Öküz Olmak İsteyen Kurbağa

Ö

     Bir varmış, bir yokmuş…
     Evvel zaman içinde kalbur saman içinde, öküz olmak isteyen bir kurbağa çıkmış karşımıza. Dinleyin bakalım ne demiş, ne yapmış:
     Kurbağa bir öküz görmüş çayırda, o kadar hoşlanmış ki, bayılmış boyuna posuna. Kendisine baksanız, boyu yumurta kadar ama kurbağa bu anlamaz ki, ille de öküze benzeyecek. Öküze bakmış kabarmış, kabardıkça şişmiş. Ikınmış, sıkınmış, gerilmiş. Bir görseniz gerginlikten nefes alamayacak hale gelmiş. Eşine sormuş:
     “Nasıl hanım, öküz kadar oldum mu?
     Hanımı şöyle bir sağdan bakmış, bir de soldan:
     “Nerdeee…” demiş.
     Kurbağa daha bir hırslanmış;
     “Al öyleyse,” demiş. “Şimdi nasılım?”
     Bunu söylemiş ya, iyice şişmiş. Hanımı gülmüş:
     “Vazgeç bu sevdadan,” demiş.
     Bizimki iyice hiddetlenmiş;
     “Sen dur hele bakalım,” demiş. Şişmiş bir daha, biraz daha… Biraz daha şişmiş. Derken ‘çat’ diye çatlamış.
     İşte böyle çocuklar, dünya böyle sersemlerle dolu: Her bakkal illa han hamam yaptıracak, her küçük çobanın uşakları olacak, herkes kendinde olmayana böyle hayran hayran bakacak… Ondan sonra da ‘çat’ diye çatlayacak.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Sevgi