Genel Kültür Notları (2)
Genel Kültür Notları (2)

Genel Kültür Notları (2)

KURŞUN KALEM
     Kurşunkalem 1790’larda, birbirinden habersiz mucitler tarafından Fransa ve Avusturya’da icat edildi. Kurşunkalem yapımı için genelde tropikal ağaçlar ve kavak ağacı kullanılır. En kaliteli ağaç ise, Kaliforniya sediridir. Bu ağaçlar kalem yapımı için özel olarak budaksız üretilirler. Kurşunkalem, gövdesi iki parça olarak yapılır ve içine uç yerleştirildikten sonra kapatılarak yapıştırılır. Kurşunkalemlerin ucu, renginden dolayı kurşun zannedilir. Aslında kil ve grafit/kömür tozu karışımıdır.

SİLGİ
     Silgi; kalem, tebeşir veya daktiloyla yazılıp çizilmiş işaretlerin silinmesinde kullanılan kauçuk veya bezden yapılmış bir gereçtir. Günümüzde silgiler genellikle bitkisel yağ, ince süngertaşı ve sülfürle bağlı kauçuğun bileşimidir. Bu karışım, kauçuk işleme aygıtlarında işlenir, kalıptan geçirilerek sertleştirilir. Acadèmie Française’in 1752 yılı tutanağında silgiden bahsedildiğine rastlanmaktadır. Bu kayıtlarda, kalemle yazılan yazıları silmekte kullanılan, “caoutchouch” adı verilen, Güney Amerika ağaçlarından elde edilen bitkisel bir silgiden söz edilmektedir. İlk kurşunkalem ve silgi patenti, New York’ta 30 Mart 1858’de Joseph Rechendorfer tarafından alınmıştır.

ABAKÜS
     Sayı boncuğu veya abaküs, basit toplama ve çarpma işlemleri için kullanılan bir alettir. Boncukların sayılması şeklinde çalışır. M.Ö. 2400 yıllarında Çin’de geliştirilen abaküs, denizaşırı ticaret yapan tüccarlar sayesinde Girit ve Miken bölgelerinden Avrupa ve ABD’ye yayılmıştır. Abaküs, hareketli parçalara sahip olduğu bilinen ilk hesap makinesidir. Dünyanın değişik bölgelerinde, özellikle okul öncesi çağdaki çocukların matematiksel zekâsını geliştirmek amacıyla kullanılmaktadır.
     Çağdaş hesap makinelerinin ve bilgisayarların atası sayılan hesap aygıtı olan Abaküste amaç 4 ana matematiksel işlem olan toplama, çıkarma, çarpma ve bölme yapmaktır. Badillilerin buluşu olan abaküs, yüzyıllar boyunca ticarette büyük önem taşımıştır.

KÂĞIT
     M.Ö. 4000 yıllarında Mısır’da bulunan Cyperius (papirüs) denilen bitkinin sapı uygun boyutlarda kesildikten sonra bir tahta üzerine dizilip, sulu vaziyette tokmaklanarak bir çeşit kâğıt üretilmekteydi. Yapılışı ve özelliği bakımından bugünkü kâğıttan farklı olmakla beraber, kâğıt ismi bu papirüs kâğıdından kalmıştır. Kâğıdın kimin tarafından bulunduğu bugün kesin olarak bilinmemektedir. Ancak bugünkü kâğıt hamuru ile elde edilen kâğıdın ilk modelinin M.S. 105’te Çin’de Ts’ai Lun adında bir saray görevlisi tarafından yapıldığı kabul edilmektedir. Ts’ai Lun ağaç kabukları, bez parçaları ve diğer lifli malzemeleri, özlü ve yumuşak bir hamur haline getirinceye kadar dövüp, elde ettiği hamuru geniş bir tekne içinde suyla karıştırarak ilk mekanik odun hamurunu elde etti. Orta-Asya’da yapılan araştırma ve kazılarda, üçüncü ve yedinci yüzyıllar arasında kullanılan kâğıtların dut ağacı kabukları, kendir, kenevir ve pamuktan yapılmış olduğu anlaşılmıştır. Kâğıt, Çin’den, Orta-Asya’ya, oradan da İran’a geçti. Çin’in dışında ilk defa Semerkant’ta kâğıt yapım merkezi kuruldu. Batı âlemi, Müslümanlardan 400 yıl gibi uzun bir zaman sonra kâğıdın varlığından haberdar oldu.
     Türkiye’de de Evliya Çelebi’nin Seyahatname adlı eserinden, İstanbul’da Bizans’tan kalma kâğıt fabrikasının, Kâğıthane semtinde bulunduğu öğrenilmiştir. İlk kâğıt fabrikası 1744 yılında Yalova’da kuruldu.

MATBAA
     Matbaanın ilk kez kullanılması Uzakdoğu’da başlamış ve 8. yüzyılda Japonya’da uygulamaya konulmuştur. İmparatoriçe Shotoko, Budizm’in kutsal metinlerini, Sanskrit dilinde Çin alfabesiyle bastırmıştır. İlk kez tek tek harfleri dökerek baskı yapmayı, Pi Sheng (990-1051) adında bir Çinli denemiştir. Pi Sheng, porselenden harfler kullanarak matbaanın gelişimine mükemmel bir hız kazandırmıştır.
     Johann Gutenberg ise çırağı Fust ile birlikte Mainz şehrinde metal harflerle basım tekniğini uygulamıştır. Gutenberg, bu çalışmalara bilgi ve birikimlerini, Fust ise sermayesini katmıştır. İlk çalışmaları olan 42 satırlık İncil’i, 1455 yılında basmışlardır. Sultan 2. Beyazıt’ın 1492 yılında topraklarına kabul ettiği engizisyondan kaçan Yahudiler, matbaa tekniğini de beraberlerinde getirmişlerdi. Osmanlı topraklarında çalışan ilk matbaadan 234 yıl sonra İbrahim Müteferrika da, Lale Devri olarak bilinen dönemde, 1727 yılında matbaasını kurmuştur. İlk basılan kitap ise, Kitab-ı Lügat-ı Vankulu/Vankulu Sözlüğü’dür

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir