Ermeni Dosyası-5

E

ERMENİ DOSYASI (Zamanımızın Ermenileri)

Bu yazı dizisi, tarihte birlikte hayatını sürdürdüğü değişik milletlerin yanı sıra, kendi milletine bile büyük maddi ve manevi zararlar veren, Ermeni Parti ve Komitelerinin faaliyet dosyasıdır. Kısaca, ERMENİ DOSYASI’dır.

     Bunlar, katliama uğradığını ileri süren bir milletin öğretileri olarak kabul edilse bile, aynı okulda Ermeni parti ve komitacılarının tarihte işlediği cinayetler, kazanılmış şan ve şöhret örnekleri olarak ele alınmakta, hâlen faaliyet gösteren cinayet şebekelerinin durumları işlenerek, onlara militan ve finansman kaynağı bulmak amacıyla hareket edilmektedir.
     Daha yükseköğretim kurumlarında, örneğin Beyrut-Amerikan Üniversitesi’nde de değişen bir durum yoktur. “Türk-Ermeni Düşmanlığı” tedrisat içerisinde işlenmekte, aynı üniversite bünyesinde faaliyet gösteren ”Öğrenci Birliği” ve “Ermeni Tarihi İhya Cemiyeti” tarafından sık sık düzenlenen seminerlerde aynı konulara değinilmekte ve sonradan alınan kararlar bütün dünya Ermenilerine ve istismar edilen kurumlara Ermeni örgütlerince yayınlanmaktadır.
     Bu arada, Beyrut’ta faaliyet gösteren Şarşabuk Ermeni Kulübü ile Ara Yerevanian Ermeni kulüplerinde yapılan toplantılara, parti ve komite liderlerinin yanı sıra bazı siyasi şahıslar da katılmakta ve yapılan konuşmalarda uygulanacak stratejiler belirlenmektedir.
     Bu durum karşısında kendi başına karar verme melekesi elinden bir Ermeni genci ne yapabilir? Öğrencilik yıllarının geride bırakılmasıyla her şey bitmemektedir. Hayata atılan bir Ermeni’nin eline, karar vermesine fırsat verilmeden şöyle bir bildiri sıkıştırılmaktadır:
     “ERMENİSTAN, bize inandırılmak istendiği gibi, artık bir anıt ile temsil edilen hatıra değildir. BUNCA YIL vaatlerle, boş laflarla, ağlayıp sızlamaklarla, şimdi de gösterilerle geçti. Artık bu kadarı fazla. Bu işten vazgeçmeyi öğreten, hatırayı canlı tutmak ve geliştirmek için uğraşmayan, figüranlıktan başka bir şey yapmayan bütün kuruluşları İTHAM EDİYORUZ. İşlenmiş olan cinayeti, kendi istekleri ile kabullenmiş olanlar ve Türkiye ile işbirliği yapanlar Ermeniliğin düşmanlarıdır. GENÇLİK, yalanları, bozguncu burjuvazinin gizli anlaşmalarını ve sözde devrimcileri reddeder. Gençlik sabırsız olup, adalet istemektedir. GENÇ ERMENİ AYAKTADIR. Katliamlar devri geçmiştir. Beynelmilel şikâyetçi makamlar, cinayetin cezasız kalacağını kabul etmektedirler. O HALDE HAKLI DAVAMIZA KATILINIZ.”
     TÜRKİYE’YE UYGULANACAK PLANLAR:
     Ermenilere yapıldığı iddia edilen katliamın gündemlerine getirildiği beynelmilel kuruluşlar tarafından hukuki açıdan kabul edilmesi ve Osmanlı devletinin 1915 olaylarındaki sorumluluğu sebebiyle Ermenilerin maddi ve manevi kayıplarının şimdiki Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerince ödenmesi noktasından hareket eden Ermeniler; ilk adımda atalarından kaldığını iddia ettikleri toprakların iade edilmesinin sağlanmasını, daha sonra Ermeni milletinin oyları ile tespit edilecek birleşmiş bir Ermenistan kurulmasını temin yönünde faaliyet göstermektedirler. Bunun için yapılmış olan planlamada şu hususlar göze çarpmaktadır:
a) Ermeni tarihinin aydınlatılması ve milli benliğin (örf, âdet, kültür) yaşatılması amacından hareketle, ilmi araştırmalar yapmak, bu araştırmaları sosyal dayanışmayı temin istikâmetinde kullanmak,
b) Çok taraflı ve menfi bir propaganda kampanyasını sürdürerek, Türk düşmanlığını yaymak ve bunu birleştirici bir unsur olarak kullanmak,
c) 1915 yılında yurtlarından sürüldüğü iddia edilen Ermenilerin topraklarını geri vermeyi ve bu arada Türkiye’yi parçalamayı hedef alan 1920 Sevr Antlaşması’nın 230’uncu maddesine atıfta bulunarak Türkiye’den toprak talebinde bulunmak,
d) Aynı şekilde, Nurnberg Mahkemesi’nin aldığı kararları gerekçe olarak göstererek, katliama uğradığı ileri sürülen Ermeni milleti için Türkiye’den tazminat talep etmek,
e) Bu arada dünya kamuoyunu etkilemek amacı ile Türkiye aleyhinde menfi propagandaya devam ederek, konunun hazırlanan müsait şartlar sonucunda milletlerarası kuruluşlar tarafından ele alınmasını sağlamak,
f) Bu yollardan amaçlarına ulaşamayacağının anlaşılması üzerine, Türk milletine karşı çeşitli sabotaj ve cinayet kampanyasını başlatmak.
     Yukarıda yer alan maddelerdeki faaliyetlerde bulunmaktan, Ermeniler bir an bile vazgeçmiş değillerdir. Tarihin yapıştırılmış ve tozlu sahneleri bir bir aralandığında, dünya milletleri hangi devletin ve hangi milletin mazlum olduğunu anlamakta, Ermeni isteklerinin yerine getirilmesi açısından hiçbir sebebin mevcut olmadığı kanaatine neticede varmaktadır.
     Bu durum ise Türkiye’yi parçalamak hususunda faaliyet gösteren Ermenilerin planlarına uymamakta, dolayısıyla kin ve düşmanlıklarını geçmişte olduğu gibi sayısız cinayetler işleyerek göstermektedirler.
     Önce “Bir halkın mevcudiyeti, bir toprağı gerektirir” tezinden hareket eden Ermeniler, ABD başkanlarından Wilson’un Sevr Antlaşması’nda “Bu topraklar Ermenistan’a aittir” sözüne sımsıkı yapışarak, kendilerine dayanaklar aramaya çalışmakta, ancak Lozan’da noktalanan hususları hatırlamak istememektedirler. Ermenilerin düzenlediği her toplantıya katıldığı bilinen Belçika İnsan Hakları Birliği Hukuk Komisyonu Başkanı Av. Jules Wolf, satılmışlığın verdiği cesaretle, Ermeni haklarının iadesinden bahsedebilmekte ve kendisini Fransa İnsan Hakları Cemiyeti’nden Jacquline Leccia’da destekleyebilmektedir.
     Ermeni avukatlardan Brükselli Edovard Jackhia ile Parisli Havig Eghiazarian konunun hukuki yönünü kendilerine göre yorumlarken, Sorbone Üniversitesi öğretim üyelerinden Anahit Derminasyan ile Aixen-Provience Üniversitesi Siyasi İlimler Enstitüsü idarecilerinden Gouffre Pradelle, konuyu siyasi istismar durumuna getirebilmek amacıyla hareket eden Ermeni çevrelerine yaptıkları yorumlarla yardım edebilmektedirler.
     Ermeniler, Türkiye’deki ortamı (anarşi, ekonomi vs.) müsait bulduklarında, meydana getirilen olaylarla, Türkiye’nin yapılacak tahriklerle hiç değilse İstanbul’daki Ermeni topluluğuna karşı reaksiyon göstereceğini ve bu suretle dünya kamuoyu önünde davanın lehlerine olarak alevlenebileceğini hesaplamaktadırlar. Ancak bu hesaplar boşa çıkacak ve asaletini tarih boyunca ispatlamış bulunan Türk milleti bu oyunlara gelmeyecektir.
     ERMENİ PARTİLERİ VE TEŞKİLÂTLANMALARI:
     Bugün, benimsedikleri değişik yollarla “Bir Ermeni Devleti Kurulması” gayesine yönelen ve faaliyet gösteren üç Ermeni partisi bulunmaktadır. Bunlar Taşnak, Hınçak ve Ramgavar partileridir. Bu partiler, muhtelif ülkelerde Ermeni nüfus ve faaliyetlerinin kesafetine göre teşkilatlanmışlardır.
a) Taşnak Partisi: Türkiye’den alınacak topraklarla Sovyet Ermenistan’ını birleştirerek müstakil bir Ermenistan kurmak gayesiyle 1889-1890 yıllarında kurulan ve 1918 olaylarına öncülük eden parti, çeşitli ülkelerde yaşayan Ermenilerin de desteğini sağlamış durumdadır. Bir Ermeni devletini temsil iddiasıyla İkinci Sosyalist Enternasyonal’e katılmasına rağmen, Ermenilik açısından milliyetçi ve Batı taraftarı bir partidir. Ermeni azınlığının bulunduğu her yerde, il ve ilçe seviyesine kadar teşkilatlanmış ve kendisine bağlı komitelerle birlikte hareket eder duruma gelmiştir. Dini açıdan Beyrut’taki Antilyas Katogigosluğu’nun görüşlerini savunmaktadır.
b) Hınçak Partisi: Türkiye’den alınacak toprakların Sovyet Ermenistanı’na ilhakı gayesiyle 1890 yılında kurulan parti, programına göre sosyal demokrat ve ihtilalci idi. Daha sonra Marksizm’den etkilenmiştir. Ermenilik açısından Sovyet taraftarı bir parti olup, tarihte Anadolu’da tahrik ve teşvik ettiği isyanların yanı sıra, halen ihtilalci görüşler paralelinde ve Sovyet taraftarı kuruluşların himayesinde teşkilatlanmasını tamamlamış bulunmaktadır. Dini açıdan Taşnak Partisi ile mevcut görüş ayrılığı nedeniyle Erivan’daki Eçmiyazin Katogigosluğu’nu desteklemektedir.
c) Ramgavar Partisi: Sosyal ve kültürel meselelere eğilmek suretiyle Ermeni benliğinin devam ettirilmesi gayesiyle kurulmuştur. Diğer partilerin etkilerine göre, zaman zaman yön değiştirmeye eğilimli tarafsız bir partidir.
     Bugün için, başta Lübnan, Fransa, ABD olmak üzere çeşitli ülkelerde faaliyet gösteren Ermeni partilerinin, yukarıda belirtilen siyasi görüşleri açısından önemli hareketlerin dışındaki faaliyetleri, Ermeni meselesinin bir istismar konusu olarak daima taze ve su yüzünde tutulması yönündeki tahriklere inhisar etmekte ve bu arada maddi menfaatler önemli rol oynamaktadır.
     ERMENİ KOMİTELERİ VE TEŞKİLATLANMALARI:
     Mevcut bulunan Ermeni partilerinin birer yan kuruluşu olarak faaliyet gösteren ve “Ermeni Komiteleri” adını alan sayısız cemiyet kurulmuş bulunmaktadır. Bugün, Türk-Ermeni meselesinin kamuoyuna sergilenmesinden, yapılan çeşitli gösteri ve faaliyetle Ermeni sosyal dayanışmasının sağlanmasına, maddi menfaatler uğruna kışkırtılarak işlenmiş bulunan sayısız cinayetlere varıncaya kadar bütün çalışmalar bu komiteler tarafından yürütülmektedir. Bunlar da, aynen partiler gibi eyalet ve illere göre teşkilatlanmışlar, bu arada başka devletlerde şubeler açmışlardır. Önemlilerini şöyle bir sıralarsak:
     … Bağımsız Ermenistan Komitesi: Fransa’da faaliyet gösterir. Başkanlığını Souren Begzadian isimli bir Ermeni yapmaktadır.
     … Ermeni Gösterileri Komitesi: Fransa’da faaliyet gösterir. Başkanı Kirkor Papazyan isimli bir Ermeni’dir…… Devam edecek 

(Türkiye Gazetesi–6 Şubat 1986)

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz