Yabancı Okul Modası-deneme

Y

       Bu sene ilkokulu bitirecek ve orta öğretime devam edecek olan öğrencilerin imtihan heyecanları şimdiden başladı. 17 Ocak 1986 tarihine kadar yapılacak başvurular neticesi; merkezi sisteme göre gerçekleştirilecek imtihanlarda başarılı olan öğrenciler Anadolu liselerine veya parasız Özel okullarda okumak hakkına sahip olacak. Buna kavuşmak arzusunu duyan küçük beyinlerin maratonu ise başlamak üzere… Mayıs ayında yapılacak imtihanı müteakip, temmuza kadar sürecek olan bir bekleyiş devresi de geçirilecek. Yetkililer, mezkûr okullara girebilme şansının on birde bir olacağını söylüyorlar. Yani, o şanslı çocuk on bir kişinin içinden çıkacak.
       Acaba bu şansa sahip olabilmek için nelerden fedakârlık edileceğini hiç düşündünüz mü? Başlangıcından bitimine kadar bir yarış havası içinde cereyan eden ve gerek bizleri, gerekse yavrularımızı maddi ve manevi baskılara maruz bırakan bu olay sükûta erince, değişen hiçbir şeyin olmadığını anlayacağız.
       Gerçekten, son yıllarda Anadolu liselerine ve parasız Türk ve yabancı Özel okullara karşı istek o kadar arttı ki, daha ilk yarı tamamlanmadan çocuklarda bir heyecan, anne-babalarda ise bir telaş başlıyor. Kurslar seçiliyor, kayıtlar yaptırılıyor, çocukların zihinsel gelişmeleri bir tarafa bırakılıyor ve haftada bilmem kaç saat üzerinden dersler alınıyor. Sanki yabancı dil veya modern eğitim sadece bu okullarda öğretilirmiş gibi bir düşünce ortalığı kaplıyor. Masraflarına katlanabilmek için programlar yapılıyor, günün geçinme şartlarına uymamasının yarattığı eziklik omuzlara çökmeye başlıyor.
       Oysaki yetişkin idareciler ve kıymetli öğretmenlerle kadrosunu oluşturmuş normal okullar da az değil hani! Tertemiz, işi sıkı tutan, hem başarıları, hem de terbiye öğretileri ile kendisini kanıtlamış masrafsız okullar bunlar. Heves edilen yerlerden üstün durumda oldukları hemen göze çarpıyor. Öyleyse neden… Neden yabancı okul alışkanlığı?
       Bu okullarda, oluşturulan 90 kişilik bir hazırlık sınıfından bir üst sınıfa kaç kişinin geçtiğini, daha sonraki senelerde elenerek diplomanın kaç kişiye nasip olduğunu hiç araştırdınız mı? Okul yönetmeliğinin filan maddesi veya falan bahane ile okuldan uzaklaştırılanlarla hiç konuştunuz mu? Bu şekilde arkadaşlarından ayrılan bir gencin, toplum hayatına nasıl bir haleti ruhiye içinde atılacağını hiç aklınıza getirdiniz mi? Okul masrafı yetişmezmiş gibi, hususi ders ücretlerine bir göz attınız mı? Yemek, taşıt, spor, laboratuvar, kırtasiye, özel giyim, muhtelif aktiviteler, vs. giderlerinin yanı sıra, kurulmuş derneklerine yapılacak bağışlardan size hiç söz edildi mi?
       Bütün bunlardan sonra çocuklarımız ne kazanacaklar? İyi bir eğitim, lisan bilgisi ve bunlar sayesinde yükseköğrenime devam etme şansı… Gelin, bir de kaybedeceklerimizi düşünelim;
       Kendi memleketlerinin yurdumuzdaki kültür mümessilleri olmaları nedeniyle ortaya koydukları gelenek, terbiye ve kültürden payımıza düşeni almak!
       Bu kabul olunacak bir husus değildir. Biz millet olarak almış olduğumuz terbiye uğruna asırlardır ne canlar kaybetmiş, ne kanlar akıtmışız. Toplumumuza hâkim olan gelenek ve göreneklerimiz kolay kazanılmış ve muhafaza edilmiş hususlar değildir. Eski Orta Asya Türk toplumundan doğup İslamiyet ile kaynaşan ve en yüce makamlara erişen bu manevi değerlerimizi kaldırıp bir kenara atamayız. Millî terbiyemiz, sosyal terbiyemiz ve okul terbiyemiz arasında sevgi ve saygı yönünden farklı bir uygulamayı kabul edemeyiz.
       Bir lisan, bir insan diyoruz. Modern eğitime ve her türlü eğitim araçlarından yararlanmaya da kesinlikle karşı değiliz. Ancak, biz çocuklarımıza bütün bunları vatanına, milletine faydalı bir insan olarak yetişmeleri açısından istiyoruz. Bizleri yetiştiren öğretmenlerimize saygımızı kaybetmemek için istiyoruz.
       “Holly Bible/İncil”den tercümeler yapmak veya tertiplenen sene sonu eğlencelerinde ellerini öpeceğimiz kişileri merkep arabasına bindirerek gezdirmek, üstlerini başlarını yumurtaya bulamak için değil! Eğer öyle ise, değil girmeye teşebbüs, adını anmaya bile değmez… İnanın değmez!
(Ankara, Ocak 1986)

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz