Pıckwıck’in Evrakı
Pıckwıck’in Evrakı

Pıckwıck’in Evrakı

Romanın Başlıca Karakterleri:
     Samuel Pickwick: İyi huylu, sevimli, saf, orta yaşlı bir adam; her şeyi bilmek ister ve macerayı sever.
     Nathaniel Winkle: Pickwick kulübünün en utangaç üyesi.
     Tracy Tupman: Pickwick kulübünün şişman, aşk maceralarının peşinde giden bir üyesi.
     Augustus Snodgrass: Pickwick kulübünün şair ruhlu üyesi.
     Alfred Jingle: Gezici bir aktör ve sırdaş; Kısa telgraf tarzı cümlelerle durmaksızın konuşur.
     Mr. Wardle: Rochester civarındaki Manor çiftliğinin sahibi, iri yarı ve cana yakın biri.
     Rachael Wardle: Mr. Wardle’ın, yaşı ilerlemiş, evlenmemiş kız kardeşi.
     Emily Wardle: Mr. Wardle’ın kızı.
     Arabella Allen: Mr. Winkle’in hayatının aşkı; mamafih, kızın erkek kardeşi, onu bir doktorla evlendirmek ister.
     Mrs. Bardell: Mr. Pickwick’in Londra’daki ev sahibesi; Pickwick’in, kendisine âşık olduğunu sanır.
     Sam Weller: Mr. Pickwick’in sadık uşağı; azimli ve eşsiz bir insan; bir “cockney”dir. (Londra’nın kenar mahallesinde yetişen adam)
     Mr. Serjeant Buzfuz: Mrs. Bardell’in vicdansız avukatı.
     Mr. Bob Sawyer: Arabella Allen’in reddettiği genç ve sevimli bir tıp talebesi.

Romanın Özeti:
     Pickwick kulübünün kibar, gözlüklü kurucusu ve yönetim kurulu daimi başkanı Mr. Samuel Pickwick, 13 Mayıs 1827’de kulübünün üç üyesi ile birlikte (MR. Nathaniel Winkle, Mr. Augustus Snodgrass ve Mr. Tracy Tupman), bir atlı araba ile kır bölgelerinde bir geziye çıkar. Kulüp üyeleri, İngiltere’nin uzak bölgelerine giderek, mahalli âdetleri tespit etmeyi teklif ederler. Bu yarı-ilmî gaye yolundaki gayretlerinde, beraberce, hoşça vakit de geçirmeyi düşünürler.
     Daha henüz yola çıkmışlardır ki, bir grup kabadayının hücumuna uğrarlar. Mr. Alfred Jingle adında kibar, dünya görmüş ve maharetli biri kendilerini kurtarır. Beraberce Rochester’e giderlerken, şimdiye kadar yaptığı birçok işleri zevkli bir şekilde onlara anlatır. Yolda fıçılarla midye yedikten sonra, Rochester’e geldikleri vakit, o akşam handa bir balo tertiplendiğini öğrenirler. Mr. Jingle, balo için resmî elbisesinin bulunmadığını üzülerek anlatır, zira elbisesinin bulunduğu bavul çalınmıştır. Mr. Jingle, Mr. Tupman’a baloya gidememesinin çok üzücü olduğunu, zira şişman, utangaç Tupman’ı balodaki bütün güzel kızlarla tanıştırabileceğini söyler.
     Mr. Tupman, böylece Mr. Winkle’in resmî elbisesini Alfred Jingle için “ödünç” alır. Alfred Jingle de, baloda Dr. Slammer’in kur yaptığı orta yaşlı bir kadınla flört ederek, çabuk kızan bu doktoru çileden çıkartır.
     Ertesi sabah, Dr. Slammer’in uşağı Mr. Winkle’i ziyaret ederek, efendisinin kendisini düelloya davet ettiğini söyler. Zavallı Mr. Winkle ise, geçen akşam doktora hakaret ettiğini hatırlamayacak kadar sarhoştur. Sanığın kendi elbiselerini giyinen Mr. Jingle olduğunu bilmeyen ürkek Pickwick’li, korkudan tir tir titreyerek düello yerine gelir. Yardımcısı, Pickwick kulübünün şairi Mr. Snodgrass’tır. Dr. Slammer düello yerine geldiği zaman, Mr. Winkle’nin yanlış biri olduğunu görür, mesele dostça halledilir. Mr. Jingle’in kim olduğunu kimse bilmez.
     Aynı gün, öğleden sonra, Pickwickliler, şişman ve sevimli Mr. Wandler’in iki kızı, şişman ve evlenmemiş kız kardeşi Rachael ile birlikte yaşadığı Manor çiftliğine davet edilirler. Ertesi günü öğleden sonra, zorlu bir yolculuk yaparak, Pickwickliler, sefil ve perişan bir vaziyette, kaldıkları handan on mil mesafedeki bir hana ulaşırlar.
     Mr. Tupman, yaşlı Bayan Wardle’e âşık olur ve Mr. Winkle de güzel Arabella Allen’e tutulur. Yiğitliğini ispat etmek için, Mr. Winkle, dileklerle hiçbir alışverişi olmamasına rağmen ava çıkar ve kazaen Mr. Tupman’ı elinden vurur.
     Kriket maçı sırasında Mr. Pickwick, tekrar Jingle’e rastlar. Mr. Wardle, bu aktör ve şarlatanı Manor çiftliğine davet eder. Daima bir fırsat kollayan Jingle, Mrs. Wardle’in zengin bir kadın olduğunu sanır, onu Mr. Tupman’dan soğuttuktan sonra, beraberce kaçarlar. Mr. Wardle ve Mr. Pickwick, derhal bu çiftin peşine takılır, zorlu bir takipten sonra White Hart Hanı’nın akıllı uşağı Sam Waller’in yardımıyla Londra’da yakalarlar. Jingle’e oldukça yüklü bir para vererek bu işten vazgeçmeye ikna ederler; zavallı Mrs. Wardle de gözyaşlarıyla Manor çiftliğine getirilir.
     Londralı bir arabacının oğlu olan Sam Waller’in zekâsına hayran kalan Mr. Pickwick, onu kendisine uşak olarak tutar, beraberce Gosling Street’teki yerine gelirler. Mr. Pickwick’in ev sahibesi Mrs. Bardell, garip düşünceler içindedir. Mr. Pickwick’in kendisine âşık olduğunu ve evlenme teklifinde bulunduğunu sanır. Kadın, Pickwick’in üç arkadaşı kendisini ziyarete geldiği an, bayılmış gibi hareket ederek kendisini Mr. Pickwick’in kollarına bırakır.
     Mrs. Bardell’in bu tutumu karşısında Londra’da yaşayamayacağını anlayan Mr. Pickwick ve arkadaşları, Eastanswill kasabasına giderler. Kasabada “Blue”lar ve “Buff”lar arasında şiddetli seçim mücadelesi yapılmaktadır. Bir “Blue” olan muhterem Samuel Slumkey, pis bir seçim mücadelesi sonunda, “Buff” rakibi Horatio Fizkin’e karşı zafer kazanmıştır. Seçim heyecanı yatılı bir mektebe giden zengin bir kızı kaçırmak isteyen Jingle’in planına bozduğunu sanır.
     Londra’ya döndüğü zaman Mr. Pickwick, Mrs. Bardell’in bir avukatlık firması vasıtasıyla aleyhine, vaadini yerine getirmediği için dava açtığını hayretle öğrenir. Fakat mahkeme başlamadan önce, Mr. Pickwick, Wardle ailesiyle birlikte mutlu bir Noel geçirir ve Mr. Winkle’nin Arabella Allen’le olan aşkı daha da gelişir.
     Londra’ya dönen Mr. Pickwick, Dodson & Fogg hukuki firmasının avukatı Mr. Serjeant Buzfuz’un oyun ve sahtekârlıklarına karşı kendisini savunmalıdır. Vicdansız avukat, Mr. Pickwick’in ev sahibesinden akşam yemeği için pirzola ve salça istemek için gönderdiği yazının, gerçekten bir aşk mektubu olduğuna hâkimi inandırır. Mr. Pickwick’in şahidi iyi niyetli fakat tamamen beceriksiz Mr. Winkle, hâkimi daha da kızdırmaktan başka bir şey yapmaz. Sam Waller, efendisini savunmak ister, fakat hâkim onun kurnaz zekâsının “cockney”lere mahsus bir küstahlık olduğunu söyler. Hâkimler, pirzola yer ve şarap içerlerken, jüri, Mr. Pickwick’in suçlu olduğuna karar verir. Adaletin böylece yanlış tecellisi karşısında gazaba gelen Mr. Pickwick, 750 İngiliz lirası cezanın bir kuruşunu dahi ödemeyeceğini ve hapishaneye gitmeyi tercih edeceğini söyler.
     Borçlarını ödemeyenlerin gönderildiği Fleet Street hapishanesine gönderilmeden önce, Mr. Pickwick’in, Bath kasabasının kaplıcalarında bir ay istirahat etmesine müsaade edilir. Mr. Pickwick burada, arkadaşı Winkle ile Arabella Allen’in erkek kardeşinin evlenmesini istediği tıp talebesi Bob Sawyer’i reddettiğini öğrenince, Mrs. Allen’in bir parkta Mr. Winkle ile buluşmasına aracılık eder.
     Mr. Pickwick, avukatının ve Sam Waller’in sözlerini dinlemeyerek, mahkemenin tayin ettiği tazminatı ödemek istemez ve hapishaneye gönderilir. Uşağı Sam da, efendisine hizmet edebilmek için kendisini hapsettirir ve böylece Mr. Pickwick’in hücresini mümkün olduğu ölçüde rahat yaşanacak bir şekle sokar. Mr. Pickwick, hapishanede artık ıslah olamayan Jingle ile bir defa daha karşılaşır. Adam çok kötü bir durumdadır. Mr. Pickwick, adamın haline acır, kendisine elbise alması ve karnını doyurması için para verir.
     Mr. Pickwick, bir gün Mrs. Bardell ve oğlunun da Fleet Street hapishanesine atıldıklarını görür. Kadının davasını ücretsiz üzerine alan Dodson & Fogg adındaki hukuk bürosu, Mr. Pickwick’in ödeyeceği tazminattan kendilerine pay çıkarmayı düşündüklerinden, kadın onların ücretlerini ödemeyince müvekkillerini hapsettirmişlerdir. Cömertliğini hiçbir zaman terk etmeyen Mr. Pickwick, Bardell’lere para verir ve hapisten kurtulmaları için yardımcı olacağını vadeder.
     Bu arada, Arabella, kardeşinin itirazlarına rağmen, Mr. Winkle ile evlenir. Bu çift, Pickwick’i hapishanede ziyaret ederek, borcunu ödeyip serbest kalmasını ve Arabella ile kardeşini barıştırmasını rica eder. Mr. Pickwick buna hayır diyemez. Üç ay hapiste kaldıktan sonra, Mrs. Bardell’e tazminatı öder ve hapisten çıkar. Arabella’yı erkek kardeşi ile barıştırır, fakat şimdi Mr. Winkle’in babasının bu evliliğe itiraz ettiğini ve oğlunu mirastan mahrum bırakacağını söylediğini öğrenir. Üstelik Mr. Pickwick’i ziyaret eden Mr. Wardle, kızı Emily’nin fakir şair Mr. Snodgrass’a derinden tutulduğunu söyler.
     Mr. Pickwick, bu güçlüklerin hepsini halleder. Mr. Winkle’in babası, gelinin sevimli bir kız olduğunu görünce, oğlunu affeder. Mr. Snodgrass, Emily Wardle ile evlenir, hatta Sam Weller de bir hizmetçi ile evlenerek, karısı ile birlikte Mr. Pickwick’in işlerini yapmaya devam ederler.
     Bütün bu yorucu maceralardan sonra Mr. Pickwick, kulübü dağıtır ve Weller’le birlikte bir kır evine çekilerek Winkle’lerin ve Snodgrass’ların çocuklarına manevi babalık eder.

Romana Eleştirel Bakış:
     1936 yılında bir gün Robert Seymour adında bir sanatkâr, yirmi dört yaşında Dickens’e başvurarak avcılıkla ilgili bir çizgi romanın yazılarını yazmasını ister. Resimler Surtees’in halk tarafından beğenilen popüler romanlarını hatırlatırcasına, bir grup amatör sporcunun komik maceralarını gösteriyordu. Genç bir dehanın kendisine olan güveni ile Dickens, bir şartla bu işi yapabileceğini söyledi. Resimler, ikinci derecede kalacaktı. Kitabın nasıl son bulacağını bilmeksizin Pickwick’in Evrakı adı altında tefrika edilmeye başlandı.
     Başlangıçta halkın pek ilgisini çekmeyen bu seri, araya Sam Weller’in girmesiyle derhal tutundu. Bu arada Seymour intihar etti ve Dickens, romanın ortasında ressamsız kaldı. Bu iş için görüştüğü kimselerden biri o zaman bir ressam olarak kendisine bir yol çizmeye çalışan genç Thackeray idi. Mamafih, bu iş Hablod K. Browne’ye verildi, bu ressam da, “Phiz” imzasıyla Dickens’in ilk kitaplarından birçoklarını resimledi; sonraları onun yerine, büyük ressam George Cruiksahnk aldı.
     Dickens dehasını göstermeye başlamıştı, Pickwick’in Evrakı’nın oldukça basit orijinal planı kaldırıldı. Artık Cockney “Sporcular”ın gülünç maceralarına bağlı kalmayan Pickwick, çocukluğunda okuduğu romanlara, Cervantes’in, Fielding’in ve Smollett’in pitoresk romanlarına döndü ve 19’uncu asrın ilk yıllarındaki İngiliz hayatını büyük bir panoramik roman halinde gösterdi.
     Çok gevşek bir yapı üzerine kurulmuş olmasına rağmen Pickwick, onun en meşhur romanlarından biri oldu. Kitabı yazdığı sırada Dickens’ın roman konusunda pek az tecrübesi vardı ve romanı iyi yapan unsurların neler olduğunu da pek bilmiyordu. Aylık tefrikalar halinde yazdığından, roman ilerledikçe planı da istediği gibi değiştirdi. Ancak daha sonraları, tefrika edilen bir romanın da resmi bir düzeni olması gerektiğini öğrendi.
     Gelişi güzel planına, hareketlerin birbirlerine karışmasına, çok sayıdaki karakterlerine rağmen, Dickens’ın büyük tahayyül gücü hiçbir zarar görmüyor. Pickwick, bugün de zevkle okunan bir kitap. Sanayileşme çağından önceki İngiltere’nin hanları ve atlı arabaları, yemek sofraları, ailelerin Noel’de bir araya gelmeleri, kanun adaletsizliği ve saçmalığı ve borçlarını ödemeyenlerin atıldığı hapishanelerin dehşet saçıcı durumlarıyla dengeleniyor. Dickens’ın daha sonraları ele aldığı zevkli tezlerden ekserisi, ilkin Pickwick’in Evrakı’nda beşeri sayfalarda görüldü.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir