Genel Kültür Notları (8)

G

BUZDOLABI
     Yiyeceklerin uzun süre saklanabilmesi için kullanılan soğutma yöntemlerinin tarihi çok eskilere dayanır. Evlerde bulunan kilerlerin havalandırılması tekniği, bahçe ve avlulara kuyu açılması, dağlardan getirilen kar ve buzdan yararlanılması uygulanan yöntemlerdendi. Bu çabanın amacı, besinleri belirli sıcaklıkta tutup, tazeliklerini korumak ve bozulmalarını önlemekti.
     Ancak yıllar ilerledikçe gelişen teknolojiyle birlikte besinlerin tazeliklerini korumak üzeri yeni cihazlar bulunmaya başlandı. Tarihte bilinen ilk yapay soğutma mekanizması, 1748’de Glasgow Üniversitesi’nde William Cullen tarafından sergilendi. Ancak Cullen, bu icadını herhangi bir pratik amaca yönelik kullanmadı. Bu yüzden ilk soğutma makinesi, 1805’te Amerikalı mucit Oliver Evans tarafından tasarlandı. Yine bir Amerikalı olan Doktor John Gorrie de, Evans’ın bu icadını 1844’te hummalı hastaların ateşinin düşünülmesi için gerekli olan buzun elde edilmesinde kullandı.
     Ticari amaçlı düzenek ilk kez ABD’de Alexander C. Twinning tarafından gerçekleştirildi. Twinning, ürettiği buhar sıkıştırma makinesiyle elde ettiği buzu, 1856 yılında satmaya başladı. Bildiğimiz anlamda ilk ev tipi buzdolabı, 1914 yılında Arnold Goss, Edmund Copeland ve mühendis Nathaniel Wales tarafından hazırlandı. Dolabın adı ‘Kelvinatör’ olarak belirlendi. Kelvinatör’ün ilk seri satışlarına 1918 yılında başlandı ve Detroit’te 40 adet satıldı. Türkiye’ye buzdolabının girişi ise 1930’lu yıllarda oldu.

KLİMA
     Klima, bundan 117 yıl önce, haftalığı 10 dolardan çalışan acemi bir mühendis tarafından icat edildi. İlk klimanın amacı, insanlardan çok baskı makinelerinin soğutulmasıydı. New York’un Brooklyn bölgesindeki Sackett-Wilhelms adlı litografik basım yapan bir fabrikanın işletme müdürü William Timmis, matbaada kullanılan kâğıtların, sıcak ve rutubet nedeniyle bozuk çıkması üzerine Buffalo Forge Company adlı firmaya başvurdu. Cornell Üniversitesi mezunu 26 yaşındaki mühendis Willis Haviland Carrier, fabrikadaki sıcak buhar veren kaloriferi, dışarıdaki havayı alan ve su ile serinleten bir sistem haline getirerek, istenilen ısıda ve nem oranında çalışmasını sağladı. 17 Temmuz 1902’de çalışan ve fabrikayı çalışabilir hale getiren yöntem, “Air Conditioning” adı verilen “serin” sistemin de doğuşunu müjdeledi.
     1925’te New York’taki ünlü Rivoli tiyatrosu, kapısına gururla “Her zaman 20 derecedir” ilanını astı. Uçaklara (1936’da United Airlines) ve otomobillere (1839’da Packard) klima takıldı. 1955’te William Dewitt adlı müteşebbisin geliştirdiği standart sistem sayesinde klimalar, evlerde de yaygınlaştı.

ÇAMAŞIR MAKİNESİ
     İlk çağlardan itibaren kadınlar çamaşırları derelerin kıyısında, pürüzsüz taşlar üzerinde tokaçlarla döver, ovalar, çitilerlerdi. Suyun daha etkin kullanılmaya başlanılmasının ardından, köy meydanlarına yapılan çeşmeler, çamaşır yıkama yerleri haline geldi.
     Daha sonraları Anadolu’nun bazı köylerinde ortak kullanım alanı olarak taş çamaşırhaneler inşa edildi.
     Bu çamaşırhanelerde, çeşme, çamaşırı suya yatırmak, tokaçlamak ve çitilemek için yapılmış özel taş bölümler vardı.
     Ancak, Sanayi Devrimi’nden sonra 19’uncu yüzyılın ortalarına gelindiğinde durum birden değişti. 1858’de Hamilton E. Smith, Amerika’nın ve dünyanın ilk mekanik çamaşır yıkama makinesinin patentini aldı. İlk çamaşır makineleri büyük bir kutu biçimindeki tekne içinde dönen çarklardan ibaretti. Teknenin yanındaki kol, elle çevrildiğinde içindeki çarklar dönerek çamaşırları karıştırır ve temizlerdi. 1908 yılında Amerikalı A.J. Fisher elektrik motoru ile çalışan bir makine geliştirdi ve yüzyılın ortalarına varmadan çamaşır yıkama teknolojisinde büyük gelişmeler sağlandı. 1950 yılında ilk otomatik çamaşır makineleri üretildi.
     Türkiye’de ise çamaşır makinesine talep 1950’lerde kendisini hissettirdi ve 1959 yılında Arçelik, bir yıl sonra da Profilo yerli üretime başladı.

BULAŞIK MAKİNESİ
     Amerika Illinoisli bir politikacının eşi olan Josephine Cochrane “Kimse icat etmezse ben ederim” diyerek, bulaşık makinesi sorununa çare aradı.
     Önceleri kocaman bir bakır kazanın üzerine monte edilen hareketli kompartımanlara yerleştirilen bulaşıklar bir motor yardımıyla kazanın üzerinden geçirilirken, aşağıdan sıcak köpüklü su püskürtülüyordu. İcat, Illinois’teki otel ve restoranlardan teklif alınca Cochrane, Aralık 1886’da patent aldı ve makinesi 1893 Chicago Dünya Fuarı’nda en büyük ödülü kazandı.
     1914 yılında Cochrane’in şirketi daha küçük boyutlardaki ev modellerini ürettiyse de o zamanın evlerindeki kapasiteler makinenin kullanılmasına elverişli olmadığından, 1950’li yıllara kadar beklenen talebi bulamadı.
     Bulaşık makinesinin ilk yerli üretimini Arçelik gerçekleştirdi. 72 parçadan oluşan Leydi modelini 10 Mayıs 1985’te piyasaya çıkardı.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz