Depresyon ve Türleri
Depresyon ve Türleri

Depresyon ve Türleri

     Birçok nedenden ya da etkenden dolayı, çok düzgün giden hayatınızda bir anda değişimler olabilir. Bu etmenler iş hayatınızdan, ailenizden, sosyal çevrenizden gelebilir. Çoğu insan bu tür değişimleri kısa sürede atlatırken, bazıları farkında olmadan depresyona girebilmektedir.
     Genetik veya ortam nedeniyle ya da hormon bozukluklarına bağlı olarak ortaya çıkan bir bıkkınlık halidir depresyon. Depresyonda bireysel pes etme, ümitsizliğe kapılma ve içinden çıkamama durumları vardır. Depresyon belirli dönemlerde olabildiği gibi, genellikle ergenlik dönemlerinde veya çok yakın bir kişinin ölümünde, evlilerin genç yaşta iken birbirlerini kaybetme gibi çaresiz ve geri dönüşsüz durumlarda ortaya çıkabilmektedir. Bu kişilerin ailelerinde de genelde alkolizm, intihar, aile içi geçimsizlik vb. vardır.
     Depresyonda olan kişilerde şu belirtiler görülür: Sorulara çok kısa ve olumsuz yanıt verir. Kendini önemsiz hisseder. Genelde gün boyu durgunluk yaşamaya başlar. Kendini mutsuz hisseder ve hiçbir etkinlikten zevk almaz. İşinden gücünden zevk almamaya başlar. Fiziksel olarak değişik baş ağrıları, karın ağrıları, eklem ağrıları oluşabilir. Çarpıntı veya nefes darlığı gibi belirgin fiziksel olgular görülebilir. Cinsel isteksizlik ve azalmalar başlayabilir. Kiminde yemek yemeye düşkünlük artar. Kiminde iştahsızlık görülebilir. Kiminin sürekli uykusu gelir, kimi uyuyamaz olur. Kimi uyuşum, miskin, tembel bir görüntü sergiler. Kimi ise, yerinde duramayacak kadar bir endişe içine girer. Hiçbir konuya ve nesneye yoğunlaşamaz, konuşmak istemez. Cevap vermekte isteksizdir. Hayatına son vermeyi bile düşünebilir.
     Özellikle kişinin genetik yapısı depresyonun gelişmesi açısından çok önemlidir. Obsesif-kompulsif, bağımlı, histrionik ve sınırda kişilik bozukluğu gösterenlerde depresyona eğilim daha yüksektir. Hayır demesini becerememek, söylemek istediklerini içine atmak, ailede veya okulda ya da çevrede baskı altında yetişmek, değer yargılarını yaşayamamak, kendine öz güven duymamak, karşısındakine istediklerini tam anlatamamak veya anlatmakta zorlanmak, kendinden beklentilere cevap verememek, amaçladığı hedeflere ulaşamamak, mümkün olamayacak hedeflere kilitlenmek, mükemmeliyetçi olmak, özellikle ergenlik dönemlerinde örnek alacağı kişilerin olmaması, yalnız kalmak, inanç eksikliği, hata yapmak korkusuyla suçluluk duygusuna kapılmak vb. depresyona girmenin yüzlerce sebeplerinden ilk akla gelenlerdir.
     Kişide oluşabilecek fiziksel denge bozukluğu, alerjik reaksiyonlar, kronik yorgunluk, beyni ve dolayısıyla kişinin ruh halini de olumsuz etkileyebilmektedir. İnsan vücudu bir bütündür; tek başına tek rahatsızlık yoktur. Her sistem birbirine bağlıdır. Bir bölgedeki rahatsızlık ilişkili olduğu birçok bölgeyi etkilemektedir. Bu nedenle, diğer rahatsızlarda olduğu gibi, depresyonun tedavisinde de, klinik tedavinin yanı sıra psikolojik destek mutlaka sağlanmalıdır. Farklı şikâyetleri için gelip tedavi süresince depresyonla ilgili şikâyetlerinin geçtiğini ifade eden hastalar vardır.
TÜRLERİ
     Depresyonun kısaca tanımı, kendinizi üzgün duyumsamanız ve günlük yaşama ilgisiz olmanızdır. Bu hepimizin zaman zaman yaşayabileceği bir durum olmakla birlikte gerek ağırlığı, gerekse süresi bakımından tedavi gerektirebilecek boyutta da gelişebilir. İki haftadan daha uzun süren üzgün ve keyifsiz olma durumu klinik olarak önemlidir ve tedavi gerektirir. Depresyonun birkaç türü vardır:
… Ağır bir duygusal travmadan sonra oluşan depresyon: Boşanma, göç, aile yakınının kaybı, iflas gibi nedenlerle oluşur, bir iki haftayla birkaç ay arasında sürer.
… Bipolar bozukluk: İki uçlu hastalık olarak da bilinen bu rahatsızlığın bir ucu aşırı hareketlilik ve nedensiz, sınırsız neşeliyken öteki ucu ağır depresif şikâyetlerdir.
… Doğum sonrası depresyonu: Doğumu izleyen haftalarda, bazen birkaç aya dek uzayabilen depresyon türüdür.
… Majör depresyon: İki haftadan uzun süren ve mantıklı bir nedeni olmayan depresyon türüdür. Yaşam boyunca birkaç kez tekrarlayabilir.
… İlaca bağlı depresyon: İlaç bağımlılarında görülür. İlacın kesilmesiyle birlikte normale dönülür.
… Mevsimsel duygulanım bozukluğu: Kimi kişilerde gün ışığına karşı aşırı bir hassasiyet olabilir. Gecelerin aylarca sürdüğü kutup bölgelerinde, burada yaşayan insanlar ciddi depresyon belirtileri gösterebilirler.
     Kimi hastalıklar neden oldukları biyokimyasal değişiklikler nedeniyle depresyona yol açabilirler. Felç, Parkinson, hormonal bozukluklar ve kimi kanserler buna örnektir. Bu depresyon, hastalık yüzünden duyumsanan üzüntüden ayrı bir durumdur.
     İki yıldan fazla bir süre her gün hafif depresyon içindeyseniz bu duruma “Distimi” denir. Distimik kişiler yaşamları boyunca birkaç kez ağır depresyon geçirebilirler.
     İki yıllık süreler halinde hafif depresyon ve hafif mani arasında gidip gelmeye ise “Siklotimi” denir.
     Depresyon her yaşta görülebilir. Yavaş yavaş oluşabileceği gibi aniden de ortaya çıkabilir. Kesin nedeni bilinmese de beyindeki biyokimyasallardaki bir dengesizlikten kaynaklanabileceği düşünülmektedir. Günlük yaşamdaki stresler de etkili olmakla birlikte depresyonun genetik geçişi de olduğu düşünülmektedir.
     Depresyon geçirme riskinizin yüksek olup olmadığı hakkında bir fikir edinmek için aşağıdaki sorulara yanıt verebilirsiniz:
… Bu rahatsızlığa yakalanmış bir akrabanız var mı?
… Bağımlılık derecesinde madde ya da alkol kullandınız mı?
… Sağlık sorunlarınız var mı?
… Ağır stres altında mısınız?
     Depresyonun belirtileri yalnızca üzgün ve çevreye ilgisiz kalmaktan oluşmaz. Bunlardan başka, çabuk sinirlenme, saldırganlık, uykuya dalamama, uyanamama, çok fazla uyuma ya da iştah değişiklikleri, kilo alma ya da verme, cinsel istekte azalma, sık sık ölüm ya da intihar üzerine düşünme gibi bulgular da sayılabilir.
     Şikâyetlerinizin farkında olsanız bile kendi durumunuza tanı koymanız olası değildir. Hele tedavi aşaması için kesinlikle profesyonel yardım almalısınız. Depresyon genellikle birkaç haftadan daha uzun sürmese de kimi durumlarda yıllarca bile kaybolmayabilir. Kendinizde ya da bir sevdiğinizde size depresyon tanısı düşündüren şikâyetler varsa, kesinlikle bir hekime danışmalısınız.
     Yaşam, nedensiz üzüntülerle zaman geçirebileceğimiz denli uzun değil. Zaten nedenli birçok üzüntü yeterince zaman kaybetmemize yol açıyor…

(Dr. Ufuk Akyol)