Devlet Kuşu!..

D

     Geçmiş zaman içinde bir kavim yaşarmış. Bu kavmin çok adil, dürüst, bilgili, becerikli, namuslu, erdemli bir yöneticisi, deyim yerindeyse bir başkanları varmış. Geleneklerine göre başkan, süresiz olarak seçilirmiş, ancak halkının büyük bir çoğunluğu yeni bir başkanın seçimini arzuladıkları zaman, geniş bir meydanda toplanan halkın huzurunda uçurulan Devlet Kuşunun, kimin başına konarsa, o kimsenin yeni başkan olmasıyla değişirmiş.
     Gel zaman git zaman halk, uzun süreden beri yaşadıkları adil, erdemli, dürüst yönetimden bıkmışlar, Devlet Kuşunu uçurarak başkanı değiştirmeye karar vermişler. Karar, başkana iletilmiş; başkan da, halkın arzusunun başının tacı olduğunu bildirmiş. Kararlaştırılan günde tüm halk meydana toplanmış, uçurulan Devlet Kuşu dönmüş, dolaşmış ve gelip kent sığırtmacının başına konmuş. Halk şaşırmış, sığırtmaçlıktan başka bir iş bilmeyen kişinin bir kavmi nasıl yöneteceğinden kuşkuya düşmüş ve Devlet Kuşunun bir hataya düştüğüne kani olarak bir daha uçurulmasına karar verilmiş. Yeniden uçurulmuş, yine gelip sığırtmacın başına konmuş, yine hataya düştüğü düşüncesiyle üçüncü bir defa uçurulmuş. Kuş yine dönmüş dolaşmış ve sığırtmacın başına gelip konmuş. “Ne yapalım, bu işte de bir hayır vardır!” diyerek sığırtmacı, başkanlık sarayına davet edip oturtmuşlar.
     Saraya yerleşen sığırtmaç, yöneticiliğinin birinci günü bir ferman çıkarmış. “Herkesin imecedeki üç günlük bedenî çalışma süresini bir aya çıkarttım,” demiş ve ikinci bir fermanla da, “Bundan böyle çıkaracağım emirlere karşı gelenlerin cezası idamdır!” diye ilave etmiş. Daha sonra gelen günlerde de emirlerini sıralamaya başlamış. Halk, ilk çıkarılan bu fermanlara hiçbir tepki göstermemiş, aksine “Olur ya, kenti bir an evvel imar etmek istiyor da ondan” demişler. Ancak, takip eden günlerde de ferman üstüne fermanlar yağmaya başlamış. Örneğin;
… İmeceye, kentin bütün kız ve kadınları da tabidir.
… Çay, şeker, et, yakacak gibi zaruri tüketim maddelerinde %500 oranında dolaylı vergi alınacaktır.
… Askerlik süresi beş yıldan on yıla çıkartılmıştır.
… Her evin kadınları sıra ile ve bir hafta süre ile sarayın temizlik, bahçe tanzimi ve sulama işleriyle uğraşacaklardır.
… Her ailenin verdiği dolaysız vergilere %1000 zam yapılmıştır.
     Demiş de demiş ve daha nice garip fermanları yayınlamaya devam etmiş. Halk bu fermanlar karşısında, homurdanmaya, yeni başkan aleyhinde söyleşiler yapmaya başlamış. Bu kez yeni bir ferman çıkartmış ve “Bundan böyle çıkaracağım emirlere karşı dedikodu yapanlar kazığa oturtulacaklardır!” demiş.
     Halk her gün çıkarılan yeni yeni fermanlar karşısında şaşırmış, ezilmiş, büzülmüş; fakat can korkusu ile sesini çıkaramaz olmuş. Ve nihayet “Herkes ölüsünü, ancak bir ay evinde muhafaza ettikten sonra gömebilir!” demiş. Bu emir karşısında, bir ay gömülmeyen ölüler nedeniyle, kentte kokudan durulamaz, salgın hastalıklardan geçilemez olmuş. Halk, evvelki fermanların ezici yükünü unutmuş, son emrin kaldırılması için çareler aramaya başlamış ve yapsa yapsa ancak eski başkanın, halkın sıkıntısını, arzusunu, yakınmalarını yeni başkana iletebileceğine karar vererek eski başkanı görüp rica etmişler, yalvarmışlar. Fakat fermanlara itirazın cezasının idam olması nedeniyle eski başkan kabule yanaşmamış, devam eden ısrarlı yalvarma ve halk baskısı altında en nihayet gidip söylemeye razı olmuş.
     Yeni başkan, eski başkanın görüşme isteğini kabul ederek huzuruna almış, hoşbeşten sonra;
     “Söyle bakalım derdin nedir, ne istiyorsun?” diye sormuş.
     “Halk şimdiye kadarki icraatınızdan çok memnun… Sayenizde az yemeyi, az içmeyi öğrendiler. Bu suretle sıhhatlerini kazandılar, çok çalışıp çok kazanmak, mal mülk edinmek gibi bir hırsları kalmadı, karılarını kızlarını kıskanmak gibi batıl inançları da yok oldu, gece gündüz ibadetle vakit geçirerek ömrünüzün uzun olmasına dua ediyorlar. Ancak şu bir ay süre ölülerini gömememekten dolayı hepsi perişan ve hasta, yerlerinden kımıldayamayacak hale geldiler, yarın hepsi ölürse ölüleri gömecek kimse bulunmaz. Bunun için bu emrinin nedenini düşünmeden buna bir çare bulamaz mısın?”
     “Halkın tümünün benim için yok olması önemli değildir. Senin gibi dürüst, adil, erdemli, bilgili bir başkana sahipken, mutluluk, huzur ve bolluk içinde yaşarken, Devlet Kuşunu yeniden uçurmaya karar verip benim gibisini seçmelerinin nedenini çözmek ve buna bir çare bulabilmek asıl önemli olandır. Kendi eliyle ipini çekenler, olacağı da göze almışlar demektir. Kader ve kısmete olan inancımız olmakla beraber, halkın fermanları değil, alın yazılarını değiştirmeye çalışmalarının ve bu suretle beni de yeteneğim olmayan bu zor işten bir an evvel kurtarmalarının daha uygun olduğunu onlara söyle. Kul sıkışmazsa HAK imdada yetişmez. Ben işte bunun için onları bu kadar sıkıyorum,” demiş. Ve seki başkanı, bu düşünce ve isteğinin halka iletilmesi ricasıyla yolcu etmiş…

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz