PKK’NIN GERÇEK YÜZÜ!..

     “Yıllardır ülkemizin, devletimizin, milletimizin başına bela olmuş PKK gerçeğini, elimden gelse ayrı bir kitapta toplamak, onların ve giderek çoğalan yandaşlarının nasıl insanlar olduklarını anlatmak isterdim. Fakat neye yarar ki… Bilmek isteyen, görmek isteyen zaten biliyor, görüyor. Bilmek, görmek istemeyenler için ise ne yapsak boş… Onların etiketi apaçık ortada!.. Ne kürsülerden tehditler savurmak ne de cenaze arabalarının arkasından ‘kahrolsun PKK’ diye bağırmak yeterli. Yılanı nerede olsa arayıp bulmak, bulduğun anda da başını ezmek gerekli. Başka çözüm yolu yok!..”

     Son günlerde canım çok sıkılıyordu. Aynaya baktığımda, artık o eski tanıdık yüzü göremiyordum. Yıllar süren yoğun iş temposunun maddi ve manevi varlığımızdan birçok şey götürdüğünün farkındaydım.
     Bir sigara sarmaya giriştim. Keyfim kaçık olduğu zamanlar bunu yapmayı âdet haline getirmiştim. İpek yumuşaklığındaki tütün tellerinin, ince kâğıdın içerisinde yuvarlanarak nasıl kalıp aldığını ve sonra hoş kokulu sarımtırak duman kümesi halinde havaya yükseldiğini seyretmek hoşuma gidiyordu.
     Arkadaşların bazısı yan odada oturmuş çene çalıyorlardı. Hiçbirinin yüzünde mutlu bir ifadeyi görmek mümkün değildi. Yüzbaşı, kaç gündür onları şehir dışına göndermiyordu. Başlarına bir şey gelirse sorumlu olmaktan ve ömür boyu onun rahatsızlığını çekmekten korkuyordu. Bunu açıkça söylemişti.
     Daha birkaç gün önce, devlet hastanesine ambulansla getirilen bir yaralıya yapılan acil müdahaleye tanık olmuştu. Ölüm halinde iken köylüler tarafından bulunmuş ve jandarmanın devreye girmesiyle hastaneye kaldırılmıştı.
     Yaralı, 25-30 yaşlarında genç bir adamdı. Sırtının ve göğsünün derileri, bir Kızılderili ustalığıyla yüzülmüştü!.. Yüzünde ve vücudunda, belki beş yüzden fazla kesik vardı. Gözünün teki akmış ve tuhaf gri bir renge bürünmüştü. O gün, hayatında ilk kez, Kıpkırmızı, ciğer gibi bir adam görmüştü…
     Doktorlar bu genci kurtarmışlardı. Gerçi tek gözü kör olmuştu ama yine de yaşıyordu. Sonradan, olayın öyküsünü de öğrenmişti;
     “Gaziantep’teki bir balata firmasının satıcılığını yapıyormuş. Suruç ilçesine de satış yapmak amacıyla gelmiş. Öğleye kadar birkaç müşteri dolaşmış, bankaya girmiş, postaneden şirketine telefon etmiş. Yorulmuş, kahvenin birinde biraz oturup, bir bardak çay içerken, dışarıdan gelip geçeni seyretmiş… Bu arada ilgi çekmiş, bir tenhada arabaya atıp kaçırıvermişler!.. Ne söylese, ne isim, ne adres verse inanmamışlar… Yüzmüşler derisini canlı canlı, bağırta bağırta!.. Sonra da bir pancar tarlasına atıvermişler öldü diye…”
     Bu olay ne ilk ne de sondu. Geçenlerde genç bir asteğmen… Hem de Viranşehir taraflarından, bölge halkından! Köyüne, ihtiyar annesini ziyaret etmeye izinli gelmiş; babası yok, ölmüş. Yolda önünü kestikleri minibüsten indirip bir tarlaya götürmüşler. Tarlada, bir ağacın altında, ayaklarından dala asılı bulmuş, ihbar üzerine gelen jandarmalar… Altında da, yarısına kadar dolu bir kezzap kovası varmış!.. Türk ordusunda vatani görevini yapan bu asteğmenin tamamen yanmış, büzülmüş, erimiş başını tam on dakika gözyaşları içinde seyretmiş gelenler. Kafasını sadece boynundaki kemikler tutuyormuş!..
     Bir önceki hafta, köyden gelmişler bir minibüs dolusu… Yaralılar ve dokuz da bebe ölüsü!.. Böyle tatsız hikâyelerden yüzlercesini yaşıyoruz her gün… Aylardır… Yıllardır!..
     Kardeşini, ana-babasını, komşusunu, köylüsünü kurşunlayıp öldürmekten; işkence etmekten çekinmeyen bu insan kılığındaki yaratıklara ne denir bilemiyorum? Avrupa’daki dostlarına nasıl geliyor bilmem ama PKK’nın bizim gördüğümüz gerçek yüzü budur işte!
     Aklımdan geçenleri kovmak istercesine elimi boşluğa doğru şöyle bir salladım. Yavaş yavaş yükselmekte olan sigara dumanının sağa sola dağılıverdiğini gördüm. Ayağa kalktım, yan odaya arkadaşların yanına geçtim. Onları tek tek inceledim. Gördüklerimden hiç memnun olmamıştım.
     Sadece kendimin duyabileceği bir sesle;
     “Ne olursa olsun görevimizi yerine getirmeliyiz… Bunun için buradayız,” diye söylendim. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir