Bacaklar mı? Boynuzlar mı?

B

       Susuzluktan dili damağı kuruyan bir geyik suya inmiş; kana kana içmiş. Tam gidecek, sudaki yansımasını görünce durmuş. Aman tanrım, o ne güzel boynuzlar, çatal çatal, görkemli. Geyikçik vurulmuş boynuzlarının güzelliğine, varsa yoksa boynuzlarım demiş, başka şey dememiş.
       Ama gözleri kalem bacaklarına erişince coşkunluğu duman olup uçuvermiş. Nerede ay çatalı boynuzlar, nerede o kalem gibi çırpı bacaklar? Kahırlanmış, kararmış; kös kös durmuş. O, öyle dururken köşelerden bir yerden bir aslan har diye bir fırlamış üzerine: Geyikçik, tez toparlanmış ok gibi ileri atılmış. Ağır vücutlu aslan ne yapsa, geyik kısmının koşmasına yetişemez.
       Geyik, göz açıp kapayıncaya kadar su başından uzaklaşıp ormana dalıvermiş. O, korkuyla kaçarken ay çatalı boynuzları ağaç dallarına takılmış, yolunu engellemeye başlamış. Aslan da bir koşu yetişip geyiği oracıkta paralamış.
       Geyikçik son nefesini verirken;
       “Ah, ah!” diye sızlanmış. “Bir de kalem gibi diye bacaklarımı karalıyordum, boynuzlarım gibi var mı diyordum. Karaladığımdan iyilik gördüm de, övdüğüm bana edeceğini etti işte!”
       Ne demişler: Ummadığın taş, baş yarar…

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Sevgi