Turizmin Ayak Sesleri-Slovenya

T

     Dağları Avrupa’nın kaliteli tesislerine, sahilleri de en güzellerine olmasa bile en iddialılarına dönüştü. Slovenya, Doğu Bloku’ndan ayrıldıktan sonra ülkedeki her şey hızlı bir değişim yaşadı. Örneğin; golf tesislerinin sayısı, 1 Mayıs 2004 tarihinde Avrupa Birliği’ne girdikten sonra hızla arttı, mağaralar peş peşe turizme açıldı. Yaz kış, her mevsim ulaşımın rahatlıkla sağlandığı Avrupa’nın en güzel göllerinden Bled Gölü ise, ülkenin sosyal buluşma noktalarından biri olup çıktı. Slovenya, ülkedeki sosyal ve ekonomik değişim sürecini en çok turizme yansıttı.
     Küçük Prag olarak adlandırılan başkent Ljubljana, nehir etrafında kurulmuş bir şehir. Elinize pusula alıp şehrin ne tarafına giderseniz Sovyet döneminden kalma eserlerin sergilendiği müzelerle karşılaşıyorsunuz. Şehrin güneyinde Roma İmparatorluğu’ndan kalma eserlerin sergilendiği Belediye Müzesi, kuzeybatısında ise ülke tarihine yönelik etnografik koleksiyonların sergilendiği Halk Müzesi’ni görüyorsunuz. Uluslararası bienallerin yapıldığı Modern Sanat Müzesi de cabası…
     Her şehrin hem eski hem de yeni bölümleri olur ya, Ljubljana da bu konuda size sürpriz yapmıyor. Eski şehirde, barok türünde yapılmış kiliseler, ilginç mimari yapılarıyla dikkat çeken köprüler ve labirente benzeyen dar sokaklar sizi karşılıyor. Şehirde kafa dinleyebileceğiniz en ideal mekânlardan biri huzur dolu Tivoli Parkı.
     Kış aylarında Slovenya’daki en büyük turistik merkezlerden biri olan Julian Alpleri, tarihini, yere ve göğe hükmettiğine inanılan Triglav adlı üç başlı tanrı hikâyesi oluşturuyor. Bugün üç başlı tanrının hükmettiği karla kaplı dağlar Avrupa’nın hızla gelişen kayak merkezlerinden biri durumuna geldi. Üç başlı Triglav figürü ise, bugün Slovenya kayak bölgesinin sembolü.
     Yüksek dağlarındaki kayak merkezleri, kısa sahil şeridi, mağaraları, hepsi bir yana Bled Gölü, Slovenya’nın en önemli turistik mirası. Yazın teknelerin, motorların turladığı göl, kışın buz tutuyor ve buz pateni gibi pek çok aktiviteye ev sahipliği yapıyor.
     Bled bölgesinde yaşayanlar için kutsal sayılan 15’inci yüzyıldan kalma bir çan kulesi var. Özellikle de dışarıdan gelip ziyaret edenlerin bu çanı çaldığında dileklerinin gerçekleşeceğine inanılıyor.
     Slovaklar turizme o kadar önem vermişler ki, mağara turizmi bile bizdekinden daha fazla gelişmiş durumda. Karst bölgesinde milyonlarca yıl öncesinden kalan Skocjan Mağaraları, 1995 yılında yapılan tünel ile hizmete açılmış.
     Özellikle Hıristiyan dininin önemli eserlerinde eski Hıristiyan bazilikaları, Roma mimarisindeki şapellerin dışında gotik, Rönesans, barok ve neo-roman tarzındaki kiliseler de Slovenya’nın hemen hemen her şehrinde rastlayabileceğiniz dini ve tarihi eserler arasında sayılıyor.
     Ülkenin turizmi çeşitlendirme yönünde geliştirdiği bir başka alan ise sağlık turizmi olmuş. Termal kaynaklar bakımından zengin bir altyapıya sahip olan ülkenin başkenti Ljubljana’da 50 civarında termal kaynak bulunuyor.
     Karst bölgesi ise yıllardan buyana şarapçılığın geliştiği, bu nedenle bağ turizminin de filizlendiği yerler arasında…

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz