Eğlence Merkezi Bir Kent-LAS VEGAS

E

     Las Vegas, ABD’nin güney batısında, Los Angeles’e kara yoluyla dört, uçakla bir saat uzaklıkta, mevsimin genellikle yaz, gecelerin her zaman aydınlık olduğu bir düş kenti. Las Vegas’ın ziyaretçilerine ilk öğrettiği, bir kentin aynı zamanda hem güzel hem çirkin olabileceği. Ardından zamana bağımlı olmadan yaşamanın mümkün olduğunu gösteriyor. Çünkü 24 saat açık. Son olarak da büyüklerin de bir Disneyland’a ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Las Vegas, Nevada Çölü’nün orta yerinde, aslında kimsenin yolu üstünde olmadığından ıssız bir düzlük olması gerekirken. Eğlence merkezi haline gelivermiş bir kent. Yılda 30 milyon turist ağırlayan şehirde doğal olarak büyük otellerin hâkimiyeti var. Her otel geniş kumarhaneler dışında, bir otelden beklenenlerin hepsini sunmakla kalmıyor, buna alışveriş, görkemli şovlar ve tematik yaklaşım da ekliyor. Her yeni açılan tesis de bu çizgiyi sürdürdüğünden ortaya Las Vegas tipi turizm diye bir kavram da çıkmış oluyor.
     Artık eskilerden sayılan, Treasure Island, “Define Adası” atmosferiyle, Caesar’s Palace, antik Roma dekoruyla Luxor, Mısır piramitlerini andıran mimarisiyle Star Trek, “Uzay Yolu” bilim kurgusallığıyla müşterileri için daha sempatik ve daha görkemli olmaya çalışıyor. 4000-5000 odalık bu dev otellerin arasına sonradan katılan Venetian, hiç abartısız, neredeyse bire bir ölçülerinde bir sahte Venedik görünümünde. “Abartısız” sözcüğü buraya pek uymuyor aslında, çünkü Las Vegas her fırsatta her şeyi abartıyor. Örneğin; dünyada toplam on tane kalan beyaz kaplanların ikisi Bellagio Oteli’nin lobisinde misafirleri karşılıyor. Birbirine on beş dakika yürüme mesafesindeki kardeş oteller olan Mirage ve Treasure Island arasında havadan raylı tramvay çalışıyor. Caesar’s Palace, şehre inmek isteyenlere yüzlerce metrelik yürüyen yol tahsis etmekle kalmamış, bir de açık havada klima çalıştırarak müşterilerini serinletiyor. Las Vegas’ta her yer, her nesne ve her tabela ışıl ışıl, rengârenk, cıvıl cıvıl. Her an bir yerde bir şov var. Treasure Island, dev bir tiyatro sahnesi gibi düzenlediği cephesinde belli saatlerde korsanların şovunu sergiliyor ve gece dev bir yapay volkan patlıyor.
     Dünyanın en ünlü sanatçıları Las Vegas’a uğramadan turne yapmıyor. MGM, Hard Rock Cafe gibi markalar da buradaki otelcilik sektörünün cazibesine kapılıp, birer gökdelen dikmişler. Guiness Rekorlar Müzesi, Wet’n Wild Su Parkı, Imperial Palace Otomobil Müzesi diğer renkli ve gösterişli gezi noktaları. Hepsinin ortak özelliği de eğlendirme amaçlı olmaları. Bunların hepsi bir araya geldiğinde de sanki büyükler için bir Disneyland oluşuveriyor. Her büyük otelde kumarhane dışında bir de tam teşekküllü şov salonu var. Bu salonlarda kimi zaman önemli gösteriler seyretmek ise oldukça olası. Entelektüel boyutu öne çıkan, modern sirk Cirque du Soleil farklı mekânlarda farklı gösteriler icra ederken, her gün yeniden tıklım tıklım doluyor. Sahne tasarımı, canlı müzik, senkronizasyon ve yarattığı düşsel görsellikle akıllara durgunluk verici atmosfer yaratan gösteri grupları iki yılda bir repertuvarlarına yeni bir oyun katarak Las Vegas’a yayılıyor.
     Nevada’da, Reno ve Las Vegas, ABD’de, fuhuşun yasak olmadığı az sayıdaki eyaletlerde biri. Las Vegas, her ne kadar kumar turizmiyle tanınsa da akşam hava kararmaya başlayınca sokaklara dağılan kadınlı erkekli gruplar turistlere her cinsten fuhuş katalogları dağıtıyor. Kumarda kaybedenlere yönelik olsa gerek, gazeteler de paralı aşk ilanlarıyla dolu. Las Vegas’ta sabahın beşinde uykusu kaçıp şöyle bir dolaşmaya çıkan, saat konusunda yanıldığını zannedebilir. Çünkü bütün restoranlar çalışıyor, şık hanımlar zarif beyler bir kumarhaneden bir diğerine koşuşturuyor, limuzinler, taksiler vızır vızır gelip giderken, şehrin bütün ışıkları da yanıyor.
     Aslında Las Vegas efsanesi çok eskilere uzanmıyor. Nevada eyaletinde kumar izni veren yasanın çıktığı 1931 yılına kadar kimsenin ilgilendiği bir yer değildi. İlk büyük kumarhane 1941’de kurulan El-Rancho. 50’li yıllarda konsept tutuyor ve nihayet 70’lerde de kent bugünkü konumuna ulaşıyor. Bugünkü konumu ya nefret edilecek ya da âşık olunacak bir yer olarak tarif edilebilir. Bir yandan sahtelik pazarlayan Las Vegas, bir yandan da gerçek bir şehir. Havalimanından otoparkına, fuar alanından taksi sayısına kadar her ayrıntı o kadar ustalıkla planlanmış durumda ki, milyonlarca kişinin gelip birkaç gün geçirip gitmelerine rağmen, ne karmaşa ne de sıkışıklık oluyor.
     Las Vegas, aynı zamanda bu bölgenin kongre ve fuar merkezi. Bu yüzden şehre gelen giden işadamı sayısı da oldukça fazla; bu durum, salt turistik amaçla Las Vegas’a gelenleri de doğrudan etkiliyor. Çünkü otel fiyatları aynı borsa endeksi gibi yükselip alçalıyor. Büyük bir fuarın şehri doldurduğu zamanlarda 400 doları bulan oda fiyatları, şehir boşken 50 dolara kadar düşebiliyor.
     Kentin görselliğinden etkilenmek için biraz irtifa kazanmakta fayda var. Paris’teki Eiffel Kulesi’nin taklidi olan büyük bir otele çıkmak bile manzarayı değiştiriyor. Bir organizasyon dehasına da burada rastlanıyor. Asansörün tepeye varmasıyla karşıdaki diğer otelin bahçesindeki havuzlarda fıskiye balesi başlıyor. Bu kadar irtifayla yetinmeyen büyükler için, şehrin üstünde helikopterle tur atma alternatifi de var tabii.
     Kuman makinaları genellikle diğer yerlerden daha cömert gibi gözüküyor ama eğer kredi kartınız limitsizse, Las Vegas seyahati sonunuz olabilir… Kent merkezindeki ikinci el dükkânlar bu uyarının dikkate alınması gerektiğinin en iyi kanıtları. Bu dükkânlar varını yoğunu harcayıp, dönüş parası için özel eşyalarını satanların mallarını fırsatçı müşterilere pazarlayarak yaşıyor.
     Sonuçta bir kere tercihinizi, doğal güzellikler, tarihsel zenginlikler, farklı kültürler ve yerel motifler yerine, bunların hiç birinin olmadığı ama zenginlik ve parayla hepsinin yapayının oluşturulabileceğini kanıtlayan bir geziden yana kullanmak isteyebilir, Las Vegas’ın büyüsüne kapılmayı düşünebilirsiniz. Pişman olmayacağınız ve hiç beklemediğiniz şekillerde eğleneceğiniz kesin…

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz