Büyülü Kuğu

B

       Bir varmış, bir yokmuş…
       Vaktiyle üç erkek kardeş varmış. En küçükleri çok zayıf ve sıska bir çocuktu. Bunun için ağabeyleri, Çan adını taktıkları kardeşleriyle her zaman alay ederlermiş.
       Çan ağabeylerinin kendisine takılmalarına daha fazla dayanamamış. Bir gün, onlardan ayrılmaya ve talihini başka yerlerde denemeye karar vermiş. Ertesi gün, sabah erkenden kalkmış. Güzel elbiselerini giymiş, öteki eşyalarını bir paket yapmış. Yanına bir parça ekmek, biraz peynir ve bir şişe de su almayı unutmamış. Bohçasını bir sopanın ucuna takıp omzuna almış ve yola koyulmuş. Az gitmiş, uz gitmiş, uzun uzak yol gitmiş. Sonunda, biraz dinlenmek ve karnını doyurmak için bir dağın eteğinde durmuş.
       Bir yerde bohçasını açmış, tam yemeye başlayacakmış ki bir de ne görsün: Karşısında ufak tefek ve garip bir adamcağız bitivermez mi?
       Çan, dikkatle bakınca bunun bir cüce olduğunu anlamış. Cüce, tam karşısına oturarak;
       “Bana biraz su ve yiyecek bir şey verir misin evlat?” demiş.
       Çan, hemen ekmeğinden, peynirinden ve suyundan ona da vermiş. Cüce nasıl teşekkür edeceğini bilemiyormuş. Sonunda Çan’a;
       “Sen çok nazik bir çocuksun, bu iyiliğinin karşılığını sana ödemek istiyorum. Şu kar gibi bembeyaz çiçek açmış armut ağacını görüyor musun? Dibinde de bir adam uyuyor. Ağacın gövdesine bağlı olan kuğunun ipini çöz ve onu tutup al. Bu büyülü bir kuğudur. Ona birisi dokununca “Yapış Kuğu” derseniz, ondan bir daha ayrılamaz, yapışır kalır,” demiş.
       Çan denilenleri yapmış. Kuğuyu çözüp kucağına almış ve ıslık çalarak yoluna devam etmiş. Bir fırının önünden geçerken, hamurcu kuğuyu görmüş, ondan bir tüy koparmak için elini uzatmış. Tam o sırada Çan;
       “Yapış Kuğu” diye seslenmiş. Kuğu yaygarayı basmış ve acı acı bağırmış.
       Hamurcu onun kanadına yapışıp kalmış. Bu durumdan kurtulmak için çok uğraşmış; bağırmış, çağırmış, etraftan yardım istemiş. Gürültüyü duyan bir hizmetçi kız onun yardımına koşmuş. Hamurcuyu kuğudan ayırmak için tutup çekmeye başlamış. Ama Çan yine “Yapış Kuğu” diye bağırınca, bu kez hizmetçi de hamurcunun arkasına yapışıp kalmış. Hizmetçi ne kadar uğraştıysa, hamurcunun ceketinden kendini kurtaramamış.
       Bütün uğraşmalar boşunaymış. Çan eğlencesini bulmuş. Arkasındaki kuyrukla birlikte yoluna devam etmiş. Yolda bir baca temizleyicisi ile karşılaşmış. Baca temizleyicisi;
       “Durun, sizi kurtaracağım,” diye bağırmış. Hizmetçi kızı elbisesinden yakalamış, ama uğraşması boşunaymış. Çan, “Yapış Kuğu” deyince, o da hizmetçinin arkasına yapışıp kalmış.
       Bu şekilde bağırıp çağırarak, Çan’ın arkasından yürümeye başlamışlar. Gürültüyü duyan herkes sokağa fırlamış. Yapışanların kim yardımına koştuysa, Çan’ın “Yapış Kuğu” demesi üzerine, hepsi yapışıp kalmış ve kuyruk gitgide büyümüş. Çan ve arkasındakiler, büyük bir gürültü ile sarayın yolunu tutmuşlar.
       Çan, hamurcuya dönerek sarayda kimin oturduğunu sormuş. Hamurcu ona;
       “Sarayda bir hükümdar oturuyor, yanında sadece bir kızı var, şimdiye dek bu kızı kimse güldüremedi. Bunun için hükümdar çok üzgün. Kızı güldürebilmek için saraya en komik soytarılar getirtti. Ama hiçbiri onu güldüremedi. Hükümdar kızını güldürüp neşelendirmek için her çareye başvurdu. Bütün çabaları boşa gitti. Kız hep susuyor, somurtuyor, gülmüyordu. Sonunda hükümdar bütün ülkesine, ‘Kızımı kim güldürürse onunla evlendireceğim’ diye ilan etti.
       Çan hamurcudan bu haberi duyunca, dosdoğru saraya gitmiş, hükümdarın penceresinin önüne varmış. Kuyruk da arkasındaymış. Gürültüyü duyan hükümdar kızı balkona çıkmış. Çan’ın arkasındaki kuyruk o kadar gülünçmüş ki, sultan gülmekten kendini alıkoyamamış, katıla katıla gülmeye başlamış. Dayanamayıp sarayın avlusuna inmiş. O kadar gülmüş ki, nerede ise gülmekten bayılacakmış. Kızının gülüşünü duyan hükümdar, olup biteni öğrenmek için koşup gelmiş.
       Sonunda, hükümdar verdiği sözü tutmuş. Büyük bir düğün töreni yapılmış. Çan ile güzel sultan evlenmişler. Gelin, kuyruğu beş metre arkadan sürünen bir gelinlik giymiş. Büyülü Kuğu, bu kuyruğu gagası ile tutmuş arkalarından yürüyormuş.
       O günden sonra, sultan hiç somurtmamış, hep gülmüş. Anlıyorsunuz ya, gülmemesine sebep yokmuş, çünkü artık mutluymuş…

(Grimm Kardeşler Masalı-Çeviren: Sevgi Şen)

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Sevgi