel Kültür Notları (1)

G

COCA COLA
     “Coca Cola” sözcüklerinin Türkçe’de “Kaka Kola” olarak söylenmemesi için tedirginlik duyan ve büyük reklam harcamaları yapan Coca Cola şirketi, Türkiye’de yaptığı harcamaları gölgede bırakacak çapta çok daha büyük reklam harcamalarını Çin’de yapmak zorunda kalmıştır.
     Çünkü “Koka Kola” diye okunduğunda, Çince’de “İçi mumla doldurulmuş at” anlamına gelmektedir. Şirket yöneticileri, bu iki sözcüğün bambaşka anlam ifade etmesi için değişik biçimde söylenebilmesi konusunda araştırmalar yaptırmışlardır. Bu amaçla yüzlerce söyleniş biçimi denenmiş ve sonuçta, bunların arasından “Koku Kole” söyleniş biçimi seçilmiştir.
     Coca Cola sözcüklerinin Çin’de “kabul ettirilen” söyleniş biçimi “Koku Kole”, Çince’de “Ağızdaki mutluluk” anlamına gelmektedir.

DEVELERİN HÖRGÜÇLERİNDE NE BULUNMAKTADIR?
     Genelde hörgüçlerinde su olduğu ve uzun yolculuklarında bu suyu kullandıkları söylenir ama doğru değildir. Develerin hörgüçlerinde 30-35 kg. kadar yağ bulunur. Yiyecek bulamadıkları zaman bu enerjiyle hareketlerini sağlarlar, ayrıca yağ çöl sıcağına karşı koruma görevi de yapar. Develer suya az gereksinim duyarlar. Burun mukozaları insana göre 100 kat daha büyüktür. Soluk alırken havadaki nemin üçte ikisini kazanabilirler. Su kaybını da dokularından kaybederler, kandaki su etkilenmez.

PARMAK ÇITLATMAK
     Kimi insanlar, her iki elinin parmaklarını birbirine geçirerek ve onları gererek ses çıkartırlar, yani çıtlatırlar. Çoğumuz buradan gelen sesin kemiklerden geldiğini sanırız, hatta rahatsız oluruz ama nedense bunu yapanlar durumlarından memnun görünürler. En çok ve kolaylıkla çıtlattığımız yerler vücudumuzda en çok bulunan sürtünmeli eklem yerleridir. Bu tip eklem yerlerinde, örneğin, parmaklarınızda, iki kemiğin birleştiği yerde bir bağlantı kapsülü ve bu kapsülün içinde de, kemiklerin hareketleri sırasında, buraları yağlayan bir sıvı bulunmaktadır. Bu sıvının içinde erimiş durumda oksijen, nitrojen ve karbondioksit gazları bulunur. Vücudumuzda en kolay çıtlatabileceğimiz eklem yerlerimiz parmaklarımızdır. Parmaklarımız gerilince ve eklem yerlerimiz düzleşince bu kapsül de gerilir. İçindeki sıvının basıncı azalır ve gaz kabarcıkları patlamaya başlar. İşte duyduğumuz bu seslerdir. Patlayan kabarcıklar sonucunda gazlar bu sıvıyı terk eder, sıvı daha da genleşir ve eklem yerinin hareket yeteneğini artırır. Kuşkusuz ki eklem yerinin gerilmesi, bu kapsülün boyu ile sınırlıdır.
     Eğer parmaklarınızı çıtlattığınız anda röntgenini de çekmiş olsanız, eklem içinde oluşan gaz kabarcıklarını görebilirsiniz. Bu olay eklem yerindeki hacmi yaklaşık yüzde 15-20 artırır. Aynı parmağınızı arka arkaya çıtlatamazsınız. Bir süre beklemeniz gerekir, çünkü gaz kabarcıklarının sıvı içerisinde tekrar oluşması biraz zaman alır. Tüm bu açıklamalar, deneylerle kanıtlanmasına karşın, yine de bu kadar küçük gazın, bu denli büyük bir ses çıkarabilmesinin nedeni hâlâ anlaşılmış değildir.
     Ayrıca detaylı çalışmalar göstermiştir ki, çıtlama sırasında iki ayrı ses duyulmaktadır. Birincisinin gaz kabarcıklarının patlaması olduğu biliniyor. İkinci sesin ise kapsülün uzama sınırına vardığında çıktığı sanılıyor.
     Peki, parmaklarımızı çıtlatmak vücudumuz için zararlı mıdır? Bunu alışkanlık haline getirenlerde, eklemler çevresindeki yumuşak doku zarar görmekte, parmaklar şişmekte, dolayısıyla elin kavrama gücü azalmaktadır.

S.O.S.
     Tehlike anında telsizle bildirilen “İmdat” çağrısının kısaltılmış biçimi olan S.O.S. işareti, sanıldığının aksine “Gemimizi kurtarın” (Save Our Ship) veya “Ruhumuzu kurtarın” (Save Our Soul) ya da “Öteki tüm işaretleri durdurun” (Stop Other Signals) çağrılarının baş harflerinden oluşan bir yardım çağrısı değildir. S.O.S.’in oluşumu, tümüyle telgraf günlerinden kalan Mors alfabesinden kaynaklanmaktadır ve “İmdat” çağrısının çok kolay akılda tutulabilmesi için 1908 yılında, üç çizgi, üç nokta, üç çizgiyi simgelemektedir.

IRK KARMAŞASI
     Meksika gibi bir dünya cennetinde yaşayan ve sayıları pek fazla olan yerli ahali arasındaki ırk karmaşasının içinden çıkılamayacak derecede çeşitlilik gösterdiği ve bölgedeki ırk safiyeti üzerine araştırma yapmak isteyen antropoloji uzmanlarını büyük bir hayal kırıklığına uğrattığı bir gerçektir.
     Şöyle bir sıralamak gerekirse: Bir İspanyol erkekle bir Kızılderili kadından doğanlara “Mestiza”, yine bir İspanyol erkekle bir melez kadından doğanlara “Castiza”, bir zenci erkekle bir İspanyol kadından doğanlara “Mulatre”, aksine bir mulatre kadınla bir İspanyol erkekten doğanlara “Monisque”, bir monisque kadınla bir İspanyol erkekten doğanlara “Albino”, bir albino erkekle bir İspanyol kadından doğanlara “Tornatras”, bir Kızılderili kadınla bir zenci erkekten doğanlara “Lovo”, bir lovo erkekle bir Kızılderili kadından doğanlara “Caribujo”, yine bir lovo erkekle bir zenci kadından doğanlara “Grifo” vs. gibi birçok çeşit insanla karşılaşmak mümkündür. Bu husus hayli problem yaratmakta ve çeşitlilik her geçen gün daha da büyümektedir.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz