Osteoporoz

O

     Osteoporoz halk arasında basit tanımlamasıyla kemik erimesi olarak bilinen, kemiklerde zayıflama, kemik yapısında bozulma ve buna bağlı olarak kemik kırılabilirliğindeki artışla karakterize bir iskelet hastalığıdır.
     Osteoporoz, 2002’li yıllarda geniş halk kitlelerini ilgilendiren önemli bir halk sağlığı sorunu olarak kabul edilmekte ve dünyada 200 milyondan fazla kişiyi etkilemektedir.
     Kemik yapısı yaşam boyu devam eden yapım ve yıkım süreçleri ile uyumlu bir denge içinde canlılığını korur. 25-30 yaş civarında kemik kütlesi pik noktasına, yani gelebileceği en son noktaya ulaşır.
     Beslenmesi yeterli olan, yeterli eksersiz yapabilen, puberte dönemini sağlıklı geçirenlerde, kemik yapım ve yıkımı dengededir. Fakat genetik yapı, hormon düzeyleri, beslenme, alkol, sigara, çay ve kahve gibi alışkanlıklar, kemik metabolizmasını etkileyen hastalıklar ve bazı ilaçların kullanılması gibi faktörlerden kemik kütlesi önemli ölçüde etkilenmektedir.
     Osteoporoz, erkekleri ve hatta çocukları bile etkisi altına alabilen bir hastalık olmakla birlikte, daha çok menopoz sonrası dönemdeki kadınları etkileyen bir sağlık problemidir. 50 yaş üstü kadınların yaklaşık %40’ında, hayatının bu döneminde osteoporoza bağlı kırık gelişmektedir.
     Kalça kırıkları; sonrasında oluşan birtakım komplikasyonlar, sebep olduğu işgücü kaybı, yüksek tedavi maliyeti gibi nedenlerden dolayı, önemli bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır ve tüm kırıkların %15-20’sini oluşturur. Kalça kırığı sonrası ilk bir yıl içerisinde hastaların %20’si kaybedilmekte, yaşayanların %25’i bakıma gereksinim göstermekte, %50’sinde ise yaşam kalitesi önemli oranda etkilenmektedir.
     Omurga kırıkları, sırt ve bel ağrıları, boy kısalması ve bazı deformelere neden olarak, özellikle yaşlılık döneminde sorun yaratırlar. Diğer bölge kırıkları da benzer şekilde yaşam kalitesini düşürecek şekilde etkili olmaktadır.
     Osteoporozun özellikle yaşlı kesimi etkilediği göz önüne alındığında ve giderek ortalama yaşam süresinin uzamasıyla birlikte, önümüzdeki yıllarda da önemli bir sağlık sorunu olarak gündeme geleceği aşikârdır.
     Osteoporoz gelişiminde çeşitli risk faktörleri mevcuttur. Kemik mineral yoğunluğunun düşük olması, osteoporotik kırık oluşması açısından önemli bir risk faktörü gibi, bu mineral yoğunluğunun düşük olmasını sağlayan faktörler de mevcuttur. Bu risk faktörlerinin bir kısmı değiştirilebilen ve diğer bir kısmı da değiştirilemeyen faktörlerdir. Genel olarak risk faktörleri yaş, genetik faktörler, ırk, hormonal durum, beslenme, çeşitli hastalıklar ve kullanılan çeşitli ilaçlar olarak ana başlıklar halinde toplanabilir. Yaşlı olmak, kadın olmak, erken menopoz veya menopoz sonrası dönemde bulunmak, beyaz ırk, sarışın ve ince yapılı olmak, ailede osteoporoza ait kırık öyküsü olması, düşük C ve D vitamini alımı, hareketsiz yaşam, sigara, alkol, fazla kahve tüketimi, romatizmal hastalıklar, şeker, tiroid ile ilgili bazı hastalıklar, kortizon, heparin gibi çeşitli ilaçların kullanımı birer risk faktörüdür.
     Günümüzde “toplum sağlığı sorunu” olarak adlandırılan osteoporoz, süregelen hastalıklardan birisi olan yapısında bozulma ve kırılganlığında artma ile karakterizedir. Hiçbir belirti vermeden sessiz bir şekilde ilerleyebildiği gibi sırt, bel omurlarında veya kalçada ağrı ile ortaya çıkabilir. Osteoporozda en önemli sorun kalça kırıklarıdır. Çünkü her kalça kırığına hastanede yatırılarak bir operasyon uygulanması gerekmektedir. Kırık kalçaya plak, çivi veya protez konması ve daha sonra da aktif bir rehabilitasyon programı uygulanması tedavinin esasını oluşturur. Kırıklar sırt, bel omurlarında ya da el bileğinde görülebilmektedir.
     Osteoporoza bağlı olarak gelişen ağrı ve hareket kısıtlığı sonucunda kişinin “yaşam kalitesi” bozulmakta ve ayrıca hastalığın tedavi maliyetinin yüksek olması nedeniyle ekonomik açıdan ciddi bir sorun halini almaktadır.
     Osteoporozun erkeklerde kadınlara oranla nadiren görülmesinin nedenleri;
     * İskelet gelişimi sırasında kemik kütlesi kadınlara oranla daha fazladır.
     * Erkeklerde kadınlardaki gibi kemik yıkımı yapan menopoz benzeri bir olay yaşanmamaktadır.
     * Erkeklerin yaşam beklentileri kadınlara oranla daha kısadır.
     * Erkeklerde yaşlanmaya bağlı olarak cinsiyet hormonu, büyüme hormonu vb. hormonların azalması kemik yapımında azalmaya, kemik yıkımında ise artmaya neden olmakta ve zayıflayıp direncini yitiren kemikler hafif bir zorlanma ile kırılabilmektedir.
     Asya ırkına mensup olmak, ince vücut yapısı, hareketsiz yaşam, cinsiyet hormonu bozukluğu, aşırı alkol kullanımı, osteoporoz yapan kortizon, heparin, tiroid hormonu, anti-epileptik vb. ilaçların kullanımı, mide ve bağırsak operasyonu geçirmiş olmak, aile fertlerinde osteoporoza bağlı kırıkların olması, süreğen olarak ve fazla miktarda sodyum, protein, fosfor ve kafein tüketimi, osteoporoz açısından risk faktörleridir. Erkeklerde osteoporoz sıklıkla bazı hastalıklara ve bazı ilaçların uzun süre yüksek dozda kullanımına bağlı olarak gelişmektedir.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz