Ermeni Dosyası-7

E

ERMENİ DOSYASI (Ermenilerin Finans Kaynağı)
Bu yazı dizisi, tarihte birlikte hayatını sürdürdüğü değişik milletlerin yanı sıra, kendi milletine bile büyük maddi ve manevi zararlar veren, Ermeni Parti ve Komitelerinin faaliyet dosyasıdır. Kısaca, ERMENİ DOSYASI’dır.

     Bunlar kendilerine Katogigos (milletin temsilcisi) unvanı vermişler, bir yandan dinî liderlik yaparken, öte yandan siyasi işlerde de önemli roller oynamışlardır. Merkezlerini Muş’tan Eçmiyazin’e, daha sonraları Lovin’e nakletmişlerse de, VI. yüzyıldan sonra “Allah’ın yegâne mabudunun indiği yer” anlamına gelen Eçmiyazin yine önem kazanmıştır. Bugün de Ermenilerin çoğunluğunun tabi olduğu Ermeni Apotolik (Ortodoks) kilisesinin en yüksek makamı buradadır.
     Ermeni Kilisesi’nin esaslarını kuran Krikor’a atfen, Ermenilerin büyük kısmının mensup olduğu mezhebe Krikoriye-Gregoriyen denilmiştir. Latin Kilisesi ile Ermeni Kilisesi arasında uzun yıllar mücadeleler olmuş, bir kısım Ermeniler Ortodoks kalırken, bir kısmı da Katolikliği benimsemişlerdir. 1928’den sonra Amerikalı ve İngiliz misyonerlerin çalışmaları ile Ermeniler arasına Protestanlık da girmiştir.
     Ermeni komiteleri ile Ermeni kiliselerinin Türkiye’ye karşı birlikte hareket etmeleri, Ermeni faaliyetlerinin enteresan bir yönünü teşkil etmekle beraber, amaçlarına ulaşmak üzere kendilerine ayrı yollar çizmiş bulunan Ermeni komitelerine paralel olarak, Ermeni kiliselerinde de bölünmeler meydana gelmiş ve dinî liderlerin dahi ayrı komiteleri desteklemeleri neticesi doğmuştur. Ancak, kilisedeki bölünmelerin, Ermenilerin ana gayesinden ziyade, “Dünya Ermenileri Dinî Liderliği” amacına yöneldiğini belirtmek gerekir. Şöyle ki:
     Erivan’da bulunan Eçmiyazin Katogigosluğu (I. Vasken) kendisini dünya Ermenileri dinî lideri olarak görmekte ve bu görüş Ermenilerin büyük çoğunluğu tarafından benimsenmektedir. Beyrut’ta bulunan Antilyas Katogigosluğu (I. Horen) ise, Eçmiyazin’i sadece Rusya Ermenilerinin, kendisini de bunun dışında kalan bütün Ermenilerin dinî lideri olarak görmekte ve bu yönde faaliyet göstermektedir.
     İşte dinî anlaşmazlığın siyasi alana intikal eden mücadelesini de Eçmiyazin adına Hınçak Partisi, Antilyas adına ise Taşnak Partisi yürütmekte ve gösterilen her faaliyette komiteler ile kiliselerin rolleri bulunmaktadır.
     Bu sebeple; Türkiye aleyhindeki Ermeni hareketlerinin her safhasında, çeşitli mesleklerden şahısların yanında, çok sayıda ruhaniye de rastlanmaktadır. Dinî çalışmaları bir yana bırakmış, Venedik’teki Ermeni papazlarından Vahan Hovannessian yapmış olduğu bir konuşmada; Ermeni katliamından bahis açarak, Ermenilerin gasbedilen toprakları isteyeceklerini, verilmez ise kendi güçleriyle alacaklarını beyan ederek, Avrupa’da bulunan bütün Ermenileri, Ermeni teşkilâtlarına manen ve maddeten daha yakından destek olmaya davet etmiştir.
     Sahip bulundukları dinî mesuliyeti düşünmeyen bu ruhanilerin durumlarını belirtmesi bakımından, Van ve Erzurum’da Rus başkonsolosluğu yapmış olan General Mayevski’nin kitabına bir göz atalım ve değerlendirmeyi okuyucuya bırakalım:
     “Ermeni ruhanî reislerine gelince, bunların din konusunda faaliyetleri yok gibidir. Buna mukabil, millî fikirlerin inkişafı hususunda büyük ve pek çok gayretleri olmaktadır. Yüzlerce seneden beri bu kabil fikirler, esrarlı manastırların sessiz duvarları içinde yerleşip inkişaf etmiş ve bu yerlerde, dinî ayinler yerine, Hıristiyan-İslâm düşmanlığı kaim olmuştur. Mektepler ve kilise mektepleri de bu konuda ruhanî reislere çok ziyade yardım etmişlerdir. Zamanla dinî taassubun yerine düşmanlık hisleri geçmiştir…”
YURTDIŞINDA ERMENİLERİ DESTEKLEYENLER
     Haksız davaları uğruna tarih boyunca kendilerine destek arayan Ermeniler, bu desteği zaman zaman bulmuşlar, yerinde ve zamanında kullanmasını bilmişlerdir.
     Türkiye aleyhinde çok yönlü menfi propaganda da aradıkları ilk destek dinî alanda olmuş ve asırlardır “Haçlı Zihniyeti” altında hareket eden Batı dünyasının bu yönünü, Hıristiyanlık-Müslümanlık çatışması içine çekerek amaçlarına ulaşmak istemişlerdir. Cumhuriyet’ten önce Türkiye’de faaliyet gösterdiği bilinen sözde misyonerler topluluğunun, Anadolu’da çıkartılmış bulunan Ermeni isyan ve ayaklanmalarında oynadığı rol, bugün de bazı devletlerde siyasi çevrelere etkinliği bilinen kilise topluluklarınca aynen oynanmaktadır. Ermeni kilise adamları, dinî sıfatlarını bir kenara bırakarak, kendilerine destek olmaları gayesiyle diğer kilise çevrelerinde çalışmalarını sürdürmektedirler.
     1971 yılının Kasım ayı içerisinde Erivan’da yapılan dinî toplantıda, Eçmiyazin Katogigosu Vasken I. ile Ermeni Şark kiliseleri lideri Ofliyan’ın almış oldukları karar gereğince Sovyet Ermeni hükümeti ile temas edilmiş ve Arap ülkelerinin başlıca şehirlerinde Ermeni edebiyat ve folkloru ile ilgili törenler düzenlenmiş, bu törenlerde esas amaç olan Ermenilik davasına taraftar aranmıştır.
ERMENİ ASILLI MİLLETVEKİLLERİ
     Ermeniler ikinci olarak siyasi alanda taraftar sağlamak amacıyla, içinde yaşadıkları ülkelerdeki etkinlik durumlarına göre, hükümet ve devlet kuruluşlarında faaliyet göstermeye başlamışlardır. Bugün, sırf Ermenilerin oylarıyla seçilmiş bir milletvekilinin, bir senatörün veya bir belediye başkanının –ki, Ermeni olsun olmasın– siyasi hayatta daima Ermeni davasına hizmet edeceği bilinen bir gerçektir. Ermeniler bu çalışmalarda Lübnan ve Fransa’da başarıya ulaşmışlardır. Lübnan’da bakanlık yapmış ve hâlen milletvekilliği görevini yürüten aşırı milliyetçi ve parti üyesi Ermeniler bulunmaktadır. Fransa’da ise, hiçbir ilişkisi olmadığı halde, 1972 yılında Gençlik ve Spor Bakanı bulunan Joseph Comiti, seçim zaruretlerini beyan ederek Ermenilerin düzenlediği toplantılara katılmakta ve Ermeni anıtlarına çelenkler koyabilmektedir. Aynı şekilde, Ermeni komitelerinin maddi ve manevi destekçisi olup, bunu çekinmeden açıklayabilen Marsilya Belediye Başkanı Gaston Deferre, Lyon Belediye Başkanı Louis Pradel, Aifortville Belediye Başkanı ve Sosyalist Parti Milletvekili Joseph Franceshi, Vienne Belediye Başkanı Louis Mermaz gibi sivrilmiş bazı şahıslar, bu davanın savunuculuğunu yapmaktadırlar. Ermeni komitelerinin faaliyetleri, özellikle Ermenilerin sayılarının fazlaca olduğu ülkelerde “siyasi yatırım ortamı” teşkil etmeleri nedeniyle, kendilerine verilen tavizlere kesafet kazanmaktadır. Herhangi bir sebeple Ermenilere taviz vermeyen ülkelerdeki faaliyetler ise mutlaka belli bir düzeyde kalmaktadır. Bu da göstermektedir ki, komite faaliyetlerindeki aşırılık, ideallerden ziyade şahsi menfaatlere ve müsait ortamın bulunup bulunmamasına bağlı kalmaktadır.
ERMENİ SUİKAST VE SABOTAJLARI
     Bugün Türk diplomatlarına veya dış büro görevlilerine yapılan sabotaj ve suikast faaliyetlerinin Fransa’da (genellikle) gerçekleştirilmesi bir rastlantı değildir. 1973 tarihinde sonra bu ülke siyasi çevrelerinde, Ermeni sol kanat işbirliği gözle görülür hale gelmiştir. Fransız Sosyalist Parti ve Birleşik Sosyalist Parti mensuplarıyla, Ermeni davasını yürüten lider şahıslar arasında yaklaşma, eylem konusunda Fransız Anti-Emperyalist Militanları adlı yasadışı örgütü de kapsar bir biçimde gelişmiştir. Ancak Ermeni bununla yetinmemekte ve dünyanın her yerinde Türk kanı dökebilmek amacıyla kendisine yandaş aramaktadır.
     Sovyet Propaganda Dairesinin yönetiminde hareket eden komiteler, Ortadoğu ülkelerinde çeşitli propaganda çalışmaları yaparken, Taşnak Partisi mensuplarınca Filistin’deki örgütlerle temas kurulmaktadır. Ermeni militanlarının gerilla eğitimleri için gerekli çalışmalar yapılmakta ve Türk basınında yer aldığı gibi, Kıbrıs dağlarında Rum çetecilerle işbirliği içerisinde aynı şarkılar söylenmektedir. Bu arada dünyanın bir ucundan, Amerika’dan Yakovas Kukuzis (Kuzey ve Güney Amerika Rum Ortodoks Başpiskoposu) , “Birinci Dünya Savaşı’nda Ermeni ve Rumların pek çok kurban verdiklerini, yaptıkları ayinleri bu kurbanların ruhlarına ithaf ettiklerini, gelecekte de Ermeni ve Rumların geçmişteki kararlı davranışlarını birlikte devam ettireceklerini” söylemektedir.
     Ermenilerin yoğun bir şekilde sürdürdükleri bu faaliyetlerde mali destek sağlamak açısından da çalışmalar yapılmaktadır. Ermeni ve diğer çevrelere sunulan propaganda materyalinin getirdiği gelirler, parti ve komite mensuplarının üyelik aidatları, kiliselerde “Allah adına” toplanılan, ancak “Canilerin kirli ellerine” teslim edilen paralar bir gelir kaynağını oluşturmaktadır. Bazı zengin Ermenilerin, yapılan baskıya karşı koyamayarak komiteleri zaman zaman finanse etmek mecburiyetinde kaldıkları, bu suretle komitelerin kendilerine karşı doğabilecek husumetlerini önlemeye çalıştıkları bilinmektedir. Ancak bu tip Ermenilerin bazen, yine şahsi menfaatlerini korumak gayesiyle, komitelerin bünyelerinde bizzat yer aldıkları da görülmektedir. Türkiye için geçen asırdan kalan “Hasta Adam” zihniyetini devam ettirmek amacında olan bazı devletler ise; başa çıkamadıkları bu hareketleri frenleme veya belirli bir çerçeve içerisinde tutma çabalarından öte başka bir şey yapamamaktadırlar. Kamuoyunda, Ermenilerin işlediği cinayetlerin doğurmuş olduğu menfi etkiyi ölçecek yerde, seçim zaruretleri veya başka nedenlerle kısa zaman aralığında bu gibi faaliyetlerin tekrarlanmasına müsaade etmektedirler.
     Basın-Yayın, Ermenilerce ve işbirliği içerisinde oldukları diğer şahıs veya kurumlarca en etkin bir biçimde kullanılmaktadır. Bugün, dünyanın hemen her ülkesinde Ermenilerin çıkardığı gazeteler –ki, bunlardan bazıları Haratch (Paris), Hayastan (Paris), Aztag (Beyrut), Nor Or (Los Angeles), Azot Or (Atina), Nor Marmara (İstanbul), The Armenien Reporter (New York)– ve Ermeni yanlısı şahısların idaresindeki gazeteler (Örneğin; Marsilya’da münteşir La Provençal Gazetesi, Belediye Başkanı Gaston Deferre’nindir. Ayrıca, La Meridional ile La France’da mezkûr şahsın malî kontrolündedir) Türk-Ermeni meselesi olarak ortaya atılan konuyu işlemek ve Ermeni benliğinin canlı tutulması açısından yüklendikleri görevi yerine getirmek hususunda devamlı çalışmaktadır.
     Ayrıca Müslüman’ın Hıristiyan’ı katlettiği haberini, dünya Hıristiyan âlemine yaymak gayesiyle hareket eden gazete ve gazeteciler de bulunmakta ve doğru veya yanlış böyle bir haberin kendilerine ulaşmasını müteakip yaygarayı koparmaktadırlar. Böyle bir basın için yayın değeri olan haber, insanın köpeği ısırması gibi, Müslüman Türk’ün Hıristiyan Ermeni’ye yaptığı kötülük gazetecilik haberi sayılmakta, sürüm yaparak birtakım menfaatler temini yoluna gitmek normal görülmektedir.
     Basın-Yayın’dan azami derecede istifade ettiği yukarıda belirtilen Ermenilerin para ile satın aldığı yazarlar da, menfaatleri uğruna, tarih sahifelerine adını altın harflerle yazdırmış bir milleti karalamaya vicdanlarını müsait görmektedirler. (Devamı var) 

(Türkiye Gazetesi–8 Şubat 1986)

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz