Genel Kültür Notları (10)

G

BİRLİKTE ÖĞRENELİM:
* Hayvanlar âleminde sadece domuzlar güneşten yanabilir.
* İnanmayacaksınız ama ıstakozların kanı mavidir.
* Baykuşlar mavi rengi görebilen tek kuştur.
* Eski Mısır’da kediler kutsal hayvan sayılıyordu ve öldükleri zaman insanlar saygılarını göstermek için kaşlarını kazırlardı.
* Salyangozların 25 bine yakın dişi vardır.
* Kediler şeker tadını ayırt edemez.
* Timsahların renk körü, yılanların sağır olduğunu çok kişi bilmez.
* Kangurular geriye doğru yürüyemez.
* Kelebekler ayakları ile tat alırlar.
* Atlar bir ay süresince ayakta kalabilirler.
* Yunus balıkları gözleri açık uyurlar.
* Değerli taşların çoğu birkaç elementten oluşur, sadece pırlanta tamamen saf karbondur.
* Üzerinde barkodu olan ilk ürün Wrigleys marka sakızdır.
* Kereviz yerken harcanan kalori, kerevizin içindeki kaloriden daha fazladır.
* Hawai alfabesinde sadece 12 harf vardır.
* Sahra Çölü’ndeki Tidikelt kasabasına 10 yıl boyunca tek damla yağmur yağmamıştır.
* Kanada, Kızılderili dilinde “Büyük Köy” anlamına gelmektedir.
* Geçen 3500 yılın sadece 230 yılı barış içinde geçmiştir.

BİRAZ DA ÜLKEMİZ GERÇEKLERİNİ KARIŞTIRALIM:
* Batılı ülkelerin kimisinde olduğu gibi, bizde de bazı tuhaf, unutulmuş, yani uygulamadan çekilmiş resmî yasalar var. Örneğin; esnafın cadde ve sokaklara paspas atması yasak! Pazarlıksız satış mecburiyetine dair kanuna göre de, esnafla pazarlığa tutuşmak sureti katiyede yasak! Esnafın kesekâğıdını üfleyerek ya da parmağını ağzında ıslatarak açması da bir suç! Aynı şekilde, umuma açık yerlerde canlı tavuk ve diğer hayvanları baş aşağı taşımak da bir suç! Ağaçlara salıncak kurmak, pencere, balkon veya terastan halı, yorgan, kilim vb. şeyleri sarkıtmak da suç! Yine, oyuncak tüfekle atış talimi yapmak, hatta sokaklarda kartopu oynamak da resmen suç!
* Ya kutlanmayan bayramlara ne demeli? Adı var sanı yok bayramlarımızdan, örneğin Toprak Bayramı… Hiç kutlanıyor mu?
* İlginç bir ülkeyiz vesselam! Günün 24 saat olduğunu hükme bağlamış bir yasamız bile var! 26 Aralık 1925 günü kabul edilen ve halen geçerli olan bu yasada; “Türkiye Cumhuriyeti dahilinde, günün gece yarısından sonra başladığı ve saatlerin 0’dan 24’e kadar sayılması gerektiği…” açıkça yer alıyor. Herkes öğrendi, değil mi?
* Ceza Hukuku’muz da muazzam! Bakın isterseniz; bir adamın gözünü çıkarırsanız dört yıl, gözlüğünü alıp kaçarsanız on beş yıl ceza yersiniz… diyor. Ne adaletli bir hukuk sistemi değil mi?
* Çağlar boyunca çeşitli uygarlıklar, devlet yönetenlerini “gaz veren kalabalıkların” şerrinden korumak için çeşitli yöntemler kullanırlardı. Örneğin; “Padişahım çok yaşa!” nidalarının arasında, padişaha arada bir “Mağrur olma padişahım, senden büyük Allah var!” diye bağıran biri de bulunurdu. Eski Roma’da da, gösterişli törenler boyunca, arada bir imparatorun kulağına eğilip; “Bunların hepsi gelip geçici!” demekle görevli bir köle bulunurdu. İmparatorlar, bu köle bulunmadan hiçbir törene, şölene katılmaz, kalabalığın karşısına çıkmazlardı. Şimdi bakıyorum da, devleti yönetenlerin çevresindeki kalabalık güruhun içinde de bu görevleri yerine getirmekle yükümlü biri var mıdır diye… Ne dersiniz, sizce var mıdır?

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz