Arama Deyip Geçmeyin!..

A

       “Öyle toplu ya da açık köy ve ev aramalarından bahsetmiyorum; sözünü ettiğim gizli ve illegal aramalar. İstihbarat çalışmalarının en cazip görünen yönlerinden biri; uzmanlık konularının belki de en önde geleni. Nasıl yapılıyor diye bana sormayın. Ben sadece, bu aramalar sırasında karşılaşılan bazı hoş sürprizlere değinmek istedim o kadar!..”

       Acı acı öten telefonun sesiyle oturduğum yerden sıçradım. Tele­fondaki genç bir kadın sesi, çığlık çığlığa;
       “Yetişin,” diye bağırıyordu. “Girdi, vallahi gördüm… Şu anda ya­tak odasında!”
       Ne olduğunu gerçekten tam olarak anlayamamıştım. Aklımdan;
       “Vah zavallı kadın… Çok korkmuş, besbelli,” diye geçiriyordum ki, birden o sesin, yabancı birinin ağzından çıkmadığını fark ettim. Kor­ku içinde bağıran, benim karımdı!
       Olaya hemen müdahale etmek gerekiyordu. Ayaklanan tam teç­hizatlı iki asker refakatinde, derhal eve koştum ve arama başladı…
       Bir kere, salon ve mutfakta yoktu… Çünkü hanım, telefon etmek için kendini salona attığında, hem mutfağın kapısını kapamış, hem de salonda gerekli bütün tedbirleri almıştı.
       Yoo… Öyle hemen gülümsemeyin… Arama olayı, hiç de küçüm­senecek bir husus değildir. Ciddi, planlı ve sistematik bir şekilde yapılır ve kesinlikle bu konuda kurs görmüş, uzmanlaşmış kişiler tarafından gerçekleştirilir.
       Bir arama ekibinde, aynı kapasitede, ancak farklı görevleri üstle­nebilecek bir veya birkaç kişinin mutlaka bulunması gerekir. Çünkü kapı kilidini açmak başka, şifreli kasa kilidini açmak başkadır!
       “Komutanım! Banyoda yok, herhalde diğer odalarda saklanmış olmalı!”
       “Tamam! Siz girin… Dikkatli olun, ben kapıyı tutarım!”
       Arama ekibinde bulunan askerlerden birisi, elindeki bahçe süpürgesiyle işaret ederek oturma odasını gösteriyor, hanım ise hâlâ bağı­rarak, ilk ihbarında ısrar ediyordu.
       “Yatak odasında! Yatak odasında!”
       Efendim, ne diyordum? Hah! Bu gibi illegal aramalarda, süre çok önemlidir ve bu sürenin en uygun şekilde kullanılması gerekir. Açıla­cak dolap, kasa, çanta, valiz; şifreli, şifresiz ne varsa, birtakım özel metotlar ve özel aletler kullanılarak belirlenen süre içerisinde mutlaka açılmalıdır. Ayrıca, bakılan her eşyanın yerli yerine konulması esas­tır. Hatta bazen, herhangi bir yanılmaya meydan vermemek amacıyla, tetkik edilecek eşyaların uzak veya yakından fotoğrafları çekilir!
       “Ay! İşte orada… Bakın tül perdenin üzerine tırmanmış!”
       Tamam işte… Hedefin yeri belirlendi ya, artık kurtuluş yok!
       Benim kapıyı tuttuğum harekât esnasında; bizim kahramanlar öyle bir giriştiler ki, sormayın…
       Yirmi üç saniyede, sıkı bir arama ve kovalamadan sonra ele ge­çirilen tombul fare –ki, o sırada hâlâ yaşıyordu– girdiği kapıdan mev­cutlu olarak geçirildi ve maddi bir delil sıfatıyla, yetkili ve ilgili makam­ların karşısına çıkarıldı.
       Yoksa benim doğru söylemediğimi mi sanıyorsunuz? Vallahi doğru söylüyorum!
       Bakın… Yasal arama yapacak ekipler ne yaparlar? Ellerinde ara­ma izni olsun olmasın, tespit ettikleri eve girer ve her tarafı didik didik ararlar. Aradıkları şeyi –her neyse– buldukları zaman, bunu bir suç unsuru olarak hâkim karşısına çıkarırlar. Bunlar, hukuken geçerli mad­di delil sayılırlar.
       Arama izni olmadan ya da kanunda yazılı olan şartlara uymadan arama yapamazsınız diye inat edecek olursanız; boşuna kendinizi üzersiniz. Karşılığında onlar da size “Polis Vazife ve Selâhiyet Kanunu”nun ilgili maddelerini göstereceklerdir.
       Zaten, her şeyi düşündüklerinden ötürü, öyle kapı önünde ayak­üstü kanun yapıcılarını da suçlamak doğru olmaz, değil mi?
       Arama yapılan evin sahipleri ise, harp meydanından beter olan evle­rini üç günde zor toplarlar! Onun için, illegal arama yapılmasının ter­cih edilmesinde sayısız faydalar vardır!
       İşte bizim tombul fare de, oturduğumuz lojman dairelerinin, altın­da bir karış boşluk bulunan kapılarını eşiğinden illegal olarak geçmiş ve bir gizli servis mensubunun evine, hem de yatak odasına, elini ko­lunu, kuyruğunu sallaya sallaya girmişti. Bu cüret affedilecek gibi de­ğildi!
       Derhal olaya el koyan güvenlik güçleri, kısa sürede suçluyu yaka­lamış ve adalete teslim etmişti. –Nasıl, aynen medya haberi gibi oluyor değil mi?– Oldukça hırpalanmış durumda bulunan sanık fare, kurban­lık koyunların koyulduğu demir parmaklıklı boş odada, bütün sıkıştır­ma metotlarına ve sorgulama hilelerine tahammül göstermiş, ancak mahallinde yaptırılan tatbikat sırasında, mağdurların baskısına daya­madığından vefat etmişti.
       Defin işlemleri için gerekli tahsisat bulunamadığından dolayı, bu iş, mevtanın bahçe duvarının üzerinden fırlatılıp atılmasıyla masrafsız bir şekilde halledilmişti.
       Şimdi sırada, kapıların altına ilave tahtalar koyulması vardı ki, Allah’tan hiçbir zaman ümit kesilmezdi.
       İşte böyle… Aramalar sırasında birbirinden hayli ilginç durumlarla karşılaşma ihtimaliniz her an için mevcuttur. Şöyle hayal perdelerinizi biraz aralayın ve düşünün bakalım…
       Örneğin; önemli ve tanınmış bir kişinin evine girmişsiniz… Yasal olarak, yani belgeli!
       Görevinizi yapmanın mutluluğu içerisinde, hızlı bir şekilde sağı solu tarıyorsunuz. Mutfak, banyo, kütüphane falan tamam… Salondaki büfe, koridordaki etajer de halledildi. Abajurlar da temiz…
       O ne? Yatak odasında, konsolun üstünde boş bir Viagra kutu­su! Olur mu olur… Gayet normal! Yatak yapılmamış, bozuk! Battani­yenin altında bir şeyler görünüyor. Kaldırıyorsunuz ki, şişme bir ka­dın… Yeni söndürülmüş!
       İnsan, bir tuhaf olur değil mi? Tam Reha Muhtar’lık bir öykü! “İfindim… Kadın, şey edildikten sonra mı söndürülmüş, anlayalım ifindim!”
       Neyse ki, bizim zamanımızda böyle şişme kadınlar falan yoktu. Yine de arama yapan ekipler neler neler görmüşlerdir kim bilir?
       Bir keresinde, hani öylesine, tesadüfen, göz ucuyla baktığımız bir İngiliz’in bavulunda, özenle katlanmış, kırmızı puantiyeli, aralarında sarı ördek resimleri olan dokuz adet beyaz külot bulmuştuk. Normal bir şey ama o anda yine de kahkahalarla gülmekten kendimizi alama­mıştık. Demek ki bu vatandaş, böylesini seviyordu, alışkanlık işte!

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz