Mavi İle Yeşilin Buluştuğu Cennet Köşe-FETHİYE

M

     Baharın yaza dönüşme zamanında Akdeniz kıyısında olmak ayrı bir keyif. Kalabalıklara teslim olmamış sokaklarda, portakal ağaçlarındaki çiçeklerden yayılan mis gibi kokuyu içine çekerek yürümek. Dalgaların sesini dinlemek, sessiz kumsallarda, antik kentleri gezerken geçmişi düşlemek… Kanyonların serinliğinde yürümek, denizin derinliklerine dalmak… Seçenekler çok Akdeniz kıyısında ama biz bu kez bölgenin batısındaki Fethiye’deyiz.
     Fethiye deyince gözümde ilk canlanan bir resim oluyor. Ölüdeniz’in resmi… Yemyeşil çam ağaçlarıyla kaplı kıyıların denizle birleştiği yerde pırıl pırıl bir kumsal… Denizin sakin sularında en az deniz denli sakin yelkenliler. Maviyle yeşilin buluştuğu eşsiz bir renk, turkuaz… Güzel bir düş gibi gördüğüm resim ve bu düşün en güzel yanı da gerçek olması.
     Yalnızca Ölüdeniz değil, Fethiye ve çevresi gerçeğe dönüşen keyifli bir düş gibi. Mavi ve yeşil renklerin hemen hemen her tonunu görebileceğiniz bir yer. Antik adı “Telmessos” olan Fethiye’nin içindeki çarşıyı gezebilir, yüksek kayaların üzerinden Fethiye ovasını ve körfezini izleyen kral mezarları ile antik tiyatroyu görebilirsiniz. Fethiye’nin karşısındaki Şövalye Adası selamlar sizi. Fethiye’den Ölüdeniz’e giden yol ise güzel bir sürpriz yapar yolculara. İnişli çıkışlı bu 14 kilometrelik yolun sonunda berrak bir mavi renk karşılar sizi; burası Belcekız koyudur. Bu koyun içinde boylu boyunca denize doğru uzanmış kumsalı yürüdüğünüzde ise, Ölüdeniz’i görürsünüz. İnce çakıldan tertemiz sahili ve açık renkli kumuyla büyüleyici bir güzelliktedir Ölüdeniz; kıpırtısız durur öylece. Turkuaz renk, burada anlam kazanmıştır sanki.
     Ölüdeniz’de özellikle sabahın erken saatlerinde ve günbatımında yüzmek çok güzel, daha fazla heyecan yaşamak isterseniz Babadağ’ın zirvesine çıkıp, yamaç paraşütü de yapmak olanaklı. 2000 metre yükseklikten yavaş yavaş alçalırken, yarım saat içerisinde yalnızca eşsiz bir doğa harikası olan Ölüdeniz ve çevresindeki koyları değil, Patara plajı ve Dalaman’ı, hatta Rodos’u bile görebilirsiniz.
     Ölüdeniz’den çam ormanları arasında yapacağınız yaklaşık iki saatlik yürüyüşle gidebileceğiniz bir başka büyüleyici yer de Kayaköy… Mübadele sonrasında yalnız kalan kapısız, penceresiz evlerin oluşturduğu bu hayalet köy, içindeki kiliseleri, küçük meydanları ve dar sokaklarıyla gelecek ziyaretçilerinin içindeki boşluğu biraz olsun doldurmasını umar gibi sanki.
     Fethiye’deki en keyifli gezilerden bir diğeri de masmavi koyları adım adım dolaşan tekne gezileri. Oniki Adalar’da denilen bir ada grubuna ev sahipliği yapan Fethiye Körfezi’nde bu teknelerle her biri ayrı güzellikteki koyları görebilirsiniz. Örneğin; eşine az rastlanır kaplan kelebekleriyle ünlü Kelebekler Vadisi’ne… Sırtını Babadağ’a yaslamış vadi duvarları arasındaki çakıl taşlı küçük kumsal buyur eder sizi vadiye. Önce sessizliğin huzuru karşılar sizi, sonra pembe zakkum çiçekleri arasında uçan kelebeklerin minik kanatları, en son da şelaleler… Haziran ya da Ekim aylarıysa yüzlerce kelebeğin bir arada bulunduğu bir Açıkhava müzesine dönüşür vadi. Vadinin denizle buluştuğu bu güzel kumsaldan ayrılıp, tekneyle devam edince Gemiler Koyu’na gelirsiniz. Bu etkileyici koydaki eski adıyla Aya Nikola, yeni adıyla Gemiler Adası’nda yürüyerek, kilise, manastır, tünelleri gezebilir, yer mozaiklerini görebilirsiniz. Mavi Yolculuk teknelerinin uğramadan geçmediği bir başka koy da Göcek… Marinaların kalabalığını durgun suyuyla dengelemeye çalışan, çam ve zeytin ağaçlarıyla süslü tepelerin arasında yelkenlileri konuk eden bir koy.
     Fethiye’ye 30 kilometre uzaklıktaki bir başka doğa harikası da Saklıkent Kanyonu. 18 kilometre boyunca devam eden, yüksekliği yer yer 600 metreyi bulan bu kanyon, pırıl pırıl coşarak akan buz gibi suyuyla yürüyüş, yüzme ve dağcılık olanakları sunuyor ziyaretçilerine.
     Tabii ki Fethiye ve çevresi bu kadarla sınırlı değil. Daha birçok irili ufaklı koy, adalar, Hisarönü ve Ovacık beldeleri, Tlos ve Cadianda antik kentleri de var gezip görülecekler arasında.
     Bu beldeyi gezerken İ.Ö. 5’inci yüzyılda yaşayan Herodot’a hak vermemek elde değil.
     Fethiye ve Ölüdeniz öylesine güzel bir yer ki, eğer tanrılar yaşamak için yeryüzüne inselerdi, mutlaka burayı seçerlerdi…

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz