Ermeni Dosyası-3 (Türkiye Üzerinde Oynanan Oyunlar)

E

Bu yazı dizisi, tarihte birlikte hayatını sürdürdüğü değişik milletlerin yanı sıra, kendi milletine bile büyük maddi ve manevi zararlar veren, Ermeni Parti ve Komitelerinin faaliyet dosyasıdır. Kısaca, ERMENİ DOSYASI’dır.

     Ermenilerin vahşice zulümlerine uğramış Türklerin katliamı ve Ermeni mezalimini göstermesi bakımından, çıkarmış oldukları isyanları kısaca incelemekte ve teferruatını tarih sayfalarına bırakmakta yarar görüyoruz.
a) Erzurum vakası: Bölgeye Kafkas yoluyla Rusya’dan silah ve komiteci geldiğinin öğrenilmesi üzerine, bir tepki olarak Hınçak partisi mensuplarınca 20.6.1890 tarihinde ilk nümayiş ve gövde gösterisi yapılmıştır.
b) Kumkapı nümayişi: Telgraf hatları kesildikten sonra Patrikhane işgal edilmiş ve Patrik Aşıkyan’ı9n da katılmasıyla saraya doğru yürüyüş yapılmıştır.
c) Merzifon, Kayseri, Yozgat isyanları: 1892-1893 yıllarında komiteci Ermenilerin çalışmalarıyla bir isyan hareketi başlatılmış, çeteler teşkil edilerek Osmancık ve Yozgat posta mensupları ile Derbent karakolu zaptiyeleri yapılan katliamdan kurtulamamışlardır.
d) Birinci Sasun isyanı: Hamparsun Boyacıyan isimli bir Ermeni tarafından 1894 yılında başlatılan isyan hareketi sırasında korkunç cinayetler işlenmiş ve yağmalar yapılmıştır. Hatta bu sırada Müslümanlar, Hıristiyanlığı kabule ve Haç’ı öpmeye mecbur edilmişlerdir. İsyan bastırılmış ama ne hazin tecellidir ki, Hamparsun Boyacıyan, II. Meşrutiyet döneminde Türk hoşgörürlüğünün tipik örneği olarak Kozan mebusu seçilmiştir.
e) Bâb-ı Âli nümayişi: Ermeni papazlar tarafından ateşli nutuklarla galeyana getirilen ve silahlandırılan komiteciler, 18.9.1895 günü birkaç masumun ve jandarma onbaşısı Servet Bey’in kanına girdikten sonra dağılmışlardır.
f) Zeytûn isyanı: İngiltere, Fransa ve Rusya’nın kendilerini destekleyeceklerini uman Ermeni komitecilerinin 1895’te çıkardığı isyan hareketi sonunda, geriye sadece isyanın acısını çekecek yerli Türk ve Ermeni toplumu kalmıştır.
g) Van isyanı: Rusya’dan gelen bol miktarda silah ve mühimmatla 1.6.1896 tarihinde ayaklanan Ermeniler, tahkim ettikleri müstahkem mevkilerden halkın üzerine ateş açarak birçoğunu katletmişler ve daha sonra dağlara çekilmişlerdir.
h) Osmanlı Bankası’na taarruz: Rus pasaportuyla Avrupa’dan gelen birkaç komiteci ile birleşen yerli komiteciler, dış devletlerin müdahalesini temin için İstanbul’daki Osmanlı Bankası’nı basmışlar (14.8.1896), ancak istedikleri verilmeyince mezkûr şahıslar Fransız ve Rus sefarethaneleri yardımıyla yurtdışına kaçırılmışlardır.
ı) İkinci Sasun isyanı: İki sene kadar süren ve Müslüman Türk halkına her çeşit mezalimin yapıldığı isyan hareketinde, İran yoluyla büyük miktarda silahlanan Ermeni çeteleri, yine tarihî görevlerini yapmışlardır!
i) Yıldız Sarayı’nda bombalı suikast: Belçika’dan Taşnak Partisi militanlarınca getirtilen bir arabaya yerleştirilen bomba, 21.7.1905 tarihinde Yıldız Sarayı’nda II. Abdülhamit’e karşı kullanılmış, suikast başarıya ulaşamamış, ancak pek çok masum insan canından olmuştur.
j) Ermenilerin yaptığı katliam hareketleri sonraki yıllarda, bilhassa I. Dünya ve Kurtuluş Savaşı sırasında da devam etmiştir.
     Tarihin nefretle kaydettiği, ancak Ermeniler tarafından üzerleri yapıştırılarak insanlık âlemine sunulan sahifelerinde neler yazmaktadır? Bunları okumak, gerçekçi bir değerlendirmeyi müteakip Ermeni şamatasıyla doldurulmuş bulunan beyinlere nakletmekte büyük fayda vardır. Kaynak olarak bu konuda yazılmış Türk eserlerini kullanmak yerine, Anadolu’da çeşitli zamanlarda faaliyet göstermiş bulunan İngiliz, Fransız ve Rus görevlilerinin hatıralarına bir göz atmak yeterli olacaktır sanırım.
     TÜRKİYE ÜZERİNDE OYNANAN OYUNLAR:
     Yıllarca Avrupa’nın “Hasta Adam” tabiriyle karşı karşıya bırakılmış bulunan Türkiye’nin, bir Ermeni meselesi ile meşgul edilmesinin belirli tarihî sebepleri vardı. Tarihin akışını değiştirecek derecede siyasi menfaatlerini kullanan devletlerin bu konuda ne derece önemli rol oynadıkları artık bilinen gerçeklerden olmuştur. Ermeni milletinin gözleri ve idrakleri, kendileri üzerinde mezkûr devletler tarafından oynanan oyunları göreceği yerde, asırlardır son derece rahat ve huzur içerisinde bulundukları Osmanlı idaresine karşı çıkmakta yarar olduğu merkezinde toplanıyordu. Bu sebepleri aşağıdaki maddelerde göstermek mümkündür:
a) Rusya’nın İstanbul’a inmek için Balkan kavimlerini isyan ettirip milletler meselesi haline getirmesi gibi, Ermenileri de “Ermenistan” hayali peşine düşürmesi, Ermenilerin de basiretsiz bir heyecan ve inanışla bu Rus taktiğinin gönüllü aktörleri olmaları,
b) Rusya’nın Şark vilayetleri yoluyla İskenderun ve Akdeniz’e inmek istemesi ve bir Ermeni Devleti’nin kurulmasını teşvik eder görünmekte siyasi menfaat bulmuş olması. Bu arada Rusya’nın, Akdeniz’den Karadeniz’e uzanan tampon bir bölgede Ermenistan’ın yanı sıra, Lazistan, Kürdistan ve Kilikya Federe devletlerini kurma amacında olduğunu da belirtmekte yarar vardır.
c) Rus siyasetini sezen İngiltere’nin ise, Ruslara karşı bir tampon kuvvet olarak Ermenileri kullanmak yoluna gidip Osmanlı Devleti’ni de bu yolda tehdit etmek suretiyle bazı politik menfaatler koparmak kararları,
d) Fransa’nın da bu işte kendi payına düşeni almak istemesi ve Osmanlı Devleti’ni kolayca sömürmek amacıyla Kilikya’da bir Ermeni varlığını tesis etmek istemesi,
e) Hıristiyanlık âleminin yıllardan beri sürdürdüğü “Haçlı Zihniyeti” altında, İslam dünyasının en büyük ve etkili devletini içten parçalamak için Hıristiyan unsurları harekete geçirecek her türlü faaliyetten faydalanmak arzusunda olmasıdır.
     1917 Rus İhtilâli’nden sonra, idareyi eline alan Sovyet Hükümeti’nin Çarlık yönetimini gözden düşürmek ve dünya milletlerini kendi taraflarına çekmek için giriştiği teşebbüslerden birisi, Çarlık yönetimi ile Batı müttefikleri arasında, I. Dünya Savaşı içinde yapılan gizli anlaşmaları, Çarlık Hariciye Nezareti’nin gizli yazışmalarını ve diğer birçok vesikayı “Anadolu’nun Taksimi Planı” adı altında bir kitap içinde yayınlaması olmuştur. Türkçeye de çevrilen bu kitaptaki bazı vesikalar, müstakil bir Ermenistan kurmak için Çarlık idarecilerinin, Türkiye’deki Ermenileri nasıl kandırdıklarını ve onları buna inandırmaya çalıştıklarını bütün açıklığı ile göstermektedir.
     Ancak, bütün devletlerin yanıldıkları önemli nokta, Ermeni’nin hiçbir zaman dost olamayacağı keyfiyeti idi. Zira Ermeniler isyan ve ihtilallerde kendilerinin yardımcısı olan İngilizler’e de, Ruslar’a da silah çekmişler, nankör bir millet olduklarını tarih boyunca defalarca tescil etmişlerdir. Eğer bu kavme insanlık ve iyilik yaramış olsaydı, Türk Devletine ve Türk Milletine bu ihaneti işlemezlerdi. Çünkü asırlardır varlıklarını bu devletin medeni ve insani anlayışı sayesinde muhafaza edebilmişlerdir.
     Yakın tarihimizde de durum değişmiş değildir. Türkiye’yi yıpratarak içinden yıkmak amacını güden devlet ve gruplar; tarihte “Türk-Ermeni Meselesi” adı altında konu edilen hususu, daima sıcak tutmaya gayret etmektedirler.
     TÜRK-ERMENİ MESELESİ NEDİR?
     19’uncu asrın içinde Çarlık Rusya’sı doğuda ve Balkanlar’da Osmanlı Devleti’ne karşı, bu devlet içinde azınlık saydığı unsurları teşvik ve kışkırtmaya başlamıştı. Bir kısım Ermeni komitecilerinin de bu gizli amaçta rol almasıyla o tarihe kadar birbirleriyle gayet iyi geçinen Türklerle Ermeniler arasında ilk kargaşalık tohumları atılmıştı.
     1828 Türk-Rus savaşı sonunda bırakılan topraklar sebebiyle bir kısım Ermeniler Rusya’da kalmış, Rusların Ermenileri Ortodoks yapma, dinlerini, kiliselerini ve kültürlerini ortadan kaldırma politikaları, aralarında mücadelelerin başlamasına sebep olmuşsa da, Ermeni politikacıları Ruslara muhtaç bulunduklarını düşünerek onlarla işbirliği yapmaktan vazgeçmemişlerdir… (DEVAM EDECEK)
       (Türkiye Gazetesi–4 Şubat 1986)

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz