Folklorumuzdan: Maniler

F

    Ortak Halk edebiyatının nazım şekli; dört mısralı bir kıtadan meydana gelir.
    Mani, düğün, ölüm, ayrılık, buluşma, gurbet vb. olaylar karşısındaki sevinç ve üzüntü gibi duygu ve dilekleri en güzel şekilde yansıtma aracıdır.
     Araştırmacılar manileri; niyet/fal manileri, sevda manileri, iş manileri, bekçi ve davulcu manileri, sokak satıcısı manileri, meydan kahvelerinde okunan maniler, Doğu Anadolu’ya özgü halk öyküsü manileri ve mektup manileri olmak üzere konularına göre sınıflara ayırmaktadır.
     Maniler tek kişi tarafından söylendiği gibi, iki kişi arasında karşılıklı söyleşme biçiminde de oluşturulur. Bu deyişmeler, genellikle iki kız, delikanlı ile kız, ana ile oğul arasında olur. Oyun oynanırken ya da tarlada çalışırken karşılıklı söylenen, atışma tarzında sorulu yanıtlı maniler de vardır.
     Maniler yazma cönk ve mecmualardan başka, yazma ve basma kitapların boş yerlerinde ve sayfa kenarlarında da meraklılar tarafından yazıya geçirilmiştir. Ayrıca Batılı Türkologların 19’uncu yüzyıldan beri yaptığı derlemelerde, Cumhuriyet döneminde Türk folklorcularının derlediği metinler arasında on binlerce mani dörtlükleri bulunmaktadır.
     Mani söyleyenlere manici, mani yakıcı, mani düzücü, mani söylemeye de mani yakmak, mani düzmek, mani atmak denir.

A benim bahtiyârim
Gönülde tahtı yârim
Yüzünde göz izi var
Sana kim baktı yârim

(Ayağı)
Kuşlardan bir kuş gördüm
Var başında ayağı
Üstad manici isen
Aç maniden ayağı

(Bağ bana)
Bahçe sana bağ bana
Değme zincir kâr etmez
Zülfün teli bağ bana

Deyiş
Âdilem sen nâçarsın
İnci mercan saçarsın
Dünya deniz olunca
Gönlüm nere kaçarsın

Ağam derim nâçarım
İnci mercan saçarım
Dünya deniz olunca
Ben kuş olup uçarım

Âdilem sen nâçarsın
La’l ü gevher saçarsın
Ben bir şahin olunca
Yavrum nere kaçarsın

Ağam derim nâçarım
La’l ü gevher saçarım
Sen bir şahin olunca
Ben yerlere kaçarım

Âdilem sen naçarsın
La’l ü gevher saçarsın
Ben Azrail olunca
Kuzum nere kaçarsın

Ağam derim nâçarım
La’l ü gevher saçarım
Sen Azrail olunca
Ben cennete kaçarım

Düz mani
Akşamlar olmasaydı
Badeler dolmasaydı
Yâr koynuma girince
Hiç sabah olmasaydı.

A benim bahtı yârim
Gönülde tahtı yârim
Yüzünde göz izi var
Sana kim baktı yârim.

Anne demeye geldim
Kaymak yemeye geldim
Meramım kaymak değil
Yâri görmeye geldim.

Bağlarında üzüm var
Mor şalvarda gözüm var
Kaçma yârim uzağa
Sana bir çift sözüm var.

Dağlarda gezer oldum
Okuyup yazar oldum
Ben bir güzel uğruna
Kuruyup gazel oldum.

Hıçkırık tuttu beni
Tuttu kuruttu beni
Elin oğlu değil mi
Gitti unuttu beni.

Kesik mani
(karaca)
Aldım aşkın tüfeğin
Vurdum birkaç karaca
Dünyada bir yâr sevdim
Kara gözlü karaca.

Yedekli mani
Ağlarım çağlar gibi
Derdim var dağlar gibi
Ciğerden yaralıyım
Gülerim çağlar gibi
Her gelen bir gül ister
Sahipsiz bağlar gibi.

Tası yok tası yok
Ne viran çeşme imiş
Su içecek tası yok
Yıkıldı viran gönlüm
Yapacak ustası yok
Şu vefasız dünyanın
Ucu var ortası yok.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz