Hayatın Ritmi

H

Saat 07.00
Gün ağarırken güneşin ilk ışıkları perdelerden süzülüp gözlerinizi gıdıklayınca, hayat melodisi cılız ama kararlı bir tınıyla çalmaya başlar. Bu sabah bir değişiklik yapın ve kendinizi apar topar yoğun bir temponun içine atmaktan önce biraz durun ve hayatın bu yumuşak başlangıcını dinleyin. Mutfaktan gelen çaydanlığın fokurtusunu, musluktan şırıl şırıl akan serin suyun sesini dinleyin. Hayat melodisine başlamadan önce nefesinizi ve ruhunuzu yenileyin. Dışarıda sizi bekleyen ritmi kucaklamaya hazırlanın…
Saat 08.00
İşe gitmek üzere evden çıktığınızda gökyüzünde yeni bir günün müjdecisi kuşların şarkılarını duyuyor musunuz? Belki de bugün yağmur yağıyor. O zaman günün ritmini yerlere şıpır şıpır damlayan yağmur taneleri tutuyor demektir…
Her gün aynı yollardan geçerken etrafınızdaki sesleri hiç dinlediniz mi? Yanınızdan geçen arabayı, servis bekleyen öğrencilerin gülüşmelerini, dükkânının tentelerini açan tezgâhtarın sesini dinleyin…
İşe giderken caddelerde attığınız telaşlı adımları duyumsayın. Kendi tuttuğunuz tempoyu, etrafınızda yeni bir güne uyanan milyonlarca hayatın ritmini dinleyin…
Saat 09.00
İş yerine geldiniz. Ofisinizin büyük bir orkestra olduğunu hayal edin. İşe geç kalanların telaşlı koşuşturması, çay kaşığınızın bardağınızla buluştuğunda seslendirdiği şarkı, önce tek tük, sonra peşi sıra çalmaya başlayan telefonlar, bilgisayarınızın düzensiz homurtuları, klimanın derinden gelen uğultusu, uzaktan kulağınıza çalınan hararetli iş sohbetleri… Etrafınızda birbirinden bağımsız ne kadar çok ses var dikkat ettiniz mi? Onların sizin günlük hayatınızın ritmi olduğunu fark ettiniz mi? Kendinizi bu senfoninin şefi olarak düşlediniz mi hiç? İşyerinizin ritmini dinleyin…
Saat 17.00
Akşam yaklaştıkça işyerinizdeki bestenizin de finale yaklaştığını fark edeceksiniz. Günlük koşuşturmalar yerini başka bir telaşa, akşamın ritmine bırakacak. Yorgunluğunuzu unutun, gözlerinizi kapatın ve hayal edin. Şimdi önünüzde ertesi sabaha kadar uzun ve nasıl isterseniz öyle seslendirebileceğiniz bir hayat melodisi var…
Saat 18.00
Sokağa çıktığınız anda gürültülü ve aceleci bir kalabalığın içinde bulacaksınız kendinizi, trafikte akan araçların farları gözlerinizi alacak. Etrafınızdan bir sürü insan kimi koşarak, kimi hızlı adımlarla, kimi ağır aksak, kimi güle oynaya akıp gidecek. Peki, siz ne yapacağınıza karar verdiniz mi? Bu günü sıcak yuvanızda ailenizle birlikte, çocuklarınızla şakalaşıp gülüşerek huzurlu bir şarkının son notalarını dinler gibi sakin ve yavaş mı bitireceksiniz? Yoksa kendinizi şehrin ritmine bırakıp dostlarınızla felekten bir gece mi geçireceksiniz? Belki de henüz karar veremediniz. Nasıl olursa olsun, unutmayın hayatın ritmi sizsiniz…
Saat 23.00
Nihayet evinizdesiniz. Kim bilir hangi yolculuktan, hangi hikâyeden, hangi anılarla yuvanıza döndünüz. Yoğun bir günün ardından gözleriniz ağırlaşmaya başlarken uyku, saatin tik takları eşliğinde haber verecek yarı yolda olduğunu. Şehir karanlıkla birlikte sessizliğe gömülürken siz de bugünkü hayat bestenizin son notasını koyduğunuzu fark edin. Uykuya dalmadan önce bir kulak kabartın, kulağınızda yaşadığınız günden kalma sesler yankılanacak, duyuyor musunuz? Rüyalar âlemine dalmadan önce hayatınızın ritmini size anlatan bu seslere bir şef gibi içinizden selam verin. Duyacağınız alkışları hak ettiniz. Çünkü dışarıda hayatın bir ritmi var ve siz de o ritmin bir parçasısınız…

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Sevgi