Eğlence ve Eğlenmek

E

     Eğlence ve eğlenmek denildiğinde hepimizin kafasında farklı bir resim canlanır. İsterseniz, hemen şimdi, gözlerinizi kapatın ve nerede, nasıl ve kimlerle eğlenebileceğinizi bir düşünün, bir süreliğine o mekâna gitmeyi deneyin. Bakalım çok mu uzaklara gideceksiniz, yoksa olduğunuz yerde mi kalacaksınız? Anlaşılan herkes için eğlencenin tanımı farklı ve çok çeşitli; eğlenceyi eğlenceli yapan, doğası gereği de çeşitlilik göstermesi, boyut değiştirebilmesi, büyüyebilmesi, bölünüp çoğalabilmesi…
     Yakın çevremdeki kız arkadaşlarıma, bu konuda hızlı bir telefon anketi yaptım. Sonuçlar konunun kendisi kadar eğlenceli çıktı. Ama maalesef hepsini sizinle paylaşamayacağım. İlk sırada yer alan eğlence biçiminin “dans etmek, çılgınca dans etmek” olduğu ortaya çıktı. İkinci sıraya ise, iyi bir ortamda güzel bir sohbet, yani “dedikodu yapmak” yerleşti. Hani şu “cennetlik eylem” dedikodunun bu kadar ön sırada yer alacağını hiç tahmin etmemiştim. Neyse, ortak noktalar bunlar oldu. Bunların dışında en garibime giden, ciddi ortamlarda sululuk yapınca çok eğlendiklerini söyleyen birkaç arkadaşımın olduğunu beni ne kadar rahatlattı(!) bilemezsiniz…
     Eğlenmek bazıları için yaşam şekli, varoluş biçimi. “Yeteneğimi eserlerime, dehamı ise hayatıma verdim,” diyen Oscar Wilde’ın eğlenceli kişiliğinin bağımlısı olmak, çevresindeki onca kişi için kaçınılmaz olmuş. Andy Warhol’un efsanevi stüdyosu ise, zamanında bir eğlence fabrikasına dönmüş. Lou Reed’den Truman Capote’ye, Jean-Michel Basquiat’dan Keith Haring’e onlarca sanatçının bir dönemi eğlenerek ve üreterek geçirdikleri bu alan, “eğlence”nin ucu bucağı olmayan ve çerçevelenemeyen bir eylem olduğunu gösteriyor.
     Ufak bir not: Bütün kız arkadaşlarımdan aldığım bir başka ortak cevap ise, kız kıza eğlenmenin hiçbir şeye değişilemeyeceği gerçeği… “Aman erkek arkadaşım duymasın!” ricasıyla birlikte… 

     Sevgi Şen

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Sevgi