“T.I.R. Kontrol Zinciri” Üzerine-deneme

&

       Kısa adı ile “T.I.R. Taşımacılığı” olarak nitelendirilen “Milletlerarası Karayolu Taşımacılığı” konusunda bugüne kadar çok şeyler söylenmiş, gerek resmî görüşmelerde, gerekse özel sempozyumlarda/bilgi şölenlerinde konu tartışmaya açılarak çok önemli kararların alınması sağlanmıştır.
       Milletlerarası ticaret alanında büyük organizasyonlarla gerçekleştirilen, sermaye, araç filosu ve ekipman/donanım bakımından büyük yatırımları gerektiren T.I.R. taşımacılığı konusunda günümüzde bazı devletlerin çok ileri seviyelerde olduğu herkes tarafından bilinen bir gerçektir. Başta Bulgaristan olmak üzere, Romanya ve Macaristan gibi ülkeler, bugün ellerinde bulundurdukları T.I.R. filoları sayesinde dünya piyasalarında söz sahibi olmuşlardır.
       Memleketimizde ise, bu konuda birkaç özel firmanın dışında devlet düzeyinde bir girişimde bulunulmadığı, daha doğrusu konunun devlet çapında ele alınmadığı bilinmektedir.
       Oysaki dünya piyasalarında güzel bir konumun elde edilebilmesi halinde ülkemize kazandıracağı dövizin ne derecede önemli bulunduğunu, bunun tam aksine, ortalama 40-50 tonluk kamyonların, karayollarımız üzerinden geçerken ne miktarda tahribata sebep olduğunu söylemeye bilmem gerek var mı?
       Ancak biz bu yazımızda; bütün bu konuları uzmanlarına bırakıyor ve 27 Eylül 1980 tarihli Başbakan Bülent Ulusu tarafından “Hükümet Programı” çerçevesinde söz konusu edilen bir hususu ele almak istiyoruz.
       Başbakan Ulusu tarafından bizzat okunan ve daha sonra basınımızda yer alan bu programda;
       “Gümrük Kanunu ve Kaçakçılığın Men ve Takibi Hakkındaki Kanun, günün koşullarına cevap verebilecek şekilde yeniden düzenlenecek ve ülkemiz üzerinden transit geçiş yapan veya yurdumuza muhtelif malzemeler getirip götüren T.I.R. kamyonlarının geliş-gidiş güzergâhları üzerindeki muhtelif mahallerde ‘T.I.R. Kontrol Zinciri’ tesis edilecektir. Bu suretle gümrük, jandarma ve emniyet mensuplarının arasında işbirliği sağlanarak T.I.R. kamyonları ile yapılan her türlü kaçakçılık büyük ölçüde önlenmiş olacaktır…” denilmektedir.
       Biz bu yazımızda; ülkemizin 10 yılı aşkın bir süredir içerisinde bunaldığı, gerek manen ve gerekse maddeten ölçülemeyecek derecede zarara uğratıldığı, malum kuruluşlarca tertiplenen işçi grevleriyle ekonomimizin milyonlarca liralık değer kaybına mahkûm edildiği bir dönemden bahsetmek istiyoruz.
       Yine bu yazımızda; T.I.R. kamyonlarıyla Türkiye’ye sokulan ve çeşitli yollarla anarşi yuvalarına ulaştırılan silah ve mermilerden, diğer kaçakçılık konu ve şekillerinden, ülkemiz aleyhine faaliyet gösteren malum devletlerin nifak tohumlarını yurt içine nasıl saçtıklarından, vs. söz etmek istiyoruz.
       Bilindiği gibi, Türkiye’yi bir anarşi ortamına sürükleyerek komünizm ideolojisinin tesisine yönelen ve bunun için “Halk Savaşı” adını yakıştırdıkları illegal bir savaş türü ile silahlı ayaklanma yolunu seçen yasadışı örgütlerin dış finans kaynakları, bu örgütlere çeşitli yollardan yardımlar yapmışlardır. Doğal olarak bu arada, milletlerarası alanda çalışan kaçakçılık şebekeleri kanalıyla da, onlara gerekli silah ve mühimmatı ulaştırmışlardır.
       Her gün bir yenisini gazetelerden veya yayınlanan sanık ifadelerinden okuyarak öğrendiğimiz bu konuda, yurtdışına nakliyat yapan yerli ve yabancı T.I.R. kamyonlarının büyük rolü olmuştur.
       Genellikle T.I.R. kamyonlarının çeşitli zula yerlerine, örneğin debriyaj boşluğuna, yakıt deposu içindeki özel bölmelere, yedek lastik içlerine, tampon veya kasanın çeşitli yerlerine, vs. itina ile saklanarak getirilen ve bilhassa İpsala Hudut Kapısı’ndan yurda sokulan silah ve mühimmatın –ki, çoğunlukla İtalyan menşeli, 7,65 milimetrelik GECO marka mermiler ile Doğu Avrupa yapısı çeşitli silahlar– özellikle Gaziantep il sınırları içerisinde boşaltılarak el değiştirmiş ve kardeşin kardeşi vurması için eli kanlı cinayet çetelerine ulaştırılmıştır.
       Bu işin içinde, örgüt-kaynak ilişkisinin yanı sıra, patron-aracı ilişkisinin de küçük olmadığını ve kâr gayesiyle birlikte, böyle bir oyunda faal rol almanın önemini söylemeden geçmemek gerekmektedir.
       İşin bir başka cephesi de, içimize kadar girebilen ve sinsi davranışlar altında dost görünerek memleketimizin parçalanması ve ortadan kaldırılması için her türlü faaliyeti gösteren birtakım devletlerin varlığının bulunmasıdır.
       Bugün; 24 saat içerisinde, doğudan batıya uzanan karayolu güzergâhlarımız üzerinde acaba kaç yüz tane Doğu Blok’u ülkesine ait T.I.R. kamyonu sayabiliriz? Kamyon personelinin Türkçe konuşup konuşmadıklarını –ki, muhtemelen konuşuyorlardır– bilebiliyor muyuz? Bu şahıslar hakkındaki bilgilerimiz yeterli midir? Bunlar geceyi araçlarında mı, otel-motellerde mi veya önceden tanıştıkları(!) birtakım şahısların evlerinde mi geçiriyorlar? Yoksa etraflarına topladıkları dost bir grupla(!) birlikte en yakın pavyon veya benzeri bir eğlence yerinde, ülkenin ekonomik gelişmeleri üzerinde(!) konuşma mı yapıyorlar?
       Hele hele, stratejik önemi haiz veya askerî ya da sivil bir tesisin yakınında bir yerlerde aracını park eden ve öğle yemeğini yedikten sonra kısa bir süre için uykuya yatan bir kamyon şoförünün masum ve yorgun bir sürücü olduğuna inanabilir miyiz?
       Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Onun için, memleketimizi her açıdan ilgilendiren bu konuda, yerinde bir kararla, kısa zamanda mevzuat değişikliğine gitmek ve bir T.I.R. Kontrol Zinciri oluşturarak yapılan işlere caydırıcı bir hüviyet kazandırmak çok isabetli bir karar olacaktır.
       Bu tedbirler çerçevesinde;
a)
Bazı yolların yasak bölge ilan edilerek araç geçişlerine kapatılması ve T.I.R. konaklama mahallerinin yeniden belirlenerek bu bölgelerde denetimlerin yoğunlaştırılması (Bu konuda İçişleri Bakanlığı ilgililerince gerekli çalışmalar yapılmaktadır),
b)
Bu gibi mahallerde akaryakıt ve tamir istasyonları, otel-motel yapımı, lokanta, sağlık ocağı, karakol ve benzeri tesislerin tamamlanması,
c)
Hudut kapılarımızdan yapılan giriş-çıkışlarda kayıt-kontrol işlemlerinin iyi işletilmesi, gümrüklerde gittikçe yoğunlaşan rüşvet müessesesinin ortadan kaldırılması,
d)
T.I.R kamyonlarının arızalanmaları halinde, nasıl bir yol takip ederek müracaatta bulunacakları hususunun yeniden belirlenmesi,
e)
Konakladıkları mahallerde aleni yapılan karaborsa ve kaçak eşya satışının önlenmesi,
f)
Yakıt ikmali yaptıkları akaryakıt istasyonlarından naylon fatura veya yakıt almaksızın Türk parası taleplerine engel olunması,
g)
Yapılacak ihlallerde kanunun vereceği cezaların artırılarak caydırıcı bir özellik kazandırılması, vs. gibi benzeri hususların ele alınması gerekmektedir.
       Memleketimizin içerisinde yer aldığı coğrafik bölge itibariyle, batı ile doğu arasında bir geçiş ve ulaşım kapısı olduğu bilinmektedir. Bu nedenle, ekonomimize yapacağı etki bakımından transit karayolu ve denizyolu taşımacılığını aynı oranda mütalaa etmek ve karayollarımız üzerinde hareket eden taşıtların yaptıkları tahribattan daha fazla gelir getirmeleri için kesin ve etkili bir dizi kararlar almak ve en önemlisi, kanuna aykırı durumlarla olan ilgisini azaltmak icap etmektedir.
       Son olarak; yazımıza konu teşkil eden T.I.R. kontrol zincirinin oluşturulmasının ne denli önemli bulunduğunu ve geçirdiğimiz şu toparlanma döneminde herkesin fert ve kuruluş olarak kendisine düşen görevi yapmasının zorunlu olduğunu söylemek gerekir. Pek tabii ki bu arada, gayrı resmî olarak, “Silah ticaretinin devlet çapında ele alınarak ortaklaşa çalışmalar yapılmasını…” teklif edecek kadar cüretkâr bir yakın komşumuzun olduğunu da özellikle belirtmek isteriz.
(Ankara, Ocak 1981)

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz