Küllerinden Doğan Şehir-BEYRUT

K

     Yaşadığınız, gezdiğiniz, içinden geçtiğiniz, sadece adını duyduğunuz ya da bir dergide resmini gördüğünüz şehirlerin hepsi tarihleri ve hikâyeleri ile bugünlere geldiler. Bazıları ise tam anlamıyla küllerinden doğdu. Yeniden inşa edildi, bir anlamıyla diriltildi. Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta bu şehirlerden biri. 1975 yılından 1991 yılına kadar süren iç savaş yıllarında ne tarihi ne de sosyal yaşamı, hiçbir şeyi kalmayan şehirdeki yapılar biraz eskiye sadık, çoğunlukla da modern bir anlayışla yeniden inşa edildi. Yıllar önce Ortadoğu’nun en işlek merkezlerinden biri iken iç savaşla alt üst olan şehirdeki yenileme çalışmaları sayesinde Beyrut artık Ortadoğu’nun modern şehirlerinden biri haline geldi.
     Ortadoğu’nun en işlek noktalarından birinde bulunan Beyrut’a yolu düşenlerin hepsi, onu zıtlıkların bütünleştiği şehir olarak tanımlıyorlar. Ülkedeki sosyal, dinî ve etnik çeşitlilik mimariye bile yansımış. Şehrin bir tarafında yasemin bahçeleri içinde lüks evler yükselirken, bir tarafında da eski Beyrut evleri duruyor. Dünyadaki ilk hukuk okulu ise, iç savaşa rağmen hâlâ ayakta. Meydandan çıkıp taksiyle kısa bir mesafedeki pazara gidin. Martyrs Meydanı’nda bulunan Souk el Barghout denilen Pazar, şehrin olduğu kadar Ortadoğu’nun da en zengin pazarlarından biri. Pazar’da Lübnan’a özgü el yapımı hediyelik eşyadan yüzlerce çeşit baharata kadar her şeyi buluyorsunuz. Savaştan sonra tamamen yeniden inşa edilen Hamra bölgesinde de pek çok modern müze bulabilmeniz mümkün. Bölge aynı zamanda şehrin en hareketli, gece kulüpleri, restoranlar ve barların olduğu yer durumunda.
     Beyrut sadece yetişkinlere değil, çocuklara da alternatifler sunuyor. Çocuklar için inşa edilen Planet Discovery adını taşıyan çocuk bilim müzesi, Paris’teki Disneyland örnek alınarak yapılmış, ancak eğlenceden çok eğitim esas alınmış.
     National Museum ise, iç savaşın belgelendiği yer olarak çok sayıda meraklı ziyaretçiyi ağırlıyor. Eski bir manastırdan müzeye dönüştürülen Gibran Müzesi ise, Bsharri bölgesinde bulunuyor. Müze kapılarını, savaştan sonra 1995 yılında meraklılarına açmış.
     Beyrut’un kışı da bir başka yaşanıyor yazı da… Özellikle de Şubat ayı Beyrut ve çevresindeki kayak merkezleri ile ideal hale geliyor.
     Beyrut’un sadece şehir merkezi değil, şehrin çevresinde de alternatif tatil merkezleri bulunuyor. Örneğin; Harisa’ya giderek teleferikle şehrin en yüksek noktasına çıkıp oradaki Meryem Ana Heykeli’ni görebilirsiniz. İlginç mağaralarıyla ünlü Jeita ve Beyrut’tan sonra ikinci büyük kent olan Tripoli ise, görmeniz gereken diğer yerler arasında. Beyrut’a gelip de diğer güzellikleri görmeden dönmem diyorsanız, dünyanın en görkemli tapınaklarından Jupiter, Venüs ve Bacchus tapınakları Baalbeck’te sizi bekliyor olacak.
     Beyrut’u ziyaret edecek olanlar, aşağıdaki hususları lütfen not etsinler:
* Güvercinler kayasında güneşin batışını izleyin.
* Sıcağı sevenler Mayıs ile Kasım, kayağa gitmek isteyenler ise Aralık ve Nisan ayları arasında Beyrut’un tadını çıkarabilirler.
* Hamra’daki kafelerde kahve içerek, sokakta yürüyenleri seyredin.
* Teleferikle Harisa’nın en tepe noktasına çıkarak Meryem Ana Heykeli’ni görün.
* Souk el Barghout’ta otantik alışveriş yapın.
* Dünyadaki ilk hukuk okulunu ziyaret edin.
* Baalbeck’te görkemli Jupiter, Venüs ve Bacchus tapınaklarını mutlaka görün.
* Bsharri bölgesindeki Gibran Müzesi’nde savaşın geride bıraktıklarını görün.
* Roma hamamlarına uğrayın.
* Martyrs meydanında amaçsızca dolaşın.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz