Tilki İle Leylek

T

       Bir varmış, bir yokmuş…
       Evvel zaman içinde çok kurnaz, ihtiyar bir tilki varmış. Bir ormanın ortasında tek başına yaşarmış. Evi de bir meşe ağacının dibindeki bir oyukmuş.
       Bir gün tek başına canı sıkılmış. Bunun üzerine biraz dolaşmaya çıkmış. Ağaçların, çalılıkların arasında gezinmiş durmuş. Derken bir su birikintisinin yanına varmış. Hâlâ canı sıkılıyormuş. Konuşacak kimsecikler yokmuş.
       Birdenbire tepesinde bir leyleğin uçtuğunu görmüş. Leylek kanatlarını çırparak tilkiye yakın bir yere konmuş.
       Tilki;
       “Günaydın leylek kardeş,” demiş. “Seni gördüğüme sevindim. Çok canım sıkılıyor. Bugün öğle yemeğini benimle ye?”
       Leylek;
       “Teşekkür ederim tilki kardeş,” diye yanıt vermiş.
       Tilki;
       “Güzel,” demiş. “Gelirsen sevinirim. Saat on ikide beklerim. Sakın geç kalma.”
       Bunu der demez, tilki sessizce uzaklaşmış. Halinden çok memnun görünüyormuş.
       Leylek de yaşlı ve akıllı bir kuşmuş. Tilki kaybolurken kendi kendine gülümsemiş:
       “Bunda bir iş var. Bu bir oyun oynayacak. İhtiyar tilki boş yere yemek yedirmez,” demiş.
       Tilki, yemek hazırlığı yaparken kahkahalarla gülüyormuş. Yaktığı ateşin üzerine kocaman bir tencere çorba koymuş. Çorbanın içine güzel sebzeler, mis kokulu otlar atmış.
       Leylek ormanın üzerinden uçarak gelirken çorbanın kokusunu duymuş. Kendi kendine;
       “Tilki benim için güzel bir yemek pişiriyor. Ben haksızlık ettim. Belki de oyun oynayacak falan değildir,” demiş.
       Tilki koşarak leyleği karşılamaya gelmiş. Leyleği evinin önüne oturtarak içeri girmiş. Biraz sonra derinliği çok az olan bir tabak çorbayla dönmüş. Tabağı ikisinin orta yerine koymuş. Sonra da;
       “Lütfen beklemeyin, leylek kardeş. Sıcakken için çorbayı,” demiş.
       Tilki hemen başlamış çorbayı içmeye. Leylek çorbayı ağzına çekmeye çalışmış. Uzun, dar gagasını tabağa sokmuş. Ama o nefis çorbadan bir damla bile içememiş.
       Tilki;
       “Ümit ederim ki, çorbayı beğenmişsindir, leylek kardeş,” demiş.
       Leylek;
       “Teşekkür ederim, çok nefis,” diye yanıt vermiş.
       Tilki gülümseyerek tüm çorbayı içip bitirmiş.
       Leylek;
       “Beni davet ettiğin için çok teşekkür ederim. Yarın da ben seni yemeğe davet ediyorum,” demiş.
       Tilki teşekkür etmiş. Leylek de uçup gitmiş.
       Ertesi gün tilki, leyleğe öğle yemeğine gitmiş. Aynı yerde buluşmuşlar. Sofra hazırlanmış.
       Leylek;
       “Günaydın tilki kardeş… Senin için bir yahni pişirdim. İnşallah beğenirsin,” demiş.
       Tilki;
       “Mutlaka beğenirim. Yahni benim en sevdiğim yemektir,” diye yanıt vermiş.
       Demiş ama bir dakika sonra, tilkinin tüm neşesi kaçmış. Leylek yahniyi, dar boğazlı uzun bir çanağın içine koymuşmuş.
       Leylek gagasını daldırıp istediği gibi yahni alıyormuş. Onun için kolay bir işmiş bu. Tilki çok uğraşmış, ama hiç alamamış. Alamadıkça da üzülüp durmuş. Leylek yahniyi yiyip bitirmiş.
       Böylece tilki oynadığı kötü bir oyunun cezasını çekmiş. Leylek de ona güzel bir ders vermiş.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Sevgi