Horoz İle Doğan

H

       Horozun biri iyiden iyiye yaşlanmış. Sahibi;
       “Artık bunu kesmeli, bir güzel suyuna pilav pişirmeli. Etini de fırına vermeli,” diye düşünmüş.
       Düşünmek başka şeydir, yapmak başka şey! Sahibi horozu kesip yemeyi aklına koymuş ama horoz da çoktandır bunu beklediğinden hep temkinli davranıyormuş.
       Sahibi horozu bir türlü ele geçirememiş. Çağırmış ama horoz gitmemiş. Araya elçiler koymuş; horoz bana mısın dememiş. Horoz sahibine hiç inanmamış.
       Duruma tanıklık eden doğan, horozun bu davranışını çok ayıplamış. Dayanamayıp;
       “Yahu, sen ne yapıyorsun?” diye sormuş. “Hayvan olan bir parça utanır. Sahibin ‘gel’ diyor, gitmiyorsun! Olur mu böyle şey; bunca yıl seni kim besledi, kim bu boya getirdi? Sahibin değil mi? Bana bakıp ibret alsana! Sahibim bir işaret etti mi hemen fırlayıp koluna konuyorum. Bir dediğini iki etmiyorum!”
       “Ben de yırtıcı bir kuş olsam senin yaptığını yapardım kardeş,” diye yanıtlamış horoz. Senin işin avcılık yapmak, kuş peşinde koşmak. Arkadaşlarından birinin boğazı kesildi mi? Suyuna pilav pişirildi mi? Eti fırına verildi mi? Birinizin başına böyle bir olay gelmiş olsaydı, köşe bucak kaçardınız; değil işaretini beklemek, sahibinizin gözüne bile gözükmezdiniz…”
(Çeviren: Sevgi Şen)

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Sevgi