Tarihi Okumak-köşe yazısı

T

       Dünya yüzünde ilk insanların görünmesinden bu yana birçok asırlar geçmiş ve insanlık ‘Tarih’ adını verdiğimiz bu zaman dilimi içerisinde ilerleyerek bugünkü mevkiine ulaşmıştır. Kolay olmayan bu yolculuk esnasında geçirmiş olduğu devirlerde, halledilmesi gerekli birçok meselelerle karşılaşmış, neticede kimi üzülmüş, kimi zaman sevinmiştir.
       İnsanlığın geçirmiş olduğu bu tarih çağları; kendinden önceki yıllara göre daima ilim ve tekniğin ilerlediği, insanlık şeref, haysiyet ve refahının üst seviyelere ulaştığı yıllar olmuştur. Bu konularda alınan tedbirlerin başarıya ulaşması halinde toplum mesut olmuş, aksi olduğunda da mevcut düzene karşı tepki niteliğinde sosyal hadiseler meydana gelmiştir.
       Her asırda ve her memlekette hemen hemen aynı şekilde tekrarlanan ve genellikle sirayet edici bir seyir takip eden bu hadiseler; bazen bir memleketi felâkete sürükleyebilecek tarzda tezahür etmiştir. Yakın ve uzak zamandaki benzerleri, işleyiş mekanizmaları incelendiğinde; önlenebilmelerinin mümkün olabileceği veya hiç olmazsa az zarar verecek hale getirilebileceği anlaşılmaktadır. Bu yüzden tarihi olayları takip etmek, tarihi okumak ve ondan gerekli dersi çıkararak, günlük hadiselere uygulamakta yarar vardır.
       Tarihi olayların analizi sırasında; akıl, muhakeme, irade gücü, medeni cesaret ve bildiğini etrafına intikal ettirmenin yanı sıra, sorumluluk duygusunun geliştirilmesi gibi hususlar, içinde yaşamak istediğimiz hürriyet ve demokrasi rejiminin korunması yolundaki mücadelemize nizam verici başarı faktörleri olmuştur.
       Milletin sağlanan huzur ortamı içerisinde seçtiği temsilciler vasıtasıyla idare edilen ve meselelerine çözüm arayan bu demokratik rejimin işleyebilmesi ve yalnız teoride değil, pratikte de amacına ulaşabilmesi için; çıkarılacak kanunların ve diğer hükümlerin iyi niyetle uygulanması ve bu uygulamaya esas teşkil edecek bir icra mekanizmasına sahip bulunulması, bu mekanizmanın da millet ve idare edenler arasında bir köprü vazifesini görmesi lâzımdır.
       İcra mekanizmasında yer alan bu kitlenin; vazife ve sorumluluk şuurunu inançları üstünde tutacak bir olgunlukla ve milletin seçmiş olduğu iktidarın verdiği direktifler doğrultusunda uygulanması halinde, milletin arzu ettiği demokratik rejim de başarıya ulaşır. Yoksa fikir ve vicdan hürriyetine geniş bir şekilde yer veren mezkûr rejim, icra mekanizmasının şu veya bu şekilde direnmesi karşısında giderek artan bir tavizkâr politikaya bürünür ve iktidar içerisinde iktidarsızlık diyebileceğimiz bir zayıflama meydana gelir. Neticede; yakın tarihimizde de görüldüğü gibi, hür rejim içerisinde yaşayanların felâket ve ıstırabına sebep olur.
       Tarih, kendisini yazanlarca devamlı bir irtibat müessesesi halinde, geçmiş olaylara atıfta bulunarak, çağına ve ileriki çağlara ışık tutmuş, bağrından çıkardığı dersleri yeni nesillere ulaştırmıştır.
       Geçmişte büyük ve acı tecrübeler geçiren memleketlerden biri olan ülkemizde de; uyanık ve olaylara kayıtsız kalmayan bir milletin yeşermesi, nizam ve demokrasi uğruna küçük menfaatler peşinde koşmadan sorumluluğunu idrak ederek çalışması gerekmektedir.
       Ne yazık ki, son zamanlarda hayli gelişme gösteren ve eski koalisyon dönemlerini hatırlatan parti gruplaşmalarının yanı sıra, önlerindeki perdeleri aralamakta olan ‘eski’lerin yeniden meydana çıkma hazırlığı içinde bulunmaları titizlikle gözlenecek ve değerlendirilecek konular olarak gündeme gelmektedir.
       Bu dönemi olaysız atlatmak ve kalıcı menfi tesirlerinden sakınmak için tarihi okumak, tarihten ibret almak, tek taraflı okumamak, bir fikri kabul etmeden onun ilmî münakaşasını yapmak, memleketin yeniden anarşi ortamına sürüklenmemesi, bölünmemesi, vatandaşın birbirinin karşısına dikilerek kin ve nefret kusmaması için çaba göstermek hepimizin temel görevi olmalıdır.
       Dünyanın kısa zamanda siyasal ve ekonomik dalgalanmalara uğrayan genel yapısı içinde; devleti ve milletiyle bölünmez bir bütün olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin giderek ortadan kaldırılmakta olan iç düşmanlarının yanı sıra, asırlar boyu amaçlarından sapmamış ve her an fırsat kollayan dış düşmanlarını da bilmek gerekmektedir.
       Kıymetli okuyucu;
       Hayat nasıl bir hatıralar topluluğu ise, mevcudiyetimizin şuuru nasıl hatıralara dayanıyorsa, tarih de; devletlerin milletleriyle beraber geçirdiği bir hatıralar bütünüdür ve devletlerin bekası da buna dayanır.
       Tarih, geçmişin malıdır. O günleri geçirmiş eski ve tecrübeli neslin; kolektif bir şuur içerisinde korkmadan, üşenmeden tarih sahifelerini edindikleri tecrübeler ışığında yeni nesle intikal ettirmeleri, genç neslin ise bu çerçevede faziletli, kültürlü, huzurlu bir gelecek için okumaları lâzımdır. Çünkü istikbal onlarındır!
(Türkiye Gazetesi, 28 Şubat 1986)

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz