Jack’ın Düşüşü (İtalyan Öyküsü)

J

       1944 yazında birkaç günlüğüne Roma’ya dönmüştüm. Yolum eski mahalleme düştü bir öğleden sonra. Sakal tıraşı olmam gerekince, on altı yaşımda ilk kez gittiğim dükkânı aradım. Hiç berber kalmamıştı o sokakta; az uzaktaki bir başka berbere girdim ben de.
       Ben tıraş olurken içeri biri girdi; selam vermeden bir köşeye oturdu. Yeni bir yüz değildi. Kim olduğunu çıkarmıştım birkaç dakika içinde. “Jack”tı bu! Asıl adını bilmiyordum; çocukken adının Jack olduğunu sanırdım, unutulmaz ağır sıklet boks şampiyonu Jack Dempsey’e benzerliği yüzünden.
       Onu son görüşümün üstünden en azından on iki yıl geçmiş olmalıydı: Korkunç bir çöküşü sergiliyordu: Saçı başı karmakarışık, bir haftalık sakal, yırtık bir elbise, delik ayakkabılar. Aynadan gözlüyordum şimdi onu. Saçı sakalı kırlaşmıştı, ama o son gördüğüm düşmüş halinde bir değişiklik yoktu.
       Berber birkaç kez konu açmak istedi, ama ben dinlemiyordum… Düşünüyordum. Ne garipti savaştan sağ çıkması Jack’ın! O zamanki berberim kaybolmuştu, Jack ise hâlâ oradaydı. Garip ve şaşırtıcı bir şeydi bu.
       Jack’la ilgili iki anım vardı. İlkinin biraz önce sözünü etmiştim, ama bir sahneye yerleştirmem gerekiyordu: Berbere, yani eski berbere, orta yaşlı, kırmızı yüzlü, şişman, kokular sürünmüş, sırtında çizgili mavi bir elbise, gözünde altın çerçeveli gözlüğüyle bir bey gelmişti. Ama sakal tıraşı olmak ya da saçlarını kestirmek için değil. Jack davet edildi ve biraz sonra huysuz, ama gülümseyen bir yüz, kendine has törensel tavırlarıyla geldi. Önemli bir görev verildi ona, bir de bir buket çiçek; o buketi, verilen adrese götürmekti belki de bütün görevi. O çıkınca berberle kibar bey, hakkında konuşmaya başladılar.
       “Nasıl oluyor da iş bulamıyor?”
       Berber, önceleri çalıştığını, ama sonradan işten çıktığını açıkladı.
       “Böyle işte o,” dedi.
       Başka bir anım daha vardı Jack’la ilgili; altı-yedi yıl öncesinin anısıydı bu da. Çocuktum o zamanlar. İyi ya da hiç olmazsa düzgün giyinmiş Jack, kapının önünde bacaklarını açıp dikilmiş, sokağa bakıyordu. Benim için özel bir büyüsü vardı o sokağın; sinema afişleri, köşedeki sütçü ve akşamları, geride görünen, trafikte kararmış ışıklı bir cadde.
       Jack, arada sırada dönüp berberle şakalaşıyor, sigara içiyordu. Zaman öldürmek için duruyordu orada.
       Jack, elindeki gazeteyi atıp ayağa kalktığı ve öteki aynanın karşısına oturmaya gittiği sırada, berber yüzümü ikinci kez sabunlamaya başlamıştı. Biraz sonra berbere dönüp senli-benli bir tavırla;
       “Bu defa gerçekten bitti. Almanya kaput!” dedi.
       “Hepimiz kaput!” diye iç çekti berber, bir yandan yüzümü sabunlarken.
       Jack bir ayağı üzerinde dönüp koltuğa oturdu. “Göç izni çıksın, bir dakika durmam,” dedi.
       “Amerika’ya alırlar mı dersin açlıktan ölmek üzere olan İtalyanları?”
       “Bir dakikalığına bile,” diye yineledi Jack ona aldırmaksızın. “Paesano! Signorina!”(1) diye haykırdı, Amerikan aksanını taklit ederek.
       Berber kıkırdadı.
       “İnanmıyor musun?” dedi birden Jack, gücenmiş görünerek. “Beni de birlikte götüreceklerine söz verdiler. O iki Amerikalı. Önceki gün buraya, sana getirdiklerim. Özellikle biri, benden başka bir şey görmüyor gözü. Beni kucaklıyor, ‘Tek dostumsun sen benim!’ diyor bana.”
       Ve utanmazca güldü Jack.
       “Bahse girerim ki adını bile bilmiyorsundur,” dedi berber.
       “Ne önemi var! Roosevelt, Churchill ya da buna benzer bir şey…” diyerek ıslık çalmaya başladı.
       Berberin parasını verip çıktım. Birkaç adım atmıştım ki Jack, arkamdan yetişip uşakça tavırlarla yaltaklanarak Amerikan sigarası isteyip istemediğimi sordu. Ona baktım, başımla ‘Hayır’ diye işaret ettim ve uzaklaştım. Bana göründüğü gibi bir yaşam sürdürmesini bağışlayamazdım Jack’ın.
       Bugün de, çocukluğumda bana göründüğü gibi yaşam sürdürmesini bağışlayamam; Amerikalılarla ilişkilerini, Amerika’ya gitme arzusunu bağışlayamam… Çok zaman önceleri, mahallemin gri sokaklarında, Amerikalıların postal seslerini duymuş olsam da, bağışlayamam onu… 

Alt Bilgi Notu:
(1) Köylü! Bayan! (İtalyanca) 

(Yazan: Carlo Cassola-Çeviren: Sevgi Şen)

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Sevgi