Keloğlan İle Kokulu Çiçek

K

       Bir varmış bir yokmuş, Allah’ın kulu çokmuş…
       Bizim kel oğlan keleş oğlan, her işi beleş oğlan, bir gün yola çıkmış. Yürümüş yürümüş, çok uzaklardan bir ses duyduğunu sanmış; önce etrafı şöyle bir dinlemiş, ama bu sefer hiç ses duymamış. Birkaç adım daha atmış, sonra tekrar durmuş; birkaç adım daha atmış, yine etrafı dinlemiş.
       Keloğlan iki adım atıyor sonra etrafı dinliyormuş. Bir ara “güm” diye bir ses duymuş. Korkudan yüreği hop hop atmaya başlamış. O gün akşama kadar bu sesleri, gürültüleri kovalamış durmuş. Ama hiçbir sonuca ulaşamamış. Duyduğunu sandığı bir şeyler varmış ama durup dinlediği zaman onları duyamıyormuş. Bizim Keloğlan akşam yatmış, sabaha kadar tavana dikili, kulakları iyice açık etrafı dinlemiş durmuş.
       Sabah namazına kalkan anası Keloğlanın yanına gelip;
       “Ne diktin gözlerini tavana, kel oğlum keleş oğlum?” diye sormuş.
       Keloğlan sessizce bakınıp, “Anacığım, bir ses duydun mu?” diye merakla sormuş. Kadıncağız şöyle bir etrafı dinlemiş, ama hiçbir ses duyamamış.
       “Hayır, ben bir şey duymuyorum,” diyerek yanıtlamış.
       Keloğlan ayağa kalkıp ciddi ciddi ortalıkta dolaşmaya başlayınca, anası telaşlanarak, “Kel oğlum keleş oğlum delirdi… Kel oğlum keleş oğlum aklını yitirdi,” diye bağırmaya başlamış, koşup komşulardan yardım dilemiş. Komşular bir anda eve doluşmuşlar, hepsi Keloğlan gibi etrafı incelemeye koyulmuşlar. En sonunda hiçbiri bir ses duyamayınca dönüp evlerine gitmişler.
       Bu böyle günlerce sürmüş; Keloğlanın birtakım sesler duyduğu herkese duyurulmuş. Günlerden bir gün bir adam gelmiş ve Keloğlanın kulağına bir şeyler fısıldayıp gitmiş. Herkes merak içindeymiş, sormuşlar:
       “Ne dedi de vazgeçtin etrafı dinlemekten?”
       Keloğlan gülmüş;
       “Meslek sırrı a canım, meslek sırrı,” demiş.
       Günler günleri kovalamış; bir gün Kralın etraftaki sesleri dinleyip durduğu haberi çevreye yayılmış. Ve her kim ki Kralı iyileştirecek olursa onun her istediği gerçekleştirilecekmiş. Keloğlan zaman geçirmeden Kralın yanına gitmiş, eğilip kulağına bir şeyler söylemiş. Kral ondan sonra etrafı dinlemekten vazgeçmiş. Sormuşlar Keloğlana bunun sırrı ne diye?
       “Hiç,” demiş. “Ne sırrı olacak bunun! Kulağına eğilip, yok bir şey hepsi hayal dedim bitti; ses falan kalmadı.”
       Keloğlan, ‘Kokulu Çiçek’ adlı kızını Kraldan istemiş, o da vermiş; bu suretle dileği de yerine getirilmiş.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Sevgi