Ne Arap’ın Yüzü… (Piramit Yayıncılık-tanıtım)

N

     NE ARAP’IN YÜZÜ…

     Yılmaz Tekin, bu yeni kitabında, bireysel ve toplumsal açılardan ele aldığı ve tüm yönleriyle incelediği Arap’ı ve Arapların dünyasını bazı kişilerin(!) yararlanması amacıyla gözler önüne seriyor.
     Arap; kimi insanın ilişki kurmamak için köşe bucak kaçtığı, kimilerinin ise cömertliğinden yararlanmak için el avuç açtığı biridir. Kendi iç dünyalarında çelişik düşünce ve davranışları sergiler, dış dünyada ise ülkeleri ve liderleri peşinden koşturur.
     Araplar kimdir? Onları ne kadar tanıyoruz? Onlarla düzenli ilişki kurabilir miyiz? Bireysel ve toplumsal girişimlerimizin uluslararası arenada geçerlik kazanabilmesi için neler yapmalıyız? İş adamlarımız, ilişkide olduğumuz kurum temsilcileri, bürokratlarımız vs. atacakları adımlarda nelere dikkat ederlerse başarılı olurlar?
     Tüm bu soruların yanıtlarını hep birlikte aramanın doğru olacağı kanaatini taşıyan ve okuyanı Arap dünyasını tanımaya davet eden bir kitap…
     Bin yılı aşkın bir süredir ilişki içinde olduğumuz bir toplumun ve o toplumu oluşturan bireylerin zayıf ve kuvvetli yönlerini bilmek, gerek millî çıkarlarımızın korunması, gerekse o birey ve toplumun arzu edilen istikamete yönlendirilebilmesi bakımından son derece önemlidir.
     Yabancı toplumlarla iş hayatında başarılı olabilmek için, o toplumu ve toplumu oluşturan bireyleri anlamak, onların dilinden konuşmak, sosyal, kültürel ve dinsel değerlerine önem vererek güzel diyaloglar geliştirmek, onlara hami olmak vs. anahtar hususlardır.
     Arap dünyasını tanımak için kitaptan bazı pasajlara bakalım:
     “… Arap, sürekli ‘almak’ ve ‘vermek’ atmosferindedir. Bu nedenle de tüm zamanını, neyi vermesi gerektiğini ya da karşılığında kendine ne verileceğini düşünmekle geçirir.”
     “… Kendi aile grubu içinde maruz kaldığı istekler ve sürekli müdahaleler nedeniyle Arap’ın eli kolu bağlı gibidir. Kimseye bir şey sormadığı halde yol göstereni çok olur. İstediği şeyi yapma ve dilediği gibi davranma özgürlüğüne sahip değildir.”
     “… Arap toplumunda sosyal baskı çok büyük boyutlara ulaşmış durumdadır. Sosyal baskı, bireyin davranışlarını denetleyen, söz ve hareketlerini kontrol eden yegâne kuvvet, onu öven ya da yeren, gerektiğinde acımasızca suçlandıran tek temel güçtür.”
     “… Toplum içinde utanılacak veya tasvip görmeyen bir harekette bulunan Arap, başkalarının gözünde saygınlığını kaybetmemek için bu hareketini saklar. Toplumda ‘Utanma duygusu olmayan her istediğini yapar’ sözü sık sık dile getirilmektedir. ‘Tanınmadığın yerde ne istersen yap’ sözünü doğrularcasına Arap ülkelerinden yapılan turistik geziler, başta Türkiye olmak üzere birçok değişik ülkeye yapılmaktadır. Zengin-fakir her Arap, senede en az bir defa yurtdışına çıkmak arzusundadır.”
     “… Arap, diğerine gizli kalması gereken bir sırrını açıkladığı zaman, bu sırrın onun tarafından saklanacağından emindir. Kendine bir sır söylenirse, bununla gurur duyar ve emanet edilen bu sırrı ilelebet saklar.”
     “… Arap toplumunda batı kültürünü benimsemek, üst tabakada yer alan yabancı yöneticilerle ilişkiler kurmak, diğer tabakalara nazaran sosyal bir avantaj anlamına geliyordu. Zaten üst tabaka, batının parlak ve zengin görünüşüne ilk kapılanlardı. Maddi durumları, dış tesirlere karşı dayanıklı olmaları, eğitimli oluşları, batılılarla temas ve ilişki kurmalarını kolaylaştırıyordu. Batı kültürünü kapmış bir sınıfın oluşmasıyla birlikte, Arap toplumundaki diğer sınıflar da batı tarzında bir yaşantıya adapte olmaya zorlanmıştır. Böylelikle, alt sınıfta yer alan Araplar, üst sınıfı oluşturan Araplarla aynı kaderi paylaştıklarını sanmışlar, ama örneğin; Fellah’lar ve Bedevi’lerden batılılaşma hevesine kapılanlar, millî kimliklerinden sıyrılmalarını müteakip tanınmaz hale gelmişlerdir.
     Arap ekonomik hayatına batı teknolojisinin girişiyle birlikte, Arap toplumunun sınıfsal yapılanmasında da önemli değişiklikler oldu. Örneğin; üst ve alt sınıflar arasındaki mesafe daha da açıldı. Kent proletaryası yaratıldı. Toplumun belirli bir kısmıyla, yeni bir orta tabaka oluşturuldu. Bu değişikliklerden en çok zarar gören de üst sınıf oldu. Batı yaşantısının cazibesi, millî kültürlerinin ve tarihi miraslarının yok edilmesini sağladı.
     Üst sınıf Batılılaşınca, hâlâ geleneksel kültürde inat eden alt sınıfa geri kalmış ve ilkel gözüyle bakıldı.
     Alt sınıf, kendisini kontrol eden üst sınıfla arasındaki açıklığın daha da büyümesine değişik tepkiler gösterdi. Zenginlerin gelişigüzel harcama ve israfına karşı, geleneksel husumet hisleriyle dolu olan alt tabaka, geleneklerine ters düşen batılı âdetlerine karşı daha da dirençli hale geldi. Diğer taraftan, karşı koyulamayan batı tarzı kültürün çekiciliği, fakir halk için zaten ulaşılamaz bir noktadaydı. Boşa çıkan ulaşma çabaları, Ortadoğu’daki Arap toplumu arasında çeşitli illegal hareketlerin gelişmesine neden oldu…”
     Kısacası, çağdaş Arap şairlerinden Albert Adib’in “The Rebel/Asi” adlı şiiri, Arap dünyasını ve Arap’ı anlatan en güzel örneklerden biridir…

     Ben kim miyim?
     Ben ateş ve ışığı9n hükümdarıyım.
     Kalbim, nedenlerimin kölesidir.
     Kuşkulu bir tipim. İnanılmazım.
     Kaderim güçlüklerden kuvvetlidir.
     Cömertim, bağışlayıcıyım, yardımseverim.
     Ama şirin görünmeye çalışmıyorum.
     İnsanların kurbanı olduğu hırsı anlıyorum.
     Onlar için üzgünüm.
     Mutsuz sürgünün umudu,
     Giderilemez susuzluğun kaynağıyım.
     Bilinmeyen köşelerdeki bilinmezlerin görüntüsüyüm.
     Bir el hareketiyle tüm kuşkuları yok edebilirim.
     Gururun önünde kırıldığı alevden bir kayayım.
     Ben kim miyim?
     Ben… Ben bir yolcuyum. Cömertlikte inat edenim.
     Ben susamış ve bir daha susamayacak olanım.
     Ben dünün rüyası, uzaktaki egonun uyanışıyım.
     Ben kendini ortaya çıkaran ruhun aynasıyım.
     Ben geçmiş yılların gururuyum. Ben engelim.
     Ben kibirden gözyaşı döken ve yalvaranların sessizliğiyim.
     Ben daha fazla dökülmeyecek gözlerin yaşıyım.
     Ben şu anda ölü olanların atan kalpleriyim.
     Ben benim.
     Peki sen… Sen kimsin?

     İnsan hayatında silah ve paranın açamayacağı, ancak anlamlı birkaç söz veya hareketle açılan kapılar vardır. “Ne Arap’ın Yüzü…” işte o anlamlı söz ve hareketlerin derlenip toplandığı, satır aralarına titizlikle gizlendiği bir çalışmayı içermektedir.

(Cihangir Gener-RTÜK Bölgesel ve Yerel Yayınlar Koordinatörü)

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz