Haykırın Zalimin Yaptığını-köşe yazısı

H

       Gözlerimizde yaş, gönüllerimizde acı ve nefret!
       Evet… Bulgar mezalimi devam ediyor. Her gün televizyondan izliyor, gazetelerde okuyoruz. Binlerce soydaşımız anavatan Türkiye’ye geçebilmek için sıra bekliyor, geçebilenler ise özgürlük kokan ilk nefeslerini Kapıkule’de, Dereköy’de alıyorlar.
       Göçe zorlanan bu insanlar, Bulgar vahşetinden kaçan bu insanlar, malını-mülkünü ve yakınlarını bırakıp gelen bu insanlar, bizim gurur kaynaklarımızdır! Onları büyük bir memnuniyetle karşılıyor ve bağrımıza basıyoruz.
       Tarihlerini bile geçmişin karanlıklarında kaybeden, ülke sınırları içerisinde bulunup din, dil, kül- tür ve soy farklılığı gösteren toplulukları tamamen asimile etmeyi hedef alan ve bu devlet politikasını uygulama alanına koyarken bile vahşetin doruğuna çıkan Bulgaristan’dan kaçılmaz da ne yapılır?
       Türk ve Müslüman topluluğunun altında kalmış olduğu baskı rejimi ve devlet terörü artık o safhaya gelmiştir ki; konu sadece ikili ilişkilerle değil, milletlerarası platformlarda da görüşülecek ve anlaşıldığı kadarıyla Bulgar yöneticilerinin uygulamalarına son vermemeleri halinde de sıcaklığını daha uzun müddet muhafaza edecektir.
       Bulgar zulmünden kaçmak! Eğer cümlenin muhtevasından bir anlam çıkarmak gerekirse, hemen itiraz seslerinin yükseldiğini duyar gibi oluruz. Ne demekmiş “kaçmak”?
       Bir Türk, hayatı pahasına da olsa hasmının önünden kaçmayı ve meydanı ona bırakmayı asla düşünmez. Türklük gururu ve Müslümanlık şuuru, inanılan davadan dönülmeyeceği hükmünü onun yüreğine zaten yerleştirmiştir.
       Kitaplar, hasımlarımızın yüzlerine vurduğumuz “şamar”ların sıcaklığını hâlâ unutmadıklarını yazmaktadır.
       Bugün, tarih karşısında büyük bir insanlık suçu işleyen Bulgaristan’daki 1,5 milyon soydaşımıza kapılarımızı, kucaklarımızı ve gönüllerimizi sonuna kadar açtık, açmaya da devam edeceğiz. Neden mi?
       Çünkü bu şekilde; tarih boyunca Ermenilere, Rumlara ve diğer azınlık unsurlarına şiddet ve baskı uyguladığımızı asılsız varsayımlarla iddia eden ve bunu diline dolayarak yaygaralar koparan bütün dünyaya Türk ve Müslüman topluluğuna yapılan gerçek zulmün Türkiye Cumhuriyeti semalarından duyurulabilmesi mümkün olacaktır da ondan!
       Evet… Şimdi meydan sizlerindir…
       Haykırın haykırabildiğiniz kadar zalimin yaptığını!..
(Ankara, Türkiye Gazetesi-24 Haziran 1989)

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz