Ankara’nın Taşına Bak!..

A

       “Yazgınızda nelerin yazılı olduğunu öğrenmek gibi bir şansınız olsaydı, hiç düşünmeden bunu yapardınız değil mi? Ama öyle bir şansınız yok ve de hiç olmayacak!.. Alnınıza neler yazılmışsa, bir bir yaşayacaksınız. Ve uzun süren bir kavuşmanın ardından çekeceğiniz hasrete tutsak olarak yeni maceralara adım atacaksınız!..”

       Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin değişmez başkenti… Güzel Anka­ra! Ne kadar da özlemişim seni.
       Sen, sağdan soldan çıkan çatlak seslere rağmen, yıllarca saygın­lığını korudun. Başkent olmanı çekemeyen dar ve geri kafalılar, ister­lerse adımlarını atmasınlar… Biz sana, sen bize yetersin Ankara!
       Yıllarca Güneydoğu Anadolu’nun taşıyla toprağıyla, kurduyla ku­şuyla, insanıyla kaynaştıktan sonra, yine sana dönmek çok güzel bir duygu… Hatırladın beni, değil mi Ankara?
       Farkındasındır; senin de kıyından köşenden bazı pis kokular yük­seliyor. Ama o, zaten memleketin kaç yıldır değişmez kaderi; yalnız senin değil! Üzülme be Ankara!
       Senin de; halk meclislerinin kurulduğu, kurtların uluduğu, vatan­daşın soyulduğu mahallelerin var. Utanman gerekmez ki… Seni bu durumlara düşürenler utansın Ankara!
       Sen, benim için bir özlemdin. Sana kavuşmak çok uzun sürdü. Hasretin ise kısa sürede bitti! Gideceğimi bilsem hiç sana gelir miy­dim Ankara?
       Ne yapalım? Kaderde tekrar senden ayrı düşmek varmış. Ama söz… Bir dahaki sefere asla ayrılmayacağım senden Ankara!
       Biliyorum… Bu işte senin suçun yok! Hem boş ver, bakma göz­lerimdeki yaşa. Yeter ki sen kendine iyi bak… Hoşça kal sevgili An­kara!

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz